SEÇME FIKRALAR (Hazırlayan: H.Sabri TÜCEL)
ERKEKLER BÖYLEDİR!
Cafer komadadır... Yanında ise karısı... Cafer'in
gözleri nemli, kısık
sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
'İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin... İflas ettiğim gün
oradaydın...
Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığimda seni gördüm... Trafik kazası
geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın. ..
Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabii......
'Şimdi komadayım yine başucumdasın.. . Sonunda anladım ama, çok geç oldu;
yahu sen ne uğursuz karısın...'
BEKTASİ
Bektaşi Cuma'ya
gitmiş.
Camide hoca yüksekçe bir yere
çıkmış, boyuna nutuk atmakta, hem de şarap içenleri açıkça kınamaktaymış.
Bektaşi can kulağıyla dinlemeye başlamış,
-"Şarap içenler öbür tarafta her türlü
cezayı görecek. Şarap içmeyenlerse her türlü sefayı sürecek. Hatta her birinin emrine 40 huri verilecek.
Huriler
şöyle güzel, böyle hoş, Hurilerin hepsi birbirinden latif, Hepsi birbirinden mültefit..
Şarap içenlerinse, içtikleri her şarap şişesi sırat köprüsünden geçerken, boyunlarına asılacak..!!!"
Bektaşi dayanamamış, durduğu yerden seslenmiş:
-"Hoca efendi, şişeler dolu mu olacak bos mu???"
Hoca gürlemiş:
-"Bre zındıkk!!! Sen dolu
şişelerle öbür tarafı meyhane mi sanırsın..!!"
Bektaşi boynunu büküp itiraz etmiş:
-"İyi ama hoca, adam bası 40 huri ile sen de öbür
tarafı kerhane mi sanırsın?
FANATİK
TARAFTAR
KADINLARA
KARŞI ZAFER
MOTOR
İSTİKAMET
KAPLUMBAĞA
SHAKESPEARE
PİYANİST
ANNECİĞİM
EVLENİYORUM
MAÇ
VAR KALECİ KİM?
PARASUT
NAZİK
HANIM
KAYSERİLİ
3
KIZ
OLACAKSA
OLSUN
ÇIBAN
NEDEN
BELEDİYE
DAMGASI
TED
AMCA
HIZ
MELEK
Mİ?
BİYOLOJİ
SINAVI
PAZARLIK
YATAĞA
ÇIKAMADIK
Yassı
Tavuk
ESEGİN
MAKBUZU
AŞK
ELBİSESİ
KARLI
OYUN
YANLIŞ
NUMARA
FENERBAHCE
ve TANRI
ZURNA
GİBİ
TEMEL
ILE YUNAN ASKERI
ÜÇ
MAHKUM
ARADA
"R" VAR
KAÇ ETSİN
DİKKAT
LADİN TESLİM OLUYOR
PAPA
KERİZ
DİYAFON
AVCI
SOS
İSTER MİSİNİZ?
AYNA
KULAKLAR
FELSEFE
Arabistan'da suç işleyen 3 fanatik taraftar, Hakimin karşısına çıkar. Hakim
sırayla önce Fenerbahçeli taraftara dönerek:
- "Seni sırtına 10 kırbaç yeme cezasıyla cezalandırıyorum, tek isteğin var
söyle" der.
Fenerli:
- "Sırtıma 1 tane kumlu çuval bağlayarak kırbaçlayın"
der.
Bunun üzerine sırtına
1 kum çuvalı bağlanır ancak 3.kırbaçta çuval patlayınca 7 kırbacı sırtına yer.
Hakim
Galatasaraylı taraftara dönerek aynı şekilde sorar:
Galatasaraylı:
-"Bana 2 tane kumlu
çuval bağlayın" der.
Bu kez 6 kırbaçtan sonra çuvallar
yırtılır 4 kırbaçta Galatasaraylı yer.
Hakim
Beşiktaşlıya dönerek:
-"Bende Beşiktaşlıyım onun için
seni 5 kırbaçla cezalandırıyor ve senden 2 istek bekliyorum" der.
Yüzünde
tebessüm oluşan Beşiktaşlı istekleri sıralar:
-ilk isteğim
5 kırbacı 50 yapın. Sonra da Fenerliyi sırtıma bağlayın.
Adam kitabevinden içeri girdi, tezgahta duran gence sordu:
- Sizde "Kadınlara Karşı Zafer Kazanan Erkek" romanı var mı?
Tezgahtar eliyle az ötesini işaret etti:
- Var efendim, orada masal kitapları bölümünde bulabilirsiniz.
HERKES GÜVERTEYE
Okyanusta büyük bir gemi hızla ilerliyorken, bir an gemi kaptanı herkesi
güverteye çağırmış. Herkes güverteye toplanınca:
- "Size bir kötü bir de iyi haberim var" demiş. "Hangisi ile başlayayım?"
- "İyi olanla" demiş yolcular...
- "11 dalda oscar kazanacağız..."
ÖNCE KAÇANLAR
Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi
aralarında,
- "Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi."
demişler...
Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir
kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler
ve,
- "Buyrun beyler, yiyiniz." demişler...
Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya girmiş,
- "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"
KADIN KULAĞI
Adamın biri kazada kulaklarını kaybetmiş. Araştırmaları sonucu iyi bir
plastik cerrah bulmuş, ve girmiş ameliyata.
Ameliyat sonrası bandajlar açıldıktan bir süre sonra: - "Aman Allahım
Doktor! Bana kadın kulakları takmışsınız!" diye bağırmaya başlamış.
- "Kulak kulaktır!" demiş Doktor... "Kadını erkeği olmaz!"
- "Yanılıyorsunuz!" demiş hasta... "Herşeyi duyuyorum ama hiçbir sey
anlamıyorum!"
MELEKLER UÇAR MI?
Anne kız konuşurlar. Küçük kız annesine sorar:
- Anne melekler uçar mi?
- Uçar.
- Bütün melekler mi?
- Evet.
- Peki bizim hizmetçi kız neden uçmuyor?
Annesi şaşırır:
- Hizmetçi neden uçacakmış kızım?
- Babam konusurken ona hep "Melegim!" diyor da.
Anne öfkeyle fırlar:
- Ya öyle mi, o halde az sonra hemen uçar.
FELÇLİ BABA
Adamın biri birgün felç olan bir arkadaşını ziyaret etmiş. Sohbet sırasında
felçli arkadaşı adama:
- "Terliklerim yukarıda kalmış onları bana getirir misin lütfen" diye rica
etmiş...
Adam yukarı çıkmış, bir de ne görsün; felçli arkadaşının afet gibi dipdiri
iki kızı var! Hemen pratik zekasını çalıştırarak:
- "Babanız beni sizinle yatmam için gönderdi" demiş... Kızlar:
- "Nasıl olur!! İmkansız!" demişler... Adam:
- "İnanmıyorsanız soralım" demiş ve aşağıya seslenmiş:
- "İKİSİNİ DE Mİİİİİİ!"... Felçli adam bağırmış:
- "İKİSİNİ DE! İKİSİNİ DEEEE!!"
HAPİS CEZASI
Kadın, gece yarısı yanından kaybolan kocasını bulmak için kalkar. Evde
yalnızlık içinde, aşağıdan bir ses duyar. Aşağı iner ve tekrar dinlemeye başlar,
ama kocasını bulamaz.
Biraz daha aramak için aşağı depo'ya iner, orda kocasını dizleri üstüne
çökmüş, duvara dönmüş ağladığını görür... Ve merakla sorar:
- "Kocacığım, neyin var, ne oldu ?" Kocası:
- "Hatırlıyor musun, Baban bizi beraber yakaladığında bir soru sormuştu, ya
evlenirsin yada 20 yıl hapis çekersin."... Kadın şaşırarak:
- "Eeee ne oldu?" Adam:
- "Bugün, hapisten çıkmış olacaktımm"
BAŞIM AĞRIYOOO
Temel'le Fadime ormanda gezerlerken birkaç adam bunlara saldırır. Temel'i
ağaca bağlayıp Fadime'yi başlarlar soymaya...
Fadime bağırır:
- "Temeeel bunlar galiba, gali-ba beni ...." Temel:
- "Başım ağrıyo de, başım ağrıyo dee!!!"
İNSAN PSİKOLOJİSİ
Adam barda gördüğü güzel bayanla konuşmanın yollarını arıyordu. Sonunda
cesaretini toplayarak kıza yaklaştı ve,
- "Biraz konuşabilir miyiz, acaba?" dedi. Kız birden haykırdı:
- "Terbiyesiz! Ben senin bildiğin kızlardan değilim!"
Adam utancından yerin dibine girmişti. Herkes ona bakıyordu. Gitti ve
masasına oturdu. Bir süre sonra kız ona yaklaştı. Gülümseyerek,
- "Az önceki olay için özür dilerim. Ben psikoloji öğrencisiyim ve
utandırıcı durumlarda insanların nasıl davrandiklarını inceliyordum..." dedi...
Adam avaz avaz bağırarak cevap verdi:
- "Nee? Gecesi 200 dolar mı? Deli misin sen?"
SAVAŞ
Karadenizliler ile Ruslar cephede uzunca bir müddet savaşmışlar. Günlerce
siperin arkasından ateş edip durmuşlar, ama hiç ölen olmamış. Sonunda Rusların
aklına bir kurnazlık gelmiş:
- "Ünlü bir laz ismi bulalım hep birlikte bağıralım, onlar ayağa kalkar
seslenirler, biz de öldürürüz." Olur mu Olur... Ne diyelim, ne diyelim derken
TEMEL akıllarına gelmiş:
- "Tamam Temel diyeceğiz... Bir, iki, üc: Temeeeeel!"
Karadeniz cephesinde Temeller ayağa kalkmış:
- "Ne vaaaaar!" Ruslar ayağa kalkan Temelleri öldürmüş. Ruslar:
- "Güzel oldu, bu sefer DURSUN diyelim," demişler... "Bir, iki, üc:
Dursuuuuun?" Dursunlar ayakta...
- "Ne vaaaar?" Ruslar, ayağa kalkan Dursunları da öldürmüşler.
- "Güzel bu sefer İDRİS diyelim," demişler... Bir, iki, üç:
- "İdriiiiis!" İdrisler ayakta...
- "Ne vaaaaar?" Ayağa kalkan İdrisleri de öldürmüşler... Karadenizliler
cephesinde:
- "Bu böyle olmaz hep azalıyoruz. Aynı oyunu biz de onlara oynayalım."
- "Tamam oynayalım. Ne diyelim?"
- "VLADEMIR diyelim."
- "Tamam. Bir, iki, üç:
- "Vlademiiiir!" çıt yok...
- "Vlademiiiir!" çıt yok...
Birazdan karşı cepheden:
- "Kim seslendiiii?" Karadenizliler hep birlikte ayakta:
- "Biiiz..."
Dünyanın en ünlü kalp doktoru De Bakey'ın arabası bozulmuş, arabasını
tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey'e dönerek:
- "Size birşey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela
ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerde olduğunu
anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını
değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini
takacağım!!. Söylesenize nasıl oluyorda siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama
ben meteliğe kurşun atıyorum?"
Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:
- "BUNLARIN HEPSİNİ MOTOR ÇALIŞIYORKEN YAPMAYI DENESENİZE!!!"
SUÇLU
Bir suçlu yurt çapında aranıyormuş. Bütün emniyet müdürlüklerine suçlunun
bir adet cepheden ve iki adet profilden resmi dağıtılmış. İki gün sonra Trabzon
Emniyet Müdürlüğü'nden bir fax gelmiş:
- Suçlulardan ikisini yakaladık. Üçüncüsünün yakalanması an meselesi
BALE
Temel ilk kez baleye gitmiş. Parmaklarının uçlarında dans eden kızlara
bakmış, bakmış VE:
- "Taha uzun poylu kizlaru seçselerdu ya!" demiş...
ÇILGIN ÇOCUK
Yaşlı bir amca parkta bir banka çökmüş etrafı seyrediyormuş... derken
yanına bir delikanli gelmiş ki saçları kırmızı, turuncu, mavi, sarı renk
boyalı... Adam çocuğa bakakalmış... Çocuk da küstah bir sesle:
- "Ne var moruk, sen hayatında hiç çılgınca bişey yapmadın mı!" demiş...
Adam gülümsemiş:
- "Yaptım.. bir seferinde çok sarhoştum ve bir papağanı becermiştim.. Şimdi
de acaba sen benim oğlum musun diye merak ediyorum..."
ÇOK ÖZEL
Temel birgün keçinin boynuna tasma takmış gezdiriyormuş. Arkadaşı Dursun
yolda onu görüp:
- Ula Temel Napiysin ?...
- Ula cörmiymisin Çöpeğimi cezdurayrum Dursun kardeşim...
- Ula Temel bunun boynuzlari var....
- Valla ben onin özel hayatina karişmayrum...
İKİ KERE İKİ
Lazın oğlu yüzünde üzgün bir ifade ile okuldan gelmiş. Babası durumu
görünce sormuş:
- Ne oldu ?
- Matematik dersinden zayıf aldım.
- Niye ?
- Öğretmen 2 kere 2 kaç eder dedi, bende 6 dedim.
- E oğlum, 2 kere 2 dört eder, hadi bilemedin beş eder. 6 nerden çıktı?
BUZ TUTAN GÖL
Temel dünya turuna çıkar ve yolu Canada'ya da düşer. Kırk yılda bir
Karadeniz'de hamsi avlamaktan daha değişik bir fırsat çıktığını düşünerek buz
tutmuş bir gölde, buzu kırıp balık tutmaya özenir ve işe koyulur. Tam buzu
kıracakken, insanın içini titreten bir ses duyulur:
- Oğlum burada balık yok!
Temel az öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler,
- Burada balık yok dedim sana...
Temel'in eli ayağı titreyerek seslenir:
- Tanrım, sen misun yoksa?
Ses yeniden duyulur,
- Hayır oğlum, ben buz hokeyi stadının spikeriyim.
SPERM TESTİ
Bir gün 75 yaşında bir ihtiyar sperm testi yaptırmak için doktora gider.
Doktor adama bir kavanoz verir ve:
- "Bunu doldurup yarın bana getirin" der...
Ertesi gün ihtiyar kavanozu getirip doktora verir. Doktor kavanoza bakar ve
boş olduğunu görür ve sebebini sorar. İhtiyar anlatmaya başlar:
- "Doktor bey, dün gece sağ elimle denedim olmadı, sol elimle denedim gene
olmadı. Karımı çağırdım, o da sağ ve sol elleriyle denedi, ağzıyla denedi önce
dişini çıkararak sonra dişini takarak denedi gene olmadı. Baktık olacak gibi
değil komşunun karısını çağırdık o da iki elini ve ağzını denedi gene olmadı,
deyince doktor kendini tutamamış:
- "Naaptınız, komşunun karısını da mı çağırdınız" diye sormuş.
İhtiyar yanıtlamış:
- "Napalım, açamadık şu lanet kavanozu bir türlü."
BUZDOLABI
Temel bir gün kahvede otururken arkadaşlarından biri ona:
- "Ula temel senin hanım seni aldatıyo" demiş.
Bunu duyan temel hemen eve koşmuş, evi aramış taramış fakat kimseyi
bulamayınca sevincinden oracıkta ölmüş. Öbür alemde dolaşırken bir anda arkadaşı
Dursun'u karşısında görmüş ve şaşkınlıkla:
- Ula dursun ben seni daha dün gördüydüm nasıl olduda ölüp buraya geldin.
- Valla temel hiç sorma donarak öldüm, peki sen nası öldünde buraya geldin.
- Dün kahvedeydim biri geldi bana senin hanım seni aldatıyo dedi bende
hemen eve gittim aradım taradım ama kimseyi bulamayınca orada yığıldım kaldım.
- Ula buzdolabına baksaydın ikimizde şimdi sağ olacaktık.
SERT KOVBOY
Üç kovboy Teksas'ta bir barda masaya oturmuş, kafayı çekiyorlar... Bir
sarhoş girmiş içeri. Parmağı ile ortadakini işaret etmiş: - "Senin anan," demiş
"Teksas'ın en çılgın seks manyağıdır" demiş..
Masanın etrafı bir anda boşalmış.. Ama ortadaki adam duymazdan gelmiş,
içkisine devam etmiş. Sarhoş çıkmış gitmiş.. 10 dakika sonra geri gelmiş. Gene
aynı masanın başında dikilmiş..
- "Senin o fahişe ananı az önce becerdim, harikaydı" demiş. Etraf masalar
gene bir anda boşalmış.. Bizimki gene kılını kıpırdatmadan içmeye devam etmiş.
Sarhoş çıkmış gitmiş.. 10 dakika sonra gene gelmiş..
- "Senin anan var ya, senin anan" diye başlarken, kovboy nihayet lafını
kesmiş:
- "Evine git de yat.. Gene zurna gibi içmissin, baba!.."
Temel trene binmiş, Kontrol gelmiş, biletinin İstanbul'a olduğunu, trenin
Ankara'ya gittiğini söylemiş. Temel kendinden emin:
- Peçi maçinist yanlış istikamete cittiğini piliy mi?
ÜÇ DİL
Temel ile Dursun Sultanahmette gezinirken bir turist gelip kendilerine bir
adres sorar. Turist ingilizce, almanca ve fransızca sorar fakat bizim lazlar
anlamaz...
- Ula dursun bir yabancı dil öğrenemedik gitti
- Ula neye yarayacakki bak adam üç dil biliyor yine derdini anlatamıyo...
OTELCİ TEMEL
Otelci Temel'in kapısını bir gece bir İspanyol asilzedesi çalmış.
- Odanız var mı?
- Kimsunuz?
- Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo.
- Haa, pu katar uşağu alacak yerum yok!
YARATICI AVUKAT
Avukat hırsızlıkla suçlanan müvekkilini yaratıcı bir savunma ile hapisten
kurtarmak istemektedir. Avukat Yargıca hitaben;
- "Müvekkilim, arabanın camından içeri sadece kolunu sokup çantayı
almıştır. Müvekkilimin kolu, muvekkilimin bizzat kendisi değildir. Sadece bir
kol tarafından işlenen bir suç için niye bütün bir kişiyi cezalandırıyorsunuz."
der...
Yargıç , gülümseyerek;
- "Peki o zaman aynı mantıkla gidiyorum ve müvekkilinizin kolunu 1 yıl
hapse mahküm ediyorum. Müvekkiliniz isterse ona eşlik edebilir." der...
Müvekkil gülümser. Avukatın yardımıyla müvekkilin takma kolunu çıkartırlar
ve dönüp giderler...
BİLGİSAYAR MÜHENDİSİ
Bir makine mühendisi, bir eLektrik mühendisi ve bir de biLgisayar mühendisi
binmisLer bir arabaya gidiyoLar. YoLun yarIsIna geLdikLerinde araba bozuLuyor ve
makine mühendisi;
- "ben haLLederim" deyip yatIyor arabanIn aLtIna, bi kaç yere çekiç vuruyo,
vida sIkIyo faLan, biniyorLar arabaya, haLa bozuk. Bu sefer eLektrik mühendisi
hemen atLIyo,
- "Bana bIrakIn" diye... KabLoLarI kontroL ediyo, eLektrik aksamIna bakIyo,
biniyoLar arabaya ama tIk yok gene. Makina ve eLektrik mühendisi biLgisayar
mühendisine dönüyorLar. sIranIn kendisine geLdigini anLayan biLgisayar
mühendisi:
- "eee.. şey... arabadan çIkIp bi daha girsek?"
TRAMPLEN
Lazlar havuzlardan konuşurlarken bir tanesi:
- Ben geçen gün bir lüks otelin havuzuna gittim ama kovuldum.
- Niye ?
- Çünkü havuza işedim.
- Amaan, herkes işiyor...
- Ama ben tramplenden işedim...
MUAYENE
Adam karısı ile birlikte doktora muayene olmaya gider. Muayene biter ve
doktor odasından çıkarak kadının yanına gelir ve Kocanızın ölmemesini
istiyorsanız şu kağıda yazdıklarımı uygulayacaksınız der:
1- Sabahları güler yüzle güzel bir kahvaltı hazırlayın ve ise mutlu
gitmesini sağlayın
2- Ögleleri eve geldiğinde güler yüzle karşılayın ve güzel bir öğle yemeği
ile takdir edildiğini hissettirin, böylece günün geri kalan kısmını da iyi
geçirmesine yardım edin.
3- Akşamları eve geldiğinde yemek özellikle güzel olmalı. Eve gelince eline
bir kadeh içki verin dinlenmesini sağlayın.
4- Haftada en az üç kere birlikte olun, eğer isterse daha fazla birlikte
olun. Ve tamamıyla tatmin olduğundan emin olun.
- "Eger bu dediklerimi harfiyyen uygularsanız kocanızın sağlık yönünden
hiçbir problemi olmayacak" der doktor.
Eve geldiklerinde adam karısına sorar,
- "Ne dedi doktor sana?"
- "... ölecekmişsin.."
KAHVALTI
Küçük temel annesine sorar,
- Anne hepimiz laz miyuz?
- Öyle
- Dedem de laz miydu?
- Lazidi.
- Onun babasi?
- Hepisi lazidi.
- Öyle te olsa artik sabah kahvaltilarinda hamsi yemek istemeyrum.
TECAVÜZ
Genç rahibelerden biri koşarak gelir ve başrahibenin önünde diz çökerek;
- "Değerli hemşire, sormayın başıma neler geldi ..."
- "Neler geldi kızım ???"
- "Arka bahçede çiçek topluyordum, nerden geldi bahçivanın oğlu ortaya
çıktı ve maalesef bana,,,,,"
- "Tecavüz mü etti?"
- "Evet..."
- "Hımmmm, peki kızım sen şimdi git, mutfaktan bir limon al, kes ve suyunu
iç.."
- "Aaa, limon hamileliği önler mi ???"
- "Hamileliği önlemez de, en azından sırıtmanı engeller..."
KAŞINTI
Adam melon şapkasının üzerinden kafasının kaşımaya çalışan bir başka adam
görmüş ve yanına giderek:
- Afedersiniz, siz Laz mısınız?
- Evet, neden sordun?
- Şapkanızın üzerinden kafanızı kaşımaya çalışıyordunuz da.
- Ne olmuş yani?! Sen kıçın kaşınınca pantalonunu mu çıkarıyorsun?
Dort kaplumbaga piknige cikmaya karar veriyorlar. Erzaklari hazirlayip yola
koyuluyorlar. Bir yil, iki yil, bes, on yil derken 30 yil sonra piknik yerine
variyorlar. Hemen erzaklari cikariyorlar, gazozlar, yiyecekler, hersey ortaya
cikiyor.
Gazozlar da sise gazoz. Ve acacak YOK! Tek cozum, birinin eve gidip acacagi
alip getirmesi. Dogal olarak en genc kaplumbagayi seciyorlar. Genc eleman:
- "Giderim, ama bir sartim var." der ve ekler.
- "Buradaki yiyeceklerin hicbirine ben gelinceye kadar dokunulmayacak."
Digerleri de bunu kabul eder. Elemanimiz yola cikar. Aradan bir, iki, on, yirmi
yil gecer. Bu arada yasli kaplumbagalardan birisi fenalasir, ölmek uzeredir.
Arkadaslari ne yapsa faydasiz. Kaplumbaga'nin son dilegi olup olmadigini
sorarlar. O da:
- "Gerci genc kaplumbagaya soz verdik ama, suradaki sarmalardan bir
tanesini yesem olur mu?" der. Digerleri de kiramaz ve:
- "Elbette!" diyerek, sarmalardan birini verirler.
Tam agzina atacagi sirada genc kaplumbaga calilarin arasindan firlar ve:
- "Gitmiyorum iste, gitmiyorum!"
TEMEL'IN KAYNANASI
Temel bi gun kahveye girmis. Ustu basi yirtikmis. N'oldu diye sormuslar.
Temel: "Kaynanami gomduk."
Kahvedekiler: "Iyi de bu halin ne?"
Temel: "Biraz direndi de."
BİR CİNAYET DAVASI
Mahkemede bir cinayet davasi goruluyordu. Adamin katil oldugu hemen hemen
kesindi, bunu goren davali avukatinin aklina bir seytanlik geldi.
"Bayanlar baylar... hepinize bir surprizim var" diyerek saatine bakti...
"Tam bir dakika sonra, muvekkilim tarafindan olduruldugu iddia edilen kisi
bu mahkeme salonundan iceri girecek..."
Bunun uzerine hakim, seyirciler, butun kafalar mahkeme salonunun kapisina
dondu... 1 dakika gecti... Hicbirsey olmadi... Bunun ardindan avukat:
"Bakin..." dedi.." Ortaya bu iddiayi attim ve hepiniz heyecan icinde kapiya
bakip 1 dakika boyunca beklediniz. Bu gosteriyor ki gercekten ortada bir olu
olduguna ve dolayisiyla muvekkilimin katil olduguna sizler tamamiyle inanmis
degilsiniz..."
Bu sozun ardindan hakim kararini acikladi ve adami suclu buldu...
Avukat şok içinde:
"Ama nasıl olur? Az onceki gosteriden hepiniz etkilendiniz... Hepinizin
kapiya baktigini gordum!"
Hakim:
"Evet dogru... hepimiz baktik" dedi... "Ama muvekkiliniz bakmamisti!"
ŞANS
Laz kola otomatiğine gitmiş, para atıp düğmeye basmış ve kolasını almış.
Bir para daha atmış, yine düğmeye basmış ve yine kolasını almış. Bunun üzerine
heyecanla arkadaşlarının yanına gitmiş ve :
- Çabuk bütün bozuk paralarınızı verin, bugün şansım çok iyi!
HEYKELLER
Yillarca, iki kahraman heykeli, biri erkek, biri disi, birbirlerine bakar
durumda parkta dururlarmis, bir gun bir melek cennetten gelene kadar...
"Sizler iyi ve ornek heykel oldunuz, bu yuzden ben de size ozel bir hediye
verecegim. Yarim saat icin sizi canlandiracagim, siz de bu sure icinde ne
isterseniz yapabileceksiniz!" demis.
Ve melek ellerini cirpar cirpmaz heykeller canlanmis, birbirlerine biraz
utanarak yaklasmislar, ama sonra hizla parktaki caliliklarin arkasina kosmuslar.
Kisa bir sure sonra caliliklarin arkasindan kikirdesmeler, kahkahalar duyulmus,
calilar sallanmis. Onbes dakika sonra, caliliklardan cikmislar, ikisinin de
yuzunde genis bir tebessum varmis.
"Onbes dakikaniz daha var!" demis melek, gozlerini anlamli anlamli kirparak...
Disi heykelin yuzundeki tebessum biraz daha yayilmis ve erkek heykele donmus:
"Harika! Ama bu sefer guvercini sen tut, ben siccam kafasina !..."
PARMAK
Lazların atölyesinde bir iş kazası olmuş ve bir Lazın parmağı kopmuş.
Lazlar hemen ilk yardım yaparak kopan parmağı bir buz torbası içinde hastaneye
yetiştirmişler. Koşarak cerraha parmağı vermişler. Parmağı alan cerrah :
- Güzel, parmağa birşey olmamış. Hasta nerde?
- Ne hastası? Onu da mı getirmemiz gerekiyordu?
10 ZENCİ
Koleler ciftlikten kacarken sihirli lamba bulmuslar ve cini lambadan
cikarmislar. Cin 10 zenciye sormus: Dileyin benden ne dilerseniz. Birer dilek
dileme hakkInIz var.
1. zenci 'beyaz olmak istiyorum' demis, olmus.
10. zenci tebessum etmeye baslamIs.
2. zenci de beyaz olmak istedigini soylemis, olmus.
10. zenci sIrItmaya devam etmi?.
3. zenci de beyaz olmus diledigi dilegiyle...
10. zenci kIkIrdamaya baslamIs.
4. zencinin de istegi aynI... 10. zenci gulmeye devam...
5,6,7,8 derkeeen 9. zenci de beyaz olma yonunde istegini kullanmIs. sIra
10. zenciye gelmis ama adam yerlerde... Gulmekten geberiyor. Cin istegini sormus...
Adam nefes almaya fIrsat buldugu bi ara istegini garip bir bogurtu ile belirtmis:
"HEPSİNİ ZENCİ YAP!".
GÜZEL DUL
Temel'e hani sen güzel bir dulla evlenecektin, ne oldu diye sormuslar.
Kocasinun ölmesinu pekleyrum , demiş.
HERKESİ TANIYAN KADIN
Bir mahkeme saLonu düsünün... Bir davada tanIkLIk etmesi için kürsüye yasLI
bir teyzeyi çagIrIrLar.. KadIn yerine oturur ve davaLInIn avukatI kadIna
yakLasIr...
- "Bayan Jones.. Beni tanIyor musunuz?" YasLI teyze cevap verir:
- "Ah evet Bay WiLLiams sizi çocukLugunuzdan beri tanIyorum.. siz taa o
zamanLar biLe aiLeniz için tam bir bas beLasIydInIz.. sürekLi yaLan
söyLüyorsunuz, karInIzI komsunuzLa aLdatIyorsunuz, en yakInIm dediginiz
insanLarIn arkasIndan konusuyorsunuz, 2 doLar fazLa kazanmak için herkesi
satarsInIz..."
DavaLInIn avukatI basta oLmak üzere bütün saLon sok oLur.. Adam ne
yapacagInI biLemez bir haLde kadIna tekrar sorar:
- "Peki Bayan WiLLiams, ya karşI tarafIn avukatInI tanIyor musunuz?" KadIn
yine cevapLar:
- "ELbette tanIyorum.. çocukLugunda ona dadiLik yapmIstIm.. TembeL, ödLek
ve aLkoLik adamIn tekidir.. etrafInda bir tek dostu yoktur ve herkes onun haLa
geceLeri aLtIna kaçIrdIgInI söyLüyor.."
Yine herkes sokta.. bütün saLonu bir gürüLtü kapLar.. hakim kürsüye tak tak
tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafIn avukatInI da kürsüye çagIrIr.. Ve
ikisine de egiLmeLerini söyLerek kuLakLarIna sunu fIsILdar...
- "Eger bu kadIna beni tanIyIp tanImadIgInI sorarsanIz ikinizi de harcarIm.
ŞARAP
Temel çok para kazanmis. Ailece en lüks lokantaya gitmisler. En pahali
sarabi seçip ismarlamis. Garson :
- Hangi yıl tercih ederdiniz, diye sorunca,
- Pi mahzuru yoksa hemen isteyrum.
Temel kütüphaneye gider. Shakespeare'nin bir kitabini ödünç almak ister.
Memur sorar,
- Hangisini?
Bir süre sessizlikten sonra,
- Vilyum.
DUL KADIN
Jack ve arkadasi Bob, kayak yapmaya Kuzeye gitmisler. Bir kaç saat yol
aldiktan sonra korkunç bir kar firtinasina yakalanmislar. Yakindaki bir çiftlik
evine arabalarini çekmisler ve evin çekici hanimindan geceyi orada geçirmek için
izin istemisler.
- "Dul bir kadinim ben" diye açiklamis hanim,
- "Eger evimde kalmaniza izin verirsem komsular dedikodu yaparlar."
- "Endiselenmeyin" demis Jack, "ahirda da rahat edebiliriz."
Bir sene sonra Jack, dulun avukatindan bir mektup almis. Arkadasi Bob'u
çagirarak sormus:
- "Bob, su çiftliginde kaldigimiz çekici dul kadini hatirliyor musun?"
- "Evet, hatirliyorum."
- "O gece geç vakit eve gidip, o kadinla yattin mi?"
- "Evet, itiraf etmeliyim ki bunu yaptim."
- "Ona kendi adin yerine benimkini verdin mi peki?"
Bob yüzü kizararak cevap verir:
- "Evet, korkarim öyle yaptim."
- "Eh, sana çok tesekkür borçluyum dostum. Kadin ölmüs ve çiftligini de
bana birakmis."
MECNUN
Temel Fadime'yle tiyatro gişesine gitmiş:
- Pize içi pilet lütfen.
- Leyla ile Mecnun için mi?
- Hayir Fadime'yle penum için.
ASTRONOT
Dallas'daki NASA uzay ussunde, us komutani, George ve Bob adindaki
astronotlari yanina cagirip, ertesi gun cikacaklari Mars yolculugu hakkinda son
talimatlari verir ve bu zor yolculugun oncesinde uyumak uzere evlerine
gitmelerini soyler. Her iki astronot da, talimata uyup evlerine giderler. George
tam uyumak uzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur.
"Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?"
"Henuz degil."
"Ben cok heyecanliyim. Uyku tutmadi. Sana da uyarsa, benimle birlikte
icmeye ne dersin? Uzun sure icki icemiyecegiz..."
"Ok."
Bir saat sonra George ve Bob bulusurlar, bir bara girip icki soylerler.
Barmen tam ickiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar.
"Hey men. Sizi tanidim. Yarin Mars'a gidecek astronotlarsiniz. Size icki
verdigim ortaya cikarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayin."
George ve Bob barmenle tartismalarina ragmen o barda icki icemezler. Baska
barlarda sanslarini denerler; ama TV programlarini surekli izleyen barmenler
onlari her seferinde tanirlar ve icki vermeyi reddederler. Marketlerde kapalidir.
Tam eve donmeye karar verdiklerinde Bob'un aklina bir fikir gelir.
"Yahu George'cugum. Bizim uzay roketine koyduklari yakitin kokusunu
hatirliyor musun. Ayni viski gibiydi. Istiyorsan ondan icelim."
Birlikte uzay ussune girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakit tankinin
yanina gelirler. Kimse suphelenmez. Onlara guvenmeyip te kime guveneceklerdir ki
zaten. Ertesi sabah fuzeye binecek olanlar onlardir. George ve Bob yakit
tankindan aldiklari yakittan birer kadeh
icerler; sonra da evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon
calar. Arayan yine Bob'dur.
"Alo George. Yine ben. Rahatsiz ettim ama kusura bakma. Sana birsey sormak
istiyorum. Karnin agriyor mu?"
"Evet Bob. Hem de cok."
"Peki. O zaman sakin gaz çıkarayım deme. Ben seni TOKYO'dan ariyorum..."
ÇOK ZEHİRLİ
İki laz yılan olan Temel'le Idris yolda gidiyorlarmis. Birden Temel Idris'e
donup: "Ula Idris biz zehirli miydik yoksa zehirsiz mu?" diye sormus. Idris
sasirmis "Ula ne oldu gene" demis. Temel de:
"Ula biraz once dilimi isirdim da," demis...
AYNI ŞEY
Minik oglan bahçede oynarken, babasinin arabasiyla sokaktan geçip, ormana
dogru gittigini görmüs. Merak bu ya. O da arabayi izleyerek ormana gitmis.
Bir de ne görsün. Babasi ile teyzesi arabanin yaninda durmus öpüsüyorlar.
Çocuk bu ya, gördügünden etkilenmis durumda kosarak eve dönmüs, nefes nefese
heyecanli bir sekilde annesine, "Anne, anne. Biraz önce babami ormanda" derken
annesi sözünü kesmis ve "Dur biraz. Nefes al. Sakinles. Öyle anlat" demis.
Oglan sakinlestikten sonra devam etmis, "Bahçede oynarken babamin
arabasiyla ormana dogru gittigini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babami
teyzemle öpüsürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömlegini
çikardi. Sonra arabanin arka koltuguna geçtiler".
Anne çocuga dönmüs, "Dur bakalim, ne kadar ilginç bir öykü bu. Devamini
anlatma, sakla. Aksam yemeginde babanla beraberken bitirirsin. Sen bu öyküyü
bitirirken babanin suratini görmek istiyorum".
Aksam olmus, yemege oturmuslar. Anne çocuga dönmüs; "Bu gün neler yaptigini
bize anlatsana" demis.
Oglan baslamis; "Bahçede oynarken babamin arabasiyla ormana dogru gittigini
gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babami teyzemle öpüsürlerken gördüm. Bir
süre sonra babam ceketini, teyzemde gömlegini çikardi. Sonra arabanin arka
koltuguna geçtiler. Ardindan geçen sene babam seyahatteykenn senin Amcamla
yaptigin seyden yaptilar".
REÇETE
Lazın eczanesine eli silahlı, yüzü kadın çoraplı iki soyguncu girmiş ve
ellerindeki silahi Laza doğrultup:
- Çabuk kasadaki herşeyi ver !
- Özür dilerim, reçetesiz hiçbirşey vermiyoruz.
PATRON VE SEKRETER
Soguk ve karli bir gecede tipiden yolunu kaybeden bir isadami ve sekreteri
arabalarini terketmek zorunda kalirlar ve uzun bir yuruyusten sonra usumus
ve islanmis durumdayken bir kulube bulurlar.
Kulubede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir suru battaniye bulunmaktadir.
Geceyi gecirmeye hazirlanirlar ve isadami bir centilmen olarak, yatagi
sekreterine verir,
"Ben yerde uyku tulumunda uyurum" der. Sekreter yatagina yatar, adam uyku
tulumunun icine girerek fermuari ceker. Bir sure sonra tam uyumak
uzereyken, sekreterinin sesini duyar;
"Efendim, ben cok usuyorum." Adam fermuari acar, uyku tulumundan cikar, bir
battaniye alip kadinin uzerine orter, tekrar uyku tulumuna girer, tam
uyumak
uzereyken yine sekreterinin sesini duyar;
"Efendim, ben hala cok usuyorum." Adam yine fermuari indirir, tulumdan
cikar, bir battaniye daha alip kadinin ustune orter, uyku tulumuna girerek
fermuari ceker. Tam uykuya dalacagi sirada yine duyar;
"Ben yine coooook usuyorum". Adam yattigi yerden;
"Bir fikrim var." der,
"Burasi issiz bir yer. Neler oldugunu kimse goremez, istersen evliymisiz
gibi davranabiliriz." Genc kadin kikirdar;
"Tamam, bana gore hava hos." Adam yattigi yerden avazi ciktigi kadar
bagirir;
"OYLEYSE KALK VE KAHROLASI BATTANIYEYI KENDIN AL!!!!!"
TÖREN
Adamın biri yine Karadeniz'i gezerken bakmış bir tepenin üzerinde Lazlar
dansediyor ve ara sıra aralarından birini tepeden aşağı atıyorlar. Adam korka
korka Lazların yanına yaklaşıp sorar :
- Pardon ama ne yapıyorsunuz ?
- Körmüsün daa, Temel atma töreni yapıyoruz.
İSTANBUL'DAYIM
Laz alacaklılardan kaçmak için kapısının üzerine "İstanbul'dayım" yazmış ve
her kapı çaldığında tavan arasına kaçıyormuş. Yine kapı çaldıktan sonra bu kez
büyük bir gürültü ile kapı kırılmış ve eve giren birkaç kişi lazın eşyalarını
dışarı taşımaya başlamışlar. Bu durumu tavan arasından seyreden laz:
- Ulan şimdi İstanbul'da olmasam size gösterirdim.
Piyanist büyük konser için Viyana'dadır. Çok güzel bir konser sonrası
soyunma odasına giderken yolda bir adam çiçeklerle yanına gelir ve :
- Bravo hemşerim Karadeniz seninle gurur duyuyor.
Piyanist bunun üzerine çok şaşırır ve sorar :
- Sen nereden bildim benim Karadenizli olduğumu ?
- Valla genelde piyanonun başına oturan piyanist, taburesini piyanoya doğru
çeker. Sen piyanoyu kendine doğru çekince anladım.
ÇİM BİÇME MAKİNESİ
Supermarkete bir eleman aranmaktadır. Elemanın süper tezgahtarlık bilgisine
sahip olması on koşuldan biridir. Bunun için her gelen adaya bir de uygulama
yaptırılarak performansına bakılmaktadır. Bir gün içeri bir aday daha girer ve
işe talip olduğunu söyler. Bunun üzerine oradaki deneyimli tezgahtarlardan biri
gelerek sınamak için,
- "Evlat şimdi beni iyi izle" der. İlk gelen müsteri "Bir paket çim tohumu
istiyorum" der. Bunun üzerine tezgahtar yeşil, sarı, uzun, kısa, çabukbüyüyen,
kalın, ince bir sürü çesit çim tohumunu ballandıra ballandır anlatır ve adam
sonunda "Bana yeşil ve ince olanından bir paket lütfen" der ve tam parayı ödeyip
çikacak bizim kurt tezgahtar,
- "Beyefendi bir dakika. Size bir de çim biçme makinesi verelim" diyerek
söze girer ve onlarca çesit çim biçme makinesini avantajlarını, ödeme
kolaylıklarını, bir daha böyle bir fırsat bulamayacağını adama gene ballandıra
ballandıra anlatır ve sonunda adam çim biçme makinesini de alarak mağazadan
ayrılır. Bizim kurt "Hadi evlat bi de seni görelim" der ve evlat tezgaha geçer.
Yeni gelen bay müşteri bizim adaydan orkid ister. Bunun uzerine eleman
bayağı ateşli bir şekilde orkid çesitlerini, renklerini, kalınlıklarını vs. vs.
bizim kurt tezgahtardan hiçte aşağı kalmayacak biçimde anlatır. Müşteri en
sonunda bilmemne renkte orkidden bir düzine kadar alır. Parayı ödeyip çikacakken
bizim aday,
- "Beyefendi size bir de çim biçme makinesi satalım" der. Adam,
- "Hoppalaaa, niye ki?" diye sorunca bizimki,
- "Beyefendi hafta sonu bi iş yapamiyacaksiniz, bari çimleri biçin !"
MÜESSESE
Temel'in eczanesine genç ve güzel bir kadin girmis. Tartinin üzerine çikip
parayi atmis. Begenmemis, manto ve ceketini çikarmis ve para atip tekrar
tartilmis. Yine sıkılmış, etegini çikarinca temel atilmis, parayi atmis,
- Tevam edin puntan sonrasi müesseseden.
İNEK ÇİFTLİĞİ
Laz bir inek çiftliği satın alır ve inekleriyle birlikte bir fotoğraf
çektirerek ailesine yollar. Aile heyecanla zarfı açarlar ve fotoğrafı görürler.
Fotoğrafın altında ise şu yazmaktadır :
- Okla işaretli olan benim.
İŞ İLANI
Laz gazetedeki iş ilanı üzerine gelmiş ve sırası gelince görüşmeye girmiş.
İş ilanında üniversite mezunu, iyi fransızca konuşan, pazarlama konusunda
tecrübeli bir yönetici arandığı yazıyormuş.
- Hoşgeldiniz, hemen başlayalım. Hangi üniversite mezunusunuz?
- Üniversite mezunu değilim.
- Öyle mi? O zaman yabancı dilinize güveniyor olmalısınız.
- Yabancı dil bilmem.
- Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrübenize güvenerek geldiniz.
- Pazarlama konusundan anlamam.
- O zaman niye geldiniz canım kardeşim ?
- Bu işte bana güvenmeyin. Onu demeye geldim.
BİR TANE DAHA
Laz sahilde yürürken bir şişe bulur. Merak edip mantarını çıkarınca birden
içinden bir cin çıkar ve :
- Beni kurtardın. Üç dilek hakkın var.
- Cebimde param hiç bitmesin.
Cin parmağını şıklatır. Laz elini cebine atar, para doludur. Bütün parayı
çıkarıp tekrar sokar, yine para doludur. Laz ikinci isteğini düşünür :
- Bir şişe rakım olsun ama hiç bitmesin
Cin parmağını şıklatır ve Laz'ın önünde bir şişe rakı belirir. Laz şişeyi
açar ve yere döker ama şişeyi doğrultur doğrultmaz yine dolmuştur. Bir daha
döker ve şişe yine dolar. Bunun üzerine:
- Bu şişeyi çok sevdim. Bir tane daha istiyorum.
KEDİ
Adam iş için kasabaya giderken bakmış derenin kenarında Laz komşusu bir
kedi yıkıyor. Adam Laza :
- Bak o kediyi yıkıyorsun ama sonra hayvanı öldürürsün.
- Birşey olmaz merak etme.
Adam bunun üzerine kasabaya devam etmiş. Birkaç saat sonra dönüş yolunda
bakmış ki Laz komşusu toprağa birşeyler gömüyor. Adam dayanamamış ve :
- Demiştim ben. Yıkaya yıkaya öldürdün hayvancağızı değil mi ?
- Hayır hayır yıkarken değil, sıkarken öldü.
TELAFFUZ
Belediyeye soför alinacakmis, hiç karadenizli almamislar. Sebebi sorulunca:
Bizim otobüsler kalabalik olur , "sıkışın" diye bagirmak gerekir. Dogru
söyleyebilen bir karadenizli bulamadik.
SİGARA
Laz her balık dönüşünde paçaları ıslak vaziyette kayıktan iniyormuş. Bir
gün arkadaşları sormuş paçalarını, o da:
- Valla oltayı atıp balığı beklerken sıkılıyorum ve bir sigara yakıyorum.
Sigaram bitince de sigarayı denize atıyorum, ondan sonrada ayağımla
söndürüyorum.
KAYIK
Balığa çıkacak olan Lazlar konuşuyorlarmış :
- Dün balık avladığımız yeri işaretledin mi?
- Evet kayığa işaret koydum
- Aptal! Ya bugün başka kayıkla balığa çıkarsak?!
Genç adam heyecanla eve gelmiş annesinin yanına giderek;
"Anneciğim, evlenmeye karar verdim ve hayalimdeki kadını buldum. Ancak
senin de aynı fikirde olup olmayacağını merak ediyorum. Eğlence olsun diye yarın
sana üç tane hanım arkadaşımı getireceğim. Bakalım hangisi ile evleneceğimi
bulabilecek misin?"
Anne merakla kabul etmiş, getir bakalım, demiş.
Ertesi gün, genç adam yanında üç tane güzel hanımla eve gelmiş. Hep beraber
oturmuşlar, sohbet etmeye baslamışlar.
Bu arada anne çay, pasta servisi yaparken, sorular soruyormuş.
Akşam olunca hanımlar izin isteyip, kalkmışlar.
Genç, annesine dönerek; "Tahmin et bakalım. Hangisiyle evleneceğim?"
Anne, büyük bir kararlılıkla; "Kızıl saçlı olanla evleneceksin"
Genç çok şaşırmış; "Nasıl olur, nasıl tahmin ettin? Tam isabet"
"İçlerinden bir tek onu sevmedim"
BİLETİ OLAN VAR MI?
Mecidiyekoy-I.U Avcilar kampusu otobusune ara duraklarda yasli bir Teyze
bindi. Yasli teyze:
-Evladim biletim yok bir sonraki durakta inip bilet alabilirmiyim.
Sofor:
-Tamam ama once iceriye bir sorun.
Teyze arkasini doner ve arkaya dogru yuksek sesle:
-Pardon acaba bundan sonraki durakta inip bilet alabilirmiyim?
HOMOSEKSUEL
Temel'e sormuslar, "bir homoseksuelin aklini nasil karistirirsin?"
Temel uzun sure dusundukten sonra "58 rakami ile" demis.
"O da ne demek hicbirsey anlamadik" denildigi zaman
"Bak nasil akliniz karisti sizi homolar sizi"
ADVANCED ENGLISH
Chicken translation: Pilic cevirme
Leave the door december: Kapiyi aralik birak
Where is this waiter who I put?: Nerede bu kodumun garsonu?
Clean family girl: Temiz aile kizi.
Your hand is on the job your eye is on playing: Elin iste gozun oynasta
Sensitive meat ball: icli kofte.
Urinate quickly, satan mixes: Acele ise seytan karisir
There is no saturation to her observations: Onun gozlemelerine doyum olmaz
Man doesn't become from you: Senden adam olmaz
Enter the desk: Siraya gir
Look my ram, I'm an Anatolian child, if I put, you sit.: Bak kocum ben
Anadolu cocuguyum bir koyarsam oturursun
Aeroplane out of the fart, say hi to that sweetheart: Osuruktanteyyare,
selam söyle o yare
Master !! do something burning-turning in the middle: Usta !! Ortaya
yanardoner bisi yapsana
Exploded egypt has escaped to my bosphorus: Bogazima patlamis mısır kacti
In every job there is a no: Her iste bir hayir vardir
She is such a mother's eye girl: Cok anasinin gozu bir kiz
Don't die my donkey, don't die: Olme esegim olme
Don't make me number: Bana numara yapma
I will sew fig tree to your January! : Ocagina incir agaci dikecegim.
HERKESİ UYGUN BİR İŞ VARDIR
Adamin biri is ariyormus. Calismak istedigi firma ile gorusmeye girmis.
Sorular... sinavlar... adam berbat,hic bir iste calismasi mumkun degil. Ama
torpili yuzunden bir oneri getirmeleri de sart!!!
"Marketing dusunur musunuz?" diye sormuslar.
"Nee?!!" demis adam, "daha iyi birsey yok mu?!"
"Peki, satis sorumlusu olur musunuz?"
"Olmaz" demis, "daha nitelikli birsey isterim."
"Finans isleriyle ilgilenseniz?"
"Yok daha neler, hayatta yapmam; daha iyi birsey, daha iyi birsey!!!" diye
sizlanmis bu sefer.
"Peki o zaman" demisler. "size icinde hem seyahat hem seks olan bir sey
onerelim."
"Hah!"diye bagirmis adam "aynen boyle birsey ariyorum. Nedir o?"
"Siktir git."
SEN BENİ NE SANDIN?
Adamin biri cok lüks bir restorana girmiş.... yemegini ismarlamiş gelmesini
beklerken bi bakmiş yan masada sarişin, iri goguslu uzun bacakli bi fistik......
Bir sure agzi 5 kariş acik vaziyette baktiktan sonra dayanamamiş garsonu
cagirmiş:
"Yan masadaki şu nefis yaratigi goruyo musun..... ona en pahali
şarabinizdan ismarlamak istiyorum"
Boylece garson restorandaki en pahali şaraptan 1 şişeyi bizim fistiga
goturmuş.... kadin bi şişeye bakmiş bi adama bakmiş ve cantasindan bi kagit
cikarip bişiler yazmiş, adama goturmesi icin garsona vermiş....
Garson kagidi adama vermiş adam bi bakmiş ki şoyle yaziyor:
"Bayim, eger garajinizda son model bir BMW, banka hesabinizda 10 milyon ve
bacaklarinizin arasinda da 20 cm.lik bişeyiniz varsa gonderdiginiz şişeyi zevkle kabul
ederim....."
Adam bunlari okuduktan sonra bi an durmuş, o da bi kagit cikarip bişiler
karalamiş ve garsona vermiş "bayana gotur bunu" demiş...... garson notu goturmuş
sarişin afet kagidi acmiş ve aynen şoyle yaziyor:
"Sadece bilmeni istedim benim garajimda bir Ferrari Testarosa, bir BMW
850iL ve bir de Mercedes 560SEL var, banka hesabimda ise tam 30 milyon
dolar......... ama senin gibi muhteşem bi kadin icin bile
3 cm. kestirmeye hic niyetim yok onun icin ŞİŞEYİ GERİ GÖNDER...."
HADİ BİRLİKTE ARAYALIM
İki adam Akmerkez'de karılarını kaybetmiş hararetle arıyorlarmış.
Ortada koşuşturup dururken birbirlerine çarpmışlar. Ne oluyor birader
demeye kalmamış,birisi: Kardeş kusura bakma karımı kaybettim de onu arıyorum
demiş.
Diğeri sende kusura bakma ama bende karımı arıyorum demiş.
Adamlardan birinin aklına bir fikir gelmiş ve demiş ki: Arkadaşım madem
ikimizde karılarımızı arıyoruz, karılarımızın tipini birbirimize tarif edelim ve
ayrı ayrı yerlerde aramaya başlayalım. Eğer rastlarsak saat 12 'de Mac Donalds 'ın
önüne gitmesini söyleriz demiş. Diğeri tamam demiş ve başlamış karısını tarif
etmeye:
- Benim karım sarışın, mavi gözlü, 21 yaşında, 1.75 boyunda, 60 kg, topuklu
beyaz ayakkabı ve kırmızı mini etekli tek parça elbise giyiyor demiş.
Ve diğer adama "Senin karın nasıl biri ?" diye sormuş. Diğer adam:
- S....et benimkini seninkini arıyalım...
SINEK
Dokuz yasindaki oglan cocugu elinde sineklik, gozunu pencere camina konmus
ciftlesmekte olan sineklere dikmis..
- "Anneee!!" diye bagirmis.. "Sineklerin erkegi olur mu?"
Anne bu masum sorudan kuskulanmadigi icin "Olur yavrum.." cevabini verince,
oglan sorusunu ikilemis:
- "Peki sinegin disisi olur mu?"
Kadin o zaman sorularin cetrefilli bir yere gidecegini sezip, yan cizmis:
- "Olmaz evladim.."
Oglan aradigi cevaplari alinca elindeki sinekligi hirsla sineklerin uzerine
yapıstırmıs|
"Homolar!"
AMERİKALILARA UYARILAR
Bunlar, cesitli urunlerin uzerindeki kullanma talimatlarindan alinmis
cumleler ve espri olsun diye degil, ciddi ciddi yazilmis.
Saç kurutma makinesinin uzerindeki talimat: "Uyurken kullanmayin"..
Kizarmis patates torbasinin üzerinde: "Kazanan siz olabilirsiniz.. Üstelik,
satin almaniz da sart degil..
Ayrintili bilgi torbanin içinde".. Dial sabunlarinin kutusunda:
"Kullanim sekli: Normal sabun gibi"..
DonmuŞ yemek kutusunda:
"Öneri: Buzunu çözün"..
Otellerde verilen dus basliginin kutusunda "Icine bir tek baş sığar."
Marks/ Spencer'e ait bir puding kutusunda:
"Atesin üzerine koyarsaniz isinir."
Bir uyku ilacinin uzerinde..
"Uyuklamaya sebep olabilir."
Roventa ütü kutusunda:
"Giysilerinizi uzerinizde utulemeyin"..
Ingiltere'nin unlu eczane zinciri Boots'un cocuklar icin hazirladigi
oksuruk surubu kutusunda:
"Icince Araba kullanmayin"..
Çin mali Noel agaci ışıklı süslemelerinde:
"Sadece iceride ve disarida kullanilabilir"..
Japon mali mutfak robotunun uzerinde:
"Baska amacla kullanilmaz."
Findik paketinin uzerinde:
"Dikkat: Icinde findik var."
American Airlines Sirketi'ne ait fistik paketinin uzerinde:
"Talimat: Paketi acin, fistiklari yiyin.."
Bir elektrikli testerenin üzerinde:
"Çalışırken elinizle durdurmaya tesebbüs etmeyin
ALDATIYORSAM SEBEBİ VAR
Alışveristen sonra evine dönen kadın, kocasını yatakta genc ve guzel bir
kadınla yakalayinca dehşete düşer. Ortalığı dagıtmaya kalkışacağı sırada kocası
onu durdurur.
"..Şöyle aciklayabilirim..." der..
"Eve donerken bu zavalli kizi gordum. Cok yorulmustu. Onu arabama aldım.
Karnı da acıkmıştı, o yüzden onu eve getirdim ve senin buzdolabında
unuttugun rostoyu pisirdim. Kızın ayakkabıları delinmişti. Modası gecti diye
artik giymedigin ayakkabılarından bir cift verdim ona. Üşümüştü, o yüzden sana
dogum gününde aldıgım fakat rengini begenmedigin icin hic giymedigin suveteri
ona verdim. Kizin pantolonu parca parca olmustu, artık senin kalçalarının
sıgğmadıgı bir pantolonunu da verdim. Tam çıkmak uzereyken bana "Karınızın artık
kullanmadıgı baska birsey var mi bu evde?" diye sordu.. ve işte buradayız..'
İki yaşlı dost 70'li yaşlarına gelmiş iki adam, bir ömür boyu birbirlerinin
en iyi dostu olmuşlardı...
Derken birgün bir tanesi ağır hasta oldu.. Ölüm döşeğindeyken yanında yine
en iyi dostu vardı ve ona fısıldadı.
"Bana bir iyilik yap olur mu... Cennete gittikten sonra orda futbol
oynanıyorsa lütfen bir şekilde bana haber ver.."
Öteki "Tamam..."dedi.. "Bütün hayatım boyunca en iyi dostum sendin, bunu
senin için yapıcam.."
Ve birkaç dakika sonra da adam öldü....
Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadaşının sesini duydu "Dostum.....
sana bir iyi bir de kötü haberim var..."
Öteki hemen sordu.
"İyi haber nedir?"
"Cennette futbol oynanıyor....."
"BU HARİKA...!!! :))) Peki kötü haber nedir???"
"Yarınki maçta kalede sen varsın..." :)))))))))
YANINA NE ALIRDIN?
Üç mahkum cezaevi yolundadır. Herbirine, hapiste gecirecekleri gunler icin
yanlarında tek bir eşya getirmelerine izin verilmistir. Otobuste, biri digerine
doner ve sorar:
Eeee sen ne getirdin ?
Diger mahkum bir boya kutusu cikarir ve bununla her şeyi boyayabilecegini
soyler.
Ikinci mahkum bir deste iskambil kagidi cikarir Bunlarla poker oynayabilir,
fal bakabilir veya herhangi bir kagit oyunu oynayabilirim.
Ucuncu mahkuma merakla sorarlar:
Sen ne getirdin ?
Adı Temel olan üçüncü mahkum bir kutu çıkarır ve gülerek :
Bu orkidleri getirdim. der.
Diger iki mahkumun kafasi karışır.
Merakla sorarlar :
Bunlarla ne yapabilirsin ki ?
Temel sırıtır ve elindeki kutuyu göstererek,
Kutuda yazdığına göre, bunlarla Ata binebilir, Yuzmeye gidebilir, hatta
paten kayabilirmişim.
BUNLARI DUNYADA BIR TEK TURKLER YAPIYOR
- "Nerelisin?" sorusuna cevap aldiktan sonra otomatikman "içinden mi?" diye
sormak.
- Amca, hala, dayi, teyze, görümce, kayinço, eniste, elti, bacanak,
kaynana, kayinpeder, baldız, yenge, amcaoglu, halaoglu, dayıoğlu, vb. gibi
akrabalik terimleri.
- Sigarayı çoraba veya kulak arkasına koymak.
- Dügünlerde, eglencelerde, toplantilarda, vb. içip içip olay çıkartmak.
- Yabancı dil ögrenirken önce küfürleri ögrenmek, yabancılara Türkçe
ögretirken önce küfürleri ögretmek.
- Yolculuk esnasinda yanındakine "Yolculuk nere hemserim?" diye sorarak
muhabbete baslamak.
- Mektuplarda "büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden" öpüp,
"kestane kebap, acele cevap" beklemek.
- Kendini tanıttıktan sonra digğr yarışmacı arkadaşlara başarılar dilemek.
- Japonları kastederek "Adamlar yapmıs abi!" demek.
- Ortaokul ve lisedeki anı - hatıra defterlerine yazarken "bana kalbin
kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için..." diye baslamak.
- "Bizim askerdeyken bir çavus vardı..." diye baslayan askerlik anılari.
- "Kim o?" sorusuna "Ben!" diye cevap vermek.
- Telefonu açan kisiye kendini tanıtmadan "Orası neresi?" veya "Sen
kimsin?" gibi sorular sormak.
- Neredeyse herkese, herseye takma isim bulmak.
- Misafir gelince hemen çay suyu koymak.
- "Senin paran burda gecmez!" deyip karsıdakinin eline sarılmak.
- Dügün, lokanta, vb. gibi yerlerde masaları birlestirerek oturmak.
- Dügünlerdeki takı merasimleri.
- Otobüs, uçak, hastane, vb. gibi cep telefonu kullanmanın yasak oldugu
yerlerde gizli gizli cep telefonu ile konusmak.
- Yüzsüzce rüsvet istedikten sonra abartıp "Helal et!" demek.
- Daha neleeer neler....
- Biz, bizi tanıyormuyuz ?
SHERLOCK HOLMES
Sherlock Holmes ile Dr. Watson kampa giderler. Güzel bir yemek yiyip bir
sise de sarabi devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra Holmes
uyanir ve arkadasini dürtükler.
"Watson, yukariya bak ve bana ne gördügünü söyle".
Watson cevap verir:
"Milyonlarca yildiz görüyorum."
Holmes sorar:
"Bu sana neyi gösteriyor?"
Watson bir an düsünür ve yanitlar:
" Astronomik olarak milyonlarca galaksinin ve dolayisiyla milyarlarca
gezegenin varligini görüyorum. Yildizlarin konumuna bakarak saatin 3'üçeyrek
geçtigini çikariyorum. Teolojik olarak tanrinin kudretini ve kendi acizligimizi
görüyorum. Meteorolojik açidan da bugün havanin çok güzel olacagini tahmin
ediyorum. Neden sordun? Sana ne gösteriyor?"
Holmes arkadasini sabirla dinlemistir ama artik dayanamaz:
"Ulan hiyar, çadirimizi araklamislar!"
TOYOTA KRİKO
Japon"un biri Rize"de bir kahveye girmis ve herkese kafa tutmus:
- Var mi aranizda delikanli, varsa ciksin disari!
Tahmin edeceginiz uzere Temel kapiya dogru yurumus.
- Cikiyorum ulan, gorelim bakalim erkekligini!
Birkac dakika sonra Temel agzi burnu dagilmis kahveye geri donmus.
Pesinden de Japon kasilarak iceri girmis. Temel'i gosterek soylenmis:
- Ona ejderin kuyruk sallamasiyla vurdum..
Ertesi gun Japon yine gelmis. Yine meydan okuma. Yine Temel'den rest.
Ve birkac dakika sonra kapida yine agzi burnu dagilmis bir Temel!
Ve pesinden kasilarak yaptigi oyunu aciklayan Japon:
- Ona ejderin yakasusi teknigiyle vurdum Ertesi gun yine ayni hikaye:
dayak yemekten ayakta duramaz hale gelmis Temel ve hergun degisik bir stil
kullanan Japon:
- ona ejderin kimanto teknigiyle vurdum Ve bir sonraki gun Japon yine
kahveye gelip, yine herkese kafa tutmus.
Japonun restini goren yine Temel olmus. Birkac dakika sonra herkes surati
dagilmis bir Temel beklerken bu defa Japon her tarafi kanlar icinde kapida
belirmis!
Temel de hemen arkasindan gelmis, Japon"u gosterek gulumsemis:
- Ona Toyota'nin krikosuyla vurdum...
UCAK
Amerikalilar yeni bir ucak gelistirmisler. Ve bu ucagi denemek icin
Arabistan'a gotururler. Bir arap pilotunu ucaga bindirirler ve ucak havalanir.
Arap pilotu ucagi kullanirken 4 motordan biri patlar.
Gostergelerde "Don't panic.This is American technology" yazisi gorulur.
Pilot rahatlar. Daha sonra bir motor daha patlar ve gostergede ayni yazi
gorulur. Biraz sonra iki motor ayni anda patlar ve hic motor kalmayinca arap
pilot panikler. Tam bu esnada gostergelerde "Don't panic. This is American
technology" yazisi gorulur ve ucak kendi kendine rahat bir sekilde yere iner.
Araplar sasirir ve kendileride boyle bir ucak yapmaya karar verirler.
Yaptiklari ucagi Amerikalilara denetmek icin bir
Amerikan pilotunu ucaga bindirirler. Ucak kalktiktan birkac dakika sonra
bir motor patlar.
Gostergelerde "Don't panic.This is Arabic technology" yazisi gorulur.
Birkac dakika sonra 2. Motorun patlamasiyla ayni yazi gostergede gorununce pilot
"Ulan bizim ucagin aynisini taklit etmisler. Ne taklitci adam yav bunlar"
dedikten sonra kalan 2 motorda patlayinca ucagin kendiliginden yere inecegini
dusunen pilot gostergede su yaziyi gorur.
"Don't panic.This is Arabic technology. Please repeat after me; Eshedu enla
ilahe İllallah, ve eshedu..."
İMAM OSURURSA
Bir köyün imami ögle namazini köylüye kildiriyor tam secdeye giderken imam
osuruyor..
Tabii bunu bütün köylü duyuyor. İmam bu olayi kendine yediremiyor, köyden
ayrilma karari aliyor ve köyden ayriliyor. Aradan 15 sene geçiyor, köyünü
özlüyor ve geri dönüyor.
Köyün girisinde 18 yaslarinda bir çocukla karsilasiyor :
-"Sen kimlerdensin?", diyor, cocuk söylüyor.
İmam :
-"Peki sen kaç yasindasin?" diye soruyor.
Genç çocuk :
-"Valla pak emin degilim ama imam osurdugunda 3 yasindaymisim"
BU BİR
Cocuk dedesine sormus:
- Dede, nenem ile kac yildir evlisiniz?
- 40 yildir evlat.demis dede.
- Peki ama dede, ben sizi hic kavga ederken gormedim bunun sirri nedir?
- Otur evlat anlatayim. Evlat biz ninen ile evlendigimizde elde avucta bir
sey yok, kimsemde yoktu. Ben neneni bizden oldukca uzaktaki koyden aldim,
nikahimiz kiyildi, benim at arabasina nenenin uc bes esyasini attik ve bizim
koyun yolunu tuttuk. Yolda benim atin ayagi surctu ve tokezledi. Ben "Bu bir"
dedim. Devam ederken bir daha tokezledi, ben yine "Bu iki" dedim.
Koye de daha epey yolumuz vardi, bizim atin ayagi bir daha tokezleyince "Bu
uc" dedim ve cektim belimden pistovu, ati orada vurdum.
Ben ati vurunca nenen basladi bana soylenmeye. "Biz simdi nasil gidicez,
niye durup dururken ati vurdun. Sende hic akil yok mu. Bu esyalari nasil
goturucegiz" Ben de dondum nenene "bu bir" dedim. O gun bugundur, gul gibi
gecinip gidiyoruz
SİGARA SAĞLIĞA ZARARLIDIR
Temel savasta büyük çatismanin hemen ardindan gecenin sessizliginde bir
sigara yakar. Arkadasi bagirir,
- Ne yapiyorsun bu çok tehlikeli !..
Temel sakin,
- Merak etme içime çekmeyrum.
KÜPE
Adamin biri ofiste bir bakmis yan masadaki calisma arkadasi'nin (erkek) tek
kulaginda kupe var... Adam bir anlam verememis cunku arkadasi aslinda cok tutucu
ve silik bir tipmis.. o yuzden de dayanamayip sormus:
"Hey Joe.. kupelere ilgin oldugunu bilmiyordum..???"
"Aaaa abarticak bisey yok, sadece bir kupe iste..."
"Sanirim ben yeni farkediyorum.. ne zamandir takiyosun o kupeyi??"
"Karim onu yatagimizin icinde buldugundan beri"
Temel ile Dursun parasut kursuna yazilir ve hafta sonlari egitim
gormektedirler.Aradan aylar gecer ve egitim tamamlanir.
Yapilacak bir gosteri icin prova yapmaktadirlar.Ucaktan atlarlar lakin
Dursunun parasutu acilmaz, Temel sorar "Dursun, parasutun acilmadi ne
dusunuyorsun?".
Dursun : "Ula önemli degul ya demis,gercek degul ki prova yapayruz.".
YILAN
Iki laz yilan olan Temel le Idris yolda gidiyorlarmis. Birden Temel Idris'e
donup :
- Ula Idris biz zehirli miydik yoksa zehirsiz mu diye sormus. Idris
sasirmis
- Ula ne oldu gene demis. Temel de :
- Ula piraz once dilumi isirdim da,demis
SARIŞIN DEDEKTİFLER
Üç sarisin detektif olmak üzere polis teskilatina müracaat etmisler.
Yapilmasi icap eden bir sürü imtihandan birini idare etmek de Komiser
Kâzim'a düsmüs. Komiser Kâzim birinci kiza bes saniye müddetle bir dosyadan
çikarttigi bir resmi göstermis ve "Söyle kizim" demis "Bu bir suçlunun resmi, bu
adamin bariz ne özelligi var? Bunu ileride nasil tanirsin?"
Kiz söyle bir durmus ve "Çok kolay" demis "Adam tek gözlü" Komiser Kâzim
resime bakmis ve "Kizim bu resim profilden, yani yandan çekilmis. Tabi tek göz
göreceksin..." demis ve ayni resimi ikinci kiza gösterip ayni suali sormus ve
"Bana bak" diye ilave etmis "Dogru dürüst bir cevap ver"
Ikinci kiz "Bu adami tanimak çok kolay" demis "Çünkü adamin tek kulagi var"
Komiser Kâzim "Kizim" diye bagirmis "Bu resim profilden dedik yaa!...Adamin
suratinin öbür yanini göremiyoruz. Onun için kaç gözü, kaç kulagi oldugunu
bilemeyiz..."
Kâzim üçüncü kiza "Kizim lütfen akilli bir cevap vermeye çalis. Beni
çildirtma. Bu adamin bariz özelligi nedir, bu adami ileride nasil tanirsin?"
diye sormus Kiz "Bu adam lens takiyor" diye cevap vermis.
Komiser Kâzim saskin, saskin resime bakmis ama adamin lens takip
takmadigini bir türlü anlayamamis. Merak etmis adamin dosyasini açip okumus,
dosyadaki bilgiye göre hakikaten adam lens takiyormus.
Komiser Kâzim üçüncü kiza hayranlik içinde "Aferin be kizim" demis "Dogru
bilmisin. Simdi söyle bakalim bu adamin lens taktigini resimden nasil
anlayabildin?" Kiz "Çok kolay" diye cevap vermis:
"Tek gözlü, tekkulakli bir adamin gözlük takacak hali yok ya !!"
BU KIŞ ÇOK SOĞUK OLMAK
Beyaz gocmen Kanada'nin ucsuz bucaksiz ormanlarinda bir kulube yapmis, kisa
hazirlaniyordu. Tam odun keserken bir kizilderili gecti.
"Hey kizilderili", diye seslendi, "Kis nasil olacak?"
"Soguk" dedi kizilderili ve yoluna devam etti. Yerlilerin doga bilgisine
buyuk guven duyan gocmen epey endiselendi ve her ihtimale karsi daha fazla odun
kesti.
Aksam kizilderili tekrar gecerken "Hey arkadas", diye beyaz gocmen bir kez
daha seslendi. "Kis gercekten cok mu soguk gececek?"
"Cok hem de cok soguk", dedi kizilerili ve yoluna devam etti.
Gocmen artik fena halde korkmustu. Cilginlar gibi odun kesip istifledi.
Ertesi sabah kizilderili seslendi, gecerken:
"Bu kis, insan oglunun yasayamayacagi kadar soguk olmak!"
"Nereden biliyorsun?" diye nefes nefese butun gece odun durmadan odun kesip
bitkin dusen gocmen sordu.
"Eski bir kizilderili sozu var, beyaz adam cok odun kesmek, kis cok cok
soguk olmak"
KUMARBAZIN ÖLÜMÜ
Cemal çok kumarbazmış, bir gün kahvede ölmüş. Karısına anlatacaklar. Temel
bu görevi üstlenmiş.
- Cemal kayıp, demiş Cemalcin Karısına
- Cehennemin tipine citsun, demiş Cemalcin karısı.
Temel gayet sakin:
- Cittu, demiş.
ELYAZISI
Laz niye yazı yazarken eldiven takar ?
- Elyazısı tanınmasın diye.
BOYA KOVASI
Laza karayollarını boyama işi vermişler. Laz başlamış çalışmaya. İlk gün
tam 200 metre boyamış. İkinci gün
100 metre, üçüncü gün
50 metre.
Artık dördüncü gün
10 metre boyayınca amiri Lazı çağırmış:
- Hayırdır evladım iyi çalışıyordun ?
- Ben yine iyi çalışıyorum
- İyi ama dün
50 metre bugün de
10 metre boyamışsın.
- E... haliyle. İlk günlerde boya kovasına gidip gelmek kolaydı, sonraları
çok vakit almaya basladı.
AMERİKA SEYAHATİ
Lazlar Amerika'ya gitmeye karar vermişler ama bir türlü vize alamamışlar
Bunun üzerine yüzerek gitmeye karar vererek Karadeniz sahillerinden
atlamışlar denize. Aradan aylar geçmiş ve bir gün nihayet Amerikan Özgürlük
Heykeli gözükmüş ufukta.
Tam o anda içlerinden biri :
- Siz devam edin. Ben kesildim, dönüyorum.
TOTOCHE KIM
Birkac Fransiz kantinde gevezelik ederken iclerinden biri sorar :
-Gutenberg kim. Biliyormusunuz?
-Hayir, der otekiler.
-Guzel, sizde benim gibi gece kurslarina gitseydiniz, Gutenberg'in basim
makinasini bulan kisi oldugunu bilecektiniz.... Ya Panmentier'i?
-Hayir, der otekiler.
-Guzel, sizde benim gibi gece kurslarina gitseydiniz, Panmentier'in
patatesi bulan kisi oldugunu bilecektiniz.Eger gece kurslarina gitmezseniz yasam
boyunca....
Iste ozaman, aralarinda lehimci olani ofkelenip patlar :
-Oldu, anlastik! Gutenberg'i, Panmentier'i bilmiyoruz. Sen Totoche kim
biliyormusun?
-Hayir!
-Peki oyle iste ogren! Totoche, sen gece kurslarina giderken karinla yatan
heriftir!
BARBİE BOŞANDI
Adam kizina Barbie almak ister ve bir oyuncakciya girer.
- Vitrindeki Barbie bebek kac para ? diye sorar.
Satici
- Hangisi beyim ? ve devam eder :
- Barbie spora gidiyor 19.95 usd
- Barbie alisverisde 19.95 usd
- Barbie discoda 19.95 usd
- Barbie plajda 19.95 usd
- Barbie bosandi 265 usd
Adam sasirir.
-Neden hepsi 19.95 de bosanmis olan 265 usd ?
Satici cevaplar :
- Cok basit Bosanmis Barbie ile birlikte ; Ken'in evini, arabasini,
mobilyalarini da aliyorsunuz.
Istanbul'a gurbete giden Erzurumlu, dönüste karisina istanbul'lu hanimlarin,
aksam eve dönen kocalarini, kapida nasil karsiladiklarini "Hos geldin kocacigim,
üsümüssün, yorulmussun!" gibi kibar, nazik laflar ettiklerini anlatmis. Belli ki
o da karisinin kendisini öyle karsilamasini istiyor....
Aksam eve gelmis, kar, tipi, soguk, karisi kapiyi açmis :
-Uy kocacigim, it gibi titriyisen...
KAMPANYA: 3 ZİNA 100 DOLAR
Papaz her pazar oglen kasabadaki ahalinin gunah cikartmasini dinler ve de
onlara yol gosterirmis. Olur ya rahibi baska bir kasabadan bir davet icin hafta
sonu icin cagirmislar. Papaz hem gitmek istiyor hem kiliseyi kime birakacagini
bulamiyormus.
Sonunda kilisenin tam karsisindaki sinagoga gidip durumu kasabanin hahamina
anlatmis. Haham nasil olur ben sizin kurallari hic bilmem ki dese de papaz ben
vaaz verdikten sonra sana ogretirim cok kolay bir iki kere beraber gunah
cikartanlara nasil cevap verdigimi gorsen hemen anlarsin demis.
Hahamda Tanri katinda bir din adamina yardim edecegi icin boynu bukuk kabul
etmis. Pazar gunu gelmis papaz ile haham birlikte odaya girip gunah cikartmaya
gelen birinci kadini dinlemisler:
- Muhterem peder
- Evet yavrum demis papaz. hahamda dinlemede.
- Muhterem peder. ben tam uc kez zina isledim. Ama cok pismanim. bana bir
yol goster de bu gunahtan arinayim.
- Yavrum kudus tarafina don ve Kutsal bakire meryem ana ile ilgili bir dua
oku cikarken de kumbaraya 100 dolar at gunahindan arinmis olursun.
Ve kadin papazin dedigini yapmaya gider. Derken bir baska kadin gelir.
- Muhterem peder.
- Efendim kizim. haham bu sefer de sesiz dinliyor.
- Muhterem peder. ben tam uc kez zina isledim. Ama cok pismanim. bana bir
yol goster de bu suclardan arinayim.
- Himmmm. Yavrum Kudus tarafina don ve Kutsal bakire meryem ana ile ilgili
bir dua oku cikarkende kumbaraya 100 dolar at gunahindan arinmis olursun. der
Kadin tesekkur edip papaz in dedigini yaparken Papaz da hahama doner ve
anladin dimi der ve bir kosu arabaya binip yola cikar.
Bizim haham odada bir baska gunahkar beklerken bir kizin geldigini duyar.
- Muhterem peder. Haham ogrendigi gibi
- evet yavrum der...
- Muhterem peder. ben tam iki kez zina isledim. Ama cok pismanim. bana bir
yol goster de bu suclardan arinayim. Cok utaniyorum der. haham dusunur ve cevap
verir.
- Yavrum uzulme. Su anda bir kampanyamiz var. Sen git bir zina daha
yap.sonra gel kudus tarafina don ve Kutsal bakire meryem ana ile ilgili bir dua
oku cikarkende kumbaraya 100 dolar at gunahindan arinmis olursun.
NOŞUT
Temel Afrika'ya safariye gitmiş. İlk günün sonunda gece otelin lobisinde
avcılar konuşuyormuş. İngiliz ben bugün 1 gergedan vurdum demiş. Fransız ben de
1 aslan vurdum demiş. Temel de ben de 1 noşut vurdum demiş. İngilizle Fransız
anlamamış ama cehaletleri belli olmasın diye de sormamışlar. Ertesi gün yine ava
gidilmiş gece yine toplanmışlar. İngiliz ben 2 kaplan vurdum demiş. Fransız ben
de 1 fil vurdum demiş. Temel ben 4 noşut vurdum demiş.
İngiliz dayanamamış sormuş:
- "Kusura bakma ama noşut nasıl birşeydir? Bunca yıllık avcıyım hiç
duymadım."
Temel de "Ben de ilk defa burda gördüm. Kara kara birşeyler insana
benziyorlar. ellerini kaldırıp noşut noşut diye bağırıyorlar demiş.
EKMEK VAR MI?
Ördek bara girer ve barmen'e:
- ekmek var mi
- yok
- ekmek var mi
- yok
- ekmek var mi
- yok
- ekmek var mi
- yok dedik ya
- ekmek var mi
- eger bir daha sorarsan seni duvara civilerim
- civi var mi
- yok
- ekmek var mi
YALANCI POLİS
Adam trafikte "alcaktan ucarak" giderken polise yakalanir...kenara ceker
arabadan iner:
- Buyrun Memur Bey
- Beyefendi a$iri hiz yaptiginiz icin sizi durdurmak zorundayim,ehliyetiniz
lutfen?
- Ehliyetim yok, son yaptigim kazada ehliyetime el koydular memur bey
- Peki aracinizin ruhsatini gorebilir miyim?
- Araba benim diil memur bey caldim ben bu arabayi
- Anlamadim nasil yani, siz bu arabayi caldiniz oyle mi???
- Evet memur bey, aa durun bi dakka torpido gozunde ruhsat olucakti,
silahimi oraya koyarken ruhsat gibi bisi gordum galiba....
Polis iyice sasirir:
- Torpido gozunde silah mi var?!?!?!!?!?!?
- Evet memur bey, bu arabanin sahibi kadini vurduktan sonra cesedi bagaja
koydum silahi da torpido gozune koydum...
- BI DE BAGAJDA CESET MI VAR?!?!?!!?!?!?!?!?!?!
- Evet memur bey.......
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanin etrafi bir anda
polislerle dolar ve adami sorguya alirlar.... Ekipler amiri adamin ehliyetini
ister, adam ehliyetini cikarir ki ehliyet gecerli temiz hicbir anormallik yok..
bunun uzerine adamin ruhsatini ister, adam cikartir ruhsati da verir,
ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait.. derken adamdan torpido gozunu
acmasini ister, adam acinca ortaya cikar ki orada da silah falan yok...
ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagaji acar orada da ne ceset
ne bisi yok.. bunun uzerine ekipler amiri "Cok garip" der...."sizi durduran
memurun anlattigina gore bu arabanin bi kadina ait oldugunu soylemissiniz,
kadini öldürüp cesedi bagaja silahi da torpido gozune koymussunuz..."
Adam guler: Inanamiyorum.... o simdi benim icin "asiri hizli gidiyodu" da
demistir....
TEMEL'İN İNEĞİ
Temel'in inegi hastalanmis. Komsusu Cemal'e gitmis.
- Ula inegun hastalandugunda ne vermistun?
- Tuz ruhi...
- Eyi......
Temel ertesi gun kosa kosa geri donmus...
- Ula inegum oldi...
- O zaman benimci de olmisti...
ÇEKİYORUM GÜLÜMSE
Savci, morgdaki uc ceseti incelemek uzere gelmisti.
Birinci ceset siritiyordu. Savci nedenini sordu. "Milli piyangoda buyuk
ikramiyeyi kazandi, sevincine dayanamadi, kalp krizi gecirdi ve oldu", dediler.
Ikinci ceset de siritiyordu. Savci sordu;
-Bu neden siritiyor?
"Bunun da oglu dogmustu. Sevincten kalbine yenik dustu" diye acikladilar.
Ucuncu ceset Temel'in komur halindeki cesediydi. O da siritiyordu. "Bu neden
oldu?" diye sordu savci.
"Efendim, buna yildirim carpti" dediler.
-Peki neden siritiyordu?
-Fotografini cekiyorlar sanmis.
ANLAMSIZ EVLİLİK
Cocuk babasina:
- Babacigim,annem ile nasil evlendin?
Adam esine donuyor:
- Goruyormusun,cocuk bile anlam veremiyor.
KİM DUYMUYOR
Adam doktora gider :
-Doktor bey, galiba karimda isitme kaybi basladi. Ne yapabiliriz?
Doktor :
-Eve gittiginiz zaman, karinizin arkasinda, biraz uzakta durun. Normal bir
sesle ona soru sorun. Eger sizi duymazsa biraz daha yaklasin ve sorunuzu
tekrarlayin. Hangi mesafede duydugunu tesbit edelim, ona göre bir tedavi
uygulariz.
Adam eve döner. Karisi mutfakta yemekle ugrasmaktadir. Adam mutfagin
kapisinda durur ve normal bir sesle :
- Hayatim, ne yiyoruz bu aksam? diye sorar.
Karisi cevap vermez. Adam bir iki adim atar ve bir kez daha sorar :
- Hayatim, ne yiyoruz bu aksam?
Karisi yine cevap vermez. Adam kadinin dibine kadar gelir ve tekrarlar :
- Hayatim, ne yiyoruz bu aksam?
Karisi öfkeyle dönerek cevap verir :
- Üçtür köfte diyorum ya!
SUDA KALMA YARIŞMASI
Temel, Dursun, Cemal suyun altında en çok kalma yarışması yapıyorlarmış.
Dursun 15 dakika, Cemal 10 dakika durmuş çıkmışlar. 10 saat olmuş 20 saat olmuş
Temel in cesadi karaya vurmuş.Dha sonra Fadimeye baş sağlığı dilemişler.
- "Üzülme" diye tesellietmek istemişler.Fadime:
- "Önenli değil yarışı kazandı ya önemli olan o"demiş.
Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor.
Kayseri'li musteri bagirmis..
- "Durdur su arabayi.."
Sofor panik icinde haykirmis..
- "Durduramiyorum!.."
- "O zaman taksimetreyi durdur hic degilse" demis, Kayserili.
KAZA
Bir araba yasli Temel'e çarpar. Arabanin soförü bagirir,
- Suç sende ben 20 yillik soförüm!..
Temel karsilik verir,
- Pen de 80 yildir yüreyrum!
SERİNLEMEK İÇİN
Bir sarisin, bir kizil saçli ve bir esmer kadin çölün ortasinda arabayla
yol almaktadirlar. Hava korkunç sicaktir. Arabanin motoru birden stop eder.
Inip baktiklarinda, motoru tekrar çalistiramayacaklarini anlarlar. Mecburen
çölde uzunca bir yürüyüs yapmalari gerektiginden, her biri arabadan birseyler
alir.
Esmer, bir sise su; kizil sacli bir paket bisküvi ve sarisin da arabanin
kapisini söküp alir. Çölde yürümeye baslarlar ve bir süre sonra dinlenmek için
mola verirler.
Mola sirasinda sarisin ve esmer kadinlar kizil saçliya döner ve niye bir
paket bisküvi aldigini sorarlar.
- "Acikirsam yerim, diye düsündüm" cevabini verir kizil saçli "..çölde ne
kadar yürüyecegimiz belli degil.."
Hepsi de bunun çok mantikli oldugunu düsünür. Ve sonra sarisin kadinla
kizil saçli olani esmere döner ve niye yanina bir sise su aldigini sorarlar.
- "Eger susarsam, yanimda içecek birseyim olmasi gerektigini düsündüm.."
diye cevaplar esmer kadin.
Evet, bu çok akillica bir fikir, diye düsünür diger ikisi. En sonunda esmer
ve kizil saçli kadinlar sarisina dönerler ve arabanin kapisini niçin söküp
aldigini sorarlar.
- "Seyy.." der sarisin "..çok sicak olursa pencereyi açip serinlerim diye
düsündüm de.."
UZUN BACAKLI PİLİÇ
Adam bara gitmis tam arkasinda bir devekusu..
- "Bir bira..!" demis adam..
- "Ben de..!" demis devekusu.
Barmen servisi yapmis..
- "Hesap üç dolar kirkiki!" demis..
Adam elini cebine sokmus bir avuç para çikarip bara koymus. Saymis barmen..
Kurusu kurusuna 3 dolar 42!..
Ertesi gün
- "Viski!" demis adam.
- "Ben de!" demis, devekusu.
- "Yedi dolar ondört!" demis Barmen..
Yine elini cebine atmis adam.. Pat!. Çikartmis parayi. Tami tamina 7 dolar
14.. Günlerce devam etmis bara gelisler.. Içki.. Aynisi devekusuna.. Aynen
cepten para..
Merak etmis barmen sonunda..
- "Kuzum nedir bunlar..
Parayi saymadan tami tamina çikariyorsun cebinden.."
- "Ben sihirli bir lamba buldum" demis adam..
- "Ne alirsam.. Bir bardak su veya bir Rolls Royce cebimde kurusu kurusuna
parasini buluyorum..!"
- "Peki.. Peki bu devekusu?" diye sormus Barmen..
- "Haa o mu?!" demis adam.. "Bir de benimle ayni zevkleri paylasan uzun
bacakli bir piliç dilemistim..!"
EŞEK BORSASI
Bizim koylu Ahmet esegini satmaya karar vermis. Kiymeti tas catlasa 50
milyon lira eden esek icin pazarlik payini da ekleyerek 100 milyon lira fiyat
koymus. Komsu koyden acilen esege ihtiyaci olan Mehmet 100 milyon odeyip almaya
razi olmus. Koylu Ahmet esegini satmis ama aksam da uykusu kacmis. Dusunup
durmus,
- "Mehmet 50 milyon liralik esege niye 100 milyon lira verdi?" diye. ici
rahat etmeyince ertesi gun esegini geri almaya karar vermis. Pazara gittiginde
Mehmet'in esegi 200 milyon liradan satisa cikardigini gormus. Sonunda 200 milyon
liraya almak zorunda kalmis. Ayni olay bu kez Mehmet'in basina gelmis.
O da ertesi gun esegi geri almaya karar vermis. Bu alisveris hergun fiyat
arta arta devam etmis. Birkac gun sonra pazara bir baska koyden Huseyin gelmis.
Huseyin pazardaki kalabaligin arasina dalinca bir de ne gorsun:
- "Al, al, al, sat, sat , sat" bagrismalari arasinda bir yasli esek ve bu
esegin 1 milyar liralik satis fiyati....!
Yanindakine sormus
- "Hemserim, bu yasli esek 1 milyar lira eder mi yahu?"
Adam hemen yanitlamis;
- "Valla grafikler ortada. Bu esegin fiyati 50 milyon liradan basladi, 950
milyon liraya geldi. Soyle bir teknigine bakarsan gorursun. Esegin fiyati 1
milyardaki direncini kirarsa, 1.5 milyara kadar yolu var. "
KARIM BENİ ALDATIYOR
Üç karadenizli bir aksam meyhanede acaip dertli bir sekilde kafa
çekiyorlar.
Kafalar kiyaklasinca Idris basliyor
-"Karim nasil beni aldatir ? Hem de bir yazarla " diye söylenmeye.
-"Nereden anladin bir yazarla aldattigini?" diye sorunca digerleri
-"Nereden olucak bir aksam eve geldigimde yatagin altinda bir roman buldum"
der.
Biraz sonra Dursun bir of çeker ve o da baslar derdini anlatmaya
-"Benim kari da beni bir ahci ile aldatiyor."
-"Nasil anladin?" diye sorunca digerleri.
Dursun
-"Gecen gün gündüz vakti eve geldigimde bizim yatagin altinda bir kepçe
buldum" der. Bunlari dinleyen bizim Temel öyle bir of ceker ki masayi titretir.
Hayrola der digerleri. Temel:
-"Sormayin arkadaslar sizi dinleyince benim derdim on kat daha artti." der.
Digerleri buna bir anlam veremez
-"Nasil yani?" diye sorarlar.
Temel
-"Uzun zamandir bizim karidan supheleneydum. Gecen gun gunduz vakti eve bir
baskin yapayim dedim. Bi baktim yatagin altinda bir jokey var. Demekkim bu kari
beni bir at ile aldatayi."
SÜTANNE
Adam evlenir, 10 sene geçer çocuğu olmaz. Yurtdışına göreve gider.
Hanımından gelen mektupta hamile olduğu yazılıdır. Yurda döndüğünde ise
hanımı doğurmuştur ama çocuk zencidir.
Hanımına sorar: "Hanım ne sizin sülâlede ne de bizim sülâlede zenci değil,
esmer bile yok; bu iş nasıl oldu?"
Hanım "Çocuğu doğurduktan sonra sütüm gelmedi mecburen bir sütannesi
tuttuk, onun sütünü emdi. Sütanne zenciydi herhalde bu yüzden böyle oldu" der.
Adam ikna olmuşa benzer ama içinde yine de ufak bir kuşku vardır ve "bunu
bilse bilse annem bilir" düşüncesiyle annesine sorar.
Anne "Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur" der. Seni doğurduğumda benim de
sütüm gelmemişti ve inek sütüyle beslemiştim.
Bak boynuzların çıkmaya başlamış bile!"
ÖNCE SEN BAŞLATTIN
Adamin biri isbasvurusunda bulunmus. Görüsmeye çagirmisler; görüsme sonuna
dogru ortalama bir tip olan adama yöneticisi sormus;
-Peki beklentilerin ne? seni ne tatmin eder? Arkadas saymaya baslamis;
-Öncelikli olarak bir araba istiyorum, ayrica su anda bulundugum dairenin
kirasi biraz fazla onu da sirketin karsilamasi iyi olur, maas olarak da 3000$
dan asagi calismam. Sirket yöneticisi, dinler ve ;
-Biz sana son model bir Cherokee ve Tarabya'da bir villa verecegiz, ayrica
bizim bu pozisyonumuz için planladigimiz maas 6000$'di, demis.
Bizim elemanin gozleri firlamis;
-Saka yapiyorsunuz, demis. Sirket Yoneticisi yapistirmis;
-Önce siz baslattiniz...
II DÜNYA SAVAŞI BİTTİ Mİ?
Yasli Italyan, kasabanin papazina günah çıkarmaya gitmisti.Ihtiyar adam
itiraflarina basladi:
"Ikinci Dünya savasinin ilk günlerinde bir güzel kiz kapimi çalip kendisini
Almanlardan saklamami istedi. Onu bodruma sakladim.Ve Onu asla bulamadilar.
"Bu harika birsey" dedi, papaz..
"Devami var" dedi ihtiyar.. "Ben zayif karakterli bir adamim.
Birgün ondan, kendisini saklamamin bedelini bazi arzularimi gidererek "
odemesini istedim." Papaz bir süre düsündü,sonra.. "Himmm..Savas yillari. Zor
günler.. O kosullarda böyle bir zaaf affedilebilir.çok büyük bir riski göze
almissiniz.. Kaldi ki, kiz Almanlarin eline düsse, basina çok daha kötü seyler
gelirdi. Allah anlayisli, hos görülü ve affedicidir. Yaptiginiz iyilik ve
kötülükleri tartar, sizi sefkatle yargilar.."
"Tesekkür ederim peder" dedi, yasli adam.. "Simdi içim rahatlamisken, bir
soru daha sorabilir miyim?."
"Tabii sorabilirsin oglum" dedi, papaz..
"Ona savasin bittigini söylemem gerekiyor mu?.."
SIRANI BEKLE
Temel, bir haftaligina gittigi memleketten, haber vermeden erken donunce
karisini evde baska bir erkekle bulur. Derhal belinde tasidigi tabancasina
davranan Temel, yatakta yakaladigi adami alninin ortasindan vurur.
Tabancayi tam kendi kafasina dogrultmusken, karisi haykirarak uzerine
atlar:
- Dur Temel'im, kiyma kendine!
Temel, sinirden titreyerek haykirir:
- Sus, sira sana da gelecek!..
Üç kiz ölmüs, cennetin kapisinda siraya girmisler. En büyük melek, kizlari
karsilamis ve sormus:
-"Cennetin kapisinidan girmeden önce size küçük bir sorum var. Hayattayken
iyi kizlar miydiniz?"
Ilk kiz atilmis:
-"Sayin melek hazretleri! Inanin ben daima iyi bir kiz oldum. Evlenmeden
önce kimseyle olmadim gibi evlendikten sonra da olmadim"
Büyük melek yardimcisina donmus:
-"Tamam bu kiza altin anahtari verin"
Ikinci kiz;
-"Sayin melek hazretleri! Ben evlenmeden kimseyle olmadim ama evlendikten
sonra dayanamadim!"
-"Bu kiza da gümüs anahtari verin" demis melek hazretleri.
Sira üçüncü kiza gelmis;
-"Sayin melek ben her önüme gelen erkekle evlenmeden önce ve sonra doyasiya
birlikte oldum" demis...
Büyük melek söyle bir saginaa ve soluna baktiktan sonra yardimcisina
fisildamis:
-"Buna da benim odanin anahtarini verin"
DİLE BENDEN NE DİLERSEN
Yaslica bir bayan evindeki koltugunda oturup uzun gecmis hayatini gozden
gecirirken birden bir peri karsisina cikiverir ve ona 3 dilekte bulunabilecegini
soyler.
Peki der yasli kadin "Zengin olmak istiyorum"
Peri bir el hareketiyle kadinin koltugunu som altina ceviriverir.
"Ikinci olarak ta sanirim guzel ve genc bir prenses olmak istiyorum" der.
Birden basinda paha bicilemez bir taci olan dunya guzeli bir prenses
oluverir.
"Ucuncu ve son olarak olarak ne istersin ?" diye sorar peri.
O sirada yasli kopegi agir bir sekilde kafasini kaldiriverir ve zayif bir
"hav" sesi cikartir.
Prenses cok sevdigi kopegine bakar ve soyle der "Kopegimi yakisikli bir
prense donusturebilirmisin?"
Tam o anda, simdi guzel bir prenses olan yasli kadinin onunde dunyada hic
kimsenin gormedigi kadar yakisikli bir prense donusur kopek. Hic kimsenin hayal
bile edemeyecegi kadar yakisiklidir bu prens.
Kadin ona buyuk bir hayranlikla bakar ve o anda ona asik oluverir. Prens
ona dogru yaklastiginda kadinin heyecandan dizleri titremeye baslar.
Prens ona dogru egilir ve dudaklari neredeyse kadinin kulagina degecek
sekilde soyle fisildar:
- "Eminim simdi, zamaninda beni hadım ettirdigine cok pismansin."
DON MESELESİ
Temel ile Fadime lunaparka giderler. Dolasirlarken bir ara Fadime donme
dolaba binmek ister.
Temel karsi cikar, "olmaz, donun gozukur" der. Fadime susar.
Az sonra Temel balonlara tufek atarken Fadime caktirmadan yanindan ayrilir.
On dakika sonra Temel'in yanina doner.
Temel sorar: "Neredeydin?"
"Donme dolaba bindim" deyince Temel sinirlenir.
- Ben sana binme donun gozukur demedim mi?
- Dedin ama gozukmedi. Cikardim oni?..
KAHRAMAN ER
Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor;
- Söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat atıyor. Ardından tekrar
soruyor
- bir daha söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere okkalı bir tokat daha atıyor.
Ardından tekrar soruyor
- ulan sona son defa soruyorum nerelisin ?
- Kahramanmaraş'lıyım komutanım..
- Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine soruyor,
- Oğlum sen nerelisin ?
- Kahramansinop'luyum komutanım !
AYSE BALKONDA
Kari-koca tatil gunu evde televizyon seyretmekten SIKILMIS, yatak odasina
gecmeye karar vermisler.... Ama ne mumkun.....7 yasindaki oglan evde.....
Oglum, hadi biraz sokaga cik, gez, oyna! Ihhhhh. Israr faydasiz. Afacanin
sokakta gozu yok.
- Oyleyse, diyor baba, annenle ben odamiza gecelim, sen de balkona. Etrafta
neler olup bitiyor, yuksek sesle bize rapor et !
Oglan biraz miziklanmakla birlikte caresiz balkona geciyor. Bizimkiler de
yataga.
Ve afacan canli yayina basliyor:
- Su an bizim sitenin otoparkina yabanci bir arac park etti. Simdi de Aygaz
arabasi sokaga giris yapti. Yasli bir kadin markete giriyor......
Kisa bir sessizlik...Ve rapora devam:
- Yan komsumuz Ahmet Bey amcayla karisi Necla teyze yatak odasinda
sevisiyorlar. Yataktakiler sok vaziyette.
Baba sesleniyor:
- Oglum, nereden cikardin simdi bunu ?
- Hicc. Kucuk kizlari Ayse balkonda dikiliyor da.
ALTIN ANAHTARLI TAKSİCİ
iki adam ölür ve cennetin kapisina gelirler. Cennetin kapisinda Aziz Peter
beklemektedir. Aziz Peter ilk adama sorar:
- Hayattayken ne is yapardin?
- Ben rahiptim, ömrümü Tanri'ya verdim, karima sadiktim, her gün dua ettim,
insanlara yardim ettim, çocuklari sevdim, der.
- Çok iyi, der Aziz Peter, al sana cennetin gümüs anahtari.
Ikinci adama sorar:
- Hayattayken ne is yapardin?
- New Yorkta taksi soförüydüm, der adam. Çok iyi, al sana cennetin altin
anahtari.
Rahip bunu görünce öfkelenir.
- Aziz Peter, nasil olur bu? Ben ömrümü Tanri' ya adamis bir insanim, bana
gümüs anahtari bu taksi soförüne de altin anahtari uygun gorüyorsunuz?
Aziz Peter gülerek:
- Oglum, der. Sen vaaz verirken herkes uyuyordu, bu adam araba kullanirken
herkes dua ediyordu.
İNATÇILIK ŞAMPİYONASI
Karadeniz sahilinde bir kahvede inatçilik sampiyonasi düzenlenmis. Üç
müsabik ortaya çikmis, baslarindan çikan birer olayi anlatip, kahve
sakinlerinden sampiyonu seçmesini istemisler.
Birinci müsabik:
"Bir aksam isten eve döndüm, kapiyi çaldim, hanim kim o dedi, kim olacak bu
saatte, kapiyi baska kim çalar ki! Kizdim. Kapiyi ben çaldim, hanim israrla kim
o dedi. Bu sabaha kadar böyle devam etti. Sabah oldu ise gittim."
Ikinci müsabik:
"Agriyan disimi çektirmek için disçiye gittim. Disçi hangi disin agriyor
diye bana sordu. Madem koskocaman disçi, agriyan disimi o bulsun diye inat
ettim. Disçi bütün dislerimi çekti. Sira agriyan disime gelince, yine agriyor
demedim ve agzimdaki bu tek dis inadimdan kaldi."
Üçüncü müsabik:
"Evlendigim ilk gece hanim bana dokunma dedi. Ben de inadim tuttu. Aradan
17 yil geçti, hala dokunmadim."
Bu arada jüri baskani
"Ama senin üç tane kocaman çocugun var, nasil olur?"
diye sorunca:
"Inadimdan onlarin bile nasil oldugunu sormadim."
VAHŞİ PUMA
KIZILDERİLİ KABİLESİNİN LİDERİNİN KÜÇÜK OĞLU BABASINA ÇEKİNEREK SORDU:
NEDEN BİZİM İSİMLERİMİZ BEYAZLARIN İSİMLERİ GİBİ DEĞİL?
REİS
"BİZİM İSİMLERİMİZİN BİRER HİKAYESİ VARDIR. BU BİR GELENEKTİR" DEDİ
OĞLAN:
"NASIL YANI" DEDİ
REİS
"SANA BİR KAÇ TANE ÖRNEK VEREYİM"
DİYEREK AÇIKLAMAYA BAŞLADI.
"MESELA BEN DOĞDUĞUMDA ÇADIRIMIZIN ETRAFINDA VAHŞİ BİR PUMA DOLAŞIYORMUŞ
BENİM ADIMI VAHŞİ PUMA KOYMUŞLAR. AĞABEYİN DOĞDUĞU ANDA GÖK GÜRLEDİ ADINI GÖK
GÜRÜLTÜSÜ KOYDUK. ABLAN DOĞDUĞUNDA AY DOLUNAYDAYDI. ADINI DOLUNAY KOYDUK.
KARDEŞİN DOĞDUĞUNDA GÖKKUŞAĞI ÇIKMIŞTI. ADINI GÖKKUŞAĞI KOYDUK. ANLADIN MI ŞİMDİ
PATLAK PREZERVATİF"
MEDYA
Laz hamama peştemal yerine gazete sarınmış olarak girmiş. Bunu görenler:
- Ne lan bu halin ?
- Medya herseyi büyütüyormuş.
GOZLUK
Temel Uzak Dogu'ya gider. 250 $ verip bakinca insanlari ciplak gosteren
gozluklerden alir. Takar bakar ciplak, cikarir bakar giyinik. Cok hosuna gider.
Ikide bir takip, cikarir. Eve gozunde gozluk gider, bakar Fadime'yle sutcu
ciplak. Gozlugu cikarir bakar ciplak.
Takar bakar ciplak. Muthis cani sikilir ve Fadime'ye der ki:
- Ula Fadime 250$ verdim hemen bozuldu..!!!!
İki Laz birer turist tavlamışlar ve bir tenhaya çekilmitler. Tam birlikte
olacakları sırada iki kızda Lazlardan prezervatif kullanmalarını istemiş ve
çıkarıp birer tane vermişler.
Lazlar ilk defa gördükleri prezervatiflere bakarak :
- Ne yani, şimdi bunları takınca çocuk olmayacak mı ?
- Evet
Bunun üzerine Lazlar kabul etmişler ve prezervatifleri takmışlar.
Aradan bir altı ay geçtikten sonra bir gün tarlada çalışan iki Lazdan biri
aniden elindeki kazmayı yere atarak :
- Yeter daa ! Ben çıkartıyorum artık, çocuk olacaksa olsun !
ARARSA
Hafifme_rep kadina sorarlar:
- Sevişirken kocanizla konuşur musunuz?
Kadin siritarak cevap verir:
- Ararsa neden konuşmayayim?
BALONLA CENNETE YOLCULUK
Johny annesiyle birlikte banyo yaparken,gögüslerini göstererek sorar;
- "Anne,bunlar nedir?"
Nasil cevaplayacagini bilmeyen annesi, "yarin kahvaltida babana sorarsin"
der -unutmasini umud ederek-
Ama johny unutmaz ve ertesi gün kahvaltida babasina sorar, Babasi söyle
yanitlar,
- "Onlar balon çocugum, annen öldügü zaman o balonlari sisirecegiz ve
annende cennete uçacak".
Birkaç hafta sonra johny'nin babasi eve birkaç saat erken gelir.
Johhny aglayarak babasinin yanina kosar.
- "Baba kos annem ölüyor."
Babasi çocugu sakinlestirmeye çalisirken sorar,
- "Neden annenin öldügünü düsünüyorsun?"
Çocuk aglamaya devam ederken anlatir,
- "Harry Amca annemin balonlarini sisiriyordu, ve annem de söyle
bagiriyordu,"
- "Tanrim geliyorum"
VİCDANININ SESİ
Doktor John hastasıyla ateşli bir seks yaptıktan sonra, oturup düşünmüş:
- "Keşke yapmasaydım ama olsun.. Tüm doktorlar meslek hayatında hastasıyla
yatmıştır"
Der ve kendini avutmaya çalışır. O sırada vicdanından bir ses gelir:
- "Ama John sen bir veterinersin."
İKİ DENİZCİ
Iki denizci oturmus sohbet ediyorlar;
- Sana iki haberim var, biri iyi, digeri kotu.
- Once kotusunu soyle.
- Biz seninle zamanimizin cogunlugunu seferde gecirirken karilarimizin
dostlugu cigrindan cikti, ikiside lezbiyen oldu!.
- Vay canina!, Peki iyi haberin nedir?.
- Senden hoslaniyorum!...
MİNİ ETEK
Temel Dursun'a arabasinin öyküsünü anlatiyordu:
- "Bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir
bayan durdu ve beni arabasina aldi. Bir süre gittikten sonra kadin arabayi kuytu
bir köseye çekti. Mini etegini iyice yukari çekip,
- 'Benden ne istersen alabilirsin' dedi, ben de arabasini aldim.
Dursun :
- "İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakismazdi."
LASTİK
Belediye otobusu agzina kadar dolu, yasli bir adamcagiz ayakta. Elindeki
bastonu otobusun her kalkisinda ve durusunda kayiyor ve adamcagiz dusmemek icin
olanca gucunu harciyor.
Bu sirada oturmakta olan genclerden biri kustahca akil veriyor:
-Baba, baba, bastonunun ucuna lastik taksan kaymaz!
-Ah oglum, demis yasli adam, senin baban o lastigi zamaninda taksaydi ben
simdi bu otobuste oturacak yer bulurdum!
YÜZÜNÜ KAPAT
Temel bir gun denize girmis ama cirilciplak. Koyun cocuklari saka olsun
diye Temel'in butun elbiselerini alip kacmis, zavalli Temel de denizde oylece
kalakalmis. Beklemis gelen yok giden yok.
Yardim edecek kimse de yok. Hava biraz kararinca ne yapsin bizim Temel
cikmis denizden.
Hemen az ilerdeki otlarin arasindan usulca koyune dogru gitmeye baslamis.
Otlak bitince evine de az kaldigi icin on tarafini eliyle kapatarak evine
dogru kosmaya baslamis. O sirada O'nu goren babasi bagirmis:
- "Ula salak usak orani kapayacagina yuzunu kapasana, kim taniycak orani?"
LEZBİYEN
Temel bara gitmis. Yanindaki kadinla sohbet ederken kadin:
- "Ben lezbiyenim" demis.
Temel lezbiyenin ne oldugunu sorunca kadin:
- "Ben yalnizca kadinlarla beraber olurum" demis.
Temel' in hosuna gitmis.
- "Pen ta sizin cibu lezbiyenum" demis.
GOZLUK
Adamın teki bi bara girer, yaslanır bara ve elini vurarak
- "Bana 3 viski" der.
Barmen viskileri verir adam arka arkaya tak tak tak götürür viskileri, hadi
bana ii günler der bardan çıkmaya hazırlanır.
- "Hoopp kardeşim nereyee" diye seslenen barmene
- "Param yok" diye yanıt verir ve barmeni şöyle bi süzüp
- "Ama sana bi teklifim var, bak şimdi cebimde 20 santim boyunda bir
piyanist var eğer istersen sana ne istersen çalar biz de ödeşiriz" der.
Şaşıran barmen merak ederek "Göster bakalım" der, adam cebinden çıkartır,
gerçekten de 20 santim boyunda bi adamcık, geçer piyanonun başına, barmeni iyice
eğlendirir. Barmenin çok hoşuna gider bu ve bu piyanisti nereden bulduğunu sorar
adama..
Bunun üzerine adam ona piyanisti veren "cin"i çağırır. Barmen bi bakar
cinin ahı gitmiş vahı kalmış, yaşlııı, eğilmişşş, bemmbeyaz sakallı bi dede..
Bastonuna dayanmış zar zor ayakta duruyor.
- "Dile benden ne dilersen" demiş cin ve barmen yanıt vermiş:
- "Yıllardır bu barda sigara, içki ciğerlerim mahvoldu bana iki yeni ciğer
ver" demiş.
Kulağını daha da barmene yaklaştıran cin "Ha??" diye sormuş, barmen
bağırmış
- "iki yeni ciğer!!!"
"Ha peki" demiş cin ve parmaklarını şıklatmış, hoppp barmenin arkasında
zebella gibi iri yarı, parabıyıklı, kılıçlı cengaver.
- "Yahu ben yeni ciğer dedim.. yeniçeri demedim ki!!" diye isyan etmiş
barmen..
Adam da gülmüş:
- "Hah sanki ben de 20 santimlik piyanist istedim!!!"
Varlikli capkinin erkeklik organinda bir ciban cikar.
Turkiyede hangi doktora gitse aldigi cevap,
"Kokunden kesilmesi lazim. Yoksa olursunuz!" olur.
Arkadaslari Fransayi onerirler. Gider, basvurmadigi doktor kalmaz. Cevap
aynidir. Amerika' ya gider. Cevap degismez. Cok kizar.
Bir zenci doktor, adama acir,
"Kimseye soyleme, Afrikada bizim kabilenin buyucusu dedemdir,sana yardimci
olabilir" der adresi tarif eder.
Adamcagiz, Afrika' ya gider. Kabileyi ve Buyucu dedeyi bin bir guclukle
bulur.
Utanarak buyucu dedeye,
"Butun doktorlar kokunden hemen kesilmesi lazim.Yoksa yakinda olursun
dediler" diye uzuntu icinde derdini anlatir.
Buyucu dede muayene eder ve kendinden emin bir sekilde guler,
"Korkma! Tam zamaninda beni buldun!"
Hemen bitkilerden ve yabani hayvan diskilarindan bir merhem yapar. Guzelce
surer, sarar.
"Her aksam bana gel, 7 aksam merhem surmemiz lazim" der.
Adam sevincle ayrilir. Her aksam gelir, merhem surulur, 7.gun aksam yine
merhem surulur. Tedavinin iyi gittiginden emin ve mutlu bir sekilde, cok az
konusan buyucuye sorar,
"Nasil kesilmesinden kurtuluyor muyum?"
Buyucu agir agir basini sallar. Cubugundan emin bir eda ile duman ceker.
Dumani magrur bir eda ile uflerken,
"Yok artik kesmek. Yarin gece Ay dogarken kendiliginden dusecek."
YAKA
Hemşire, doktora hastayı gösterdi:
- Kalbini dinlemek için ne zaman eğilsem, kalpatışları hızlanıyor. Ne
yapsak?
- Önlüğünün yakasını iliklesen...
EVDE İNEK BEKLEMİYOR
Bir gün aslan ile boga bara gitmisler bir iki tek attiktan sonra aslan
müsade istemis. Boga bununla dalga geçmis :
- Koskoca aslansin. Ormanlar kralisin..
Saat daha sekiz. Hiç yakisir mi sana kilibiklik...
Aslan kükremis :
- Eee beni evde bir aslan bekliyor, seninki gibi bir inek degil...
OKULDA NE ÖĞRENDİK
Bir iktisat seminerinde kahve ve ihtiyac molasi verilmis. konferans
sirasinda arkadas olan uc uzman birlikte tuvalete girerek ihtiyac gidermisler.
Isini ilk bitiren ellerini yikadiktan sonra makineden pespese kurulama
kagitlari alip ellerini kurulamis tam 16 tane kagit havlu harcamis ve
arkadaslarina donmus.
Ben bilkent mezunuyum, demis, bizim okulda once temizlik ogretilir.
Isini ikinci bitiren tek bir kagit havlu cekmis ellerini o tek havluya
dikkatle kurulamis.
Diger iki kisiye donmus ben odtü mezunuyum, demis, bize okulda cevreciligi
ogrettiler cok kagit harcamak cevreye zararlidir.
Ucuncu kisi ne ellerini yikamis, ne kagit almis kendisine saskin saskin
bakan arkadaslarina donmus.
Ben hacettepe mezunuyum, demis, bize okulda elimize isemeden cis yapmayi
ogrettiler.
TOKAT
Bir Yüzbaşı ile emir eri bir trende yolculuk ediyorlar. Aynı kompartmanda
çok alımlı bir kız ile annesi de var. Başka kimse yok. Bu iki grup birbirlerini
tanımasa da yolculuk sırasında tanışırız diye çok yakın oturmuşlar. Derken tren
bir tünele giriyor, ortalık kararıyor. Bir öpücük sesi ve ardından -şırraaak-
çok şiddetli bir şamar sesi duyuluyor. Tren tünelden çıkıyor. Herkes şaşkın ne
oldu diye birbirine bakıyor.
Genç kız düşünüyor; (Benim yerime annemi öperlerse, işte böyle şamarı
yerler..)
Kızın annesi düşünüyor; (Helal benim kıza, öpüldü ama, hemen şamarı
yapıştırdı..)
Yuzbaşı düşünüyor; (Ulan asker kızı öptü, şamarı ben yedim...)
Asker gülümsüyor; (İntikamımı aldım daa. Havaya bir öpücük yüzbaşıya bir
şamar!!)
KİMİ YİYELİM
Yamyam baba-oğul balta girmemiş ormanda dolaşırken
nehirde yıkanan genç ve çok güzel bir kadın görürler.
Oğul sorar:
-Ne dersin baba, yiyelim mi onu?
Baba bir an düşündükten sonra:
-Hayır, bunu eve götürür, onun yerine anneni yeriz! der.
ESKİ GAZETELER
Başhekim, akıl hastanesinin bahçesinde dolaşıyordu, bir ara baktı, bir
kalabalık gözüne çarpmıştı.Hemen oraya seğirtti.Deliler bir halka oluşturmuş,
ortada dönüp konuşan birini dinliyorlardı :
-Papendreu seçimleri kaybetti.Hastaneye kaldırıldı...Bulgar zulmü devam
ediyor.Zorla yollanan soydaşlarımızın sayısı seksen bine ulaştı...Federasyon
kupasını Beşiktaş kazandı...
Başhekim bu işten hoşlanmış :
-Ne yapıyorlar bunlar böyle? diye sormuş.
-Efendim, demişler.Ortadaki deli kendinin gazete olduğunu sanıyor,
haberleri bildiriyor.
Başhekim daha da hoşlanmış.Dolaşmasını sürdürmüş.Az ileride birde ne
görsün! Sekiz, on deli iplerle sımsıkı birbirlerine bağlanıp bir köşeye
atılmamış mı!
-Onlar mı, okunup da iadeye gidecek eski gazeteler efendim...
MEZARCI
Diktatör bir akşam meyhaneden içeri girer.Tezgahtara yaklaşır.Hafif içkili
bir sarhoşun yanına çöker.Oradan buradan konuşurlarken sorar :
-Böyle hergün içmek için ne kadar kazanıyorsun?
Sarhoş :
-Günde 2 bin lira.
-Peki kemerleri biraz sıkalım diye ücretleri azaltıp, koşulları
ağırlaştırsak, ne kadar kazanırsın?
Sarhoş :
- 4 bın lira.
-Peki biraz daha sıkarsak kemerleri?
-O zaman 5 bin liraya para demem.
Diktatör kızar :
-Bu ne biçim iş.Köküne kadar sıkarsak?
-O zaman muhakkak 10 bin lira kazanırım.
Diktatör şaşırmıştır.Adamın ne iş yaptığını çok merak etmiştir.Sorar :
-Şeytan mısın, nesin.Ne iş yapıyorsun?
-Mezarcıyım!
İYİ KEKEME
Kekemenin biri bir gun Besiktas'ta kekeme okulunu ararken okulun yerini
bulamamis, en yakinindaki bir bakkala girip:
- Kakakakarrdesssss, bubububurraaalarrrrdaddadadadbi kekekemememe
okukukukuluuu varmis, nenenenerededede bibibiliyomusususun ?
diye sormus. Bakkalda:
- Okulun yerini bilmiyorum ama agbiy, senin okula hic ihtiyacin yok bence
gayet iyi kekeliyorsun...
MANTAR ZEHİRİ
"Heey dostum iyi haberlerini aldim, evlenmissin!!"
"Evet bu 4. oldu"
"Onceki ücüne ne oldu peki?"
"Ücü de öldü.."
"Yapma ya.. cok uzuldum.. nasil oldu peki?"
"Ilk karim yedigi mantarlardan zehirlenerek öldü"
"Bu korkunc bisey.. peki ya ikincisi?"
"O da mantar zehirlenmesinden öldü"
"Tanrim ne kaderin varmis senin... ya ücüncüsü? Yoksa o da mi..."
"Hayir hayir.. o boynu kirilarak öldü"
"Anliyorum.. kazaydi yani.."
"Hayir... mantarlari yemedi.... "
Genc deve annesine sormus , anne niye bizim ayaklarimiz bu kadar büyük?
Anne cevap vermis , çölde kuma batmamak için..
Genç deve tekrar sormus , peki kipiklerimiz niye bu kadar gür.
Anne tekrar cevap vermis , çölde kum firtinalarinda kum kaçmasin diye.
Meraki yatismamis olan genç deve bir soru daha sormus, bizim niye
hörgüçlerimiz var.
Anne deve sabirla yanitlamis , çölde çok uzun süre susuz idare edebilme
için suyu hörgüçlerimizde depolariz.
Sonunda dayanamayan genç deve sormus , Peki biz Ankara Devlet Hayvanat
Bahçesinde ne bok yiyoruz???
HOMOSEKSÜELLİK
Temel 20 senedir Almanya'da yasiyormus. Bir gun gocmen burosuna gidip
Almanya'dan kesin donus yapacagini soylemis. Gocmen burosundaki
Almanlar Temel'i taniyorlar, seviyorlar. Sormuslar;
"Niye donuyorsun" diye.
Temel "homoseksueller yuzunden" demis.
Burodakiler sasirmis ;
"Seni rahatsiz filan ediyorlarsa hemen bir sikayette bulun, geregini
yapariz. Buradan bu yuzden ayrilmana degmez demisler"
Temel ; "Beni rahatsiz etmiyorlar" demis.
Burodakiler yine sasirmis ;
"Peki neden gidiyorsun?"
Temel cevaplamis :
"Burada 20 yil once homoseksuellik yasakti, 10 yil once serbest oldu, 5 yil
oncede evlenmelerine izin cikti. Homoseksuellik MECBUR olmadan donmek
istiyorum."
BULMACA
Temel uçağa binerken merdivende bir bakmış önünde Sharon Stone haltetmiş
bir dilber..
Muhteşem de bir mini..
Temel içini çekerken bir bakmış, yeri dilberin tam yanı..
Oturmuşlar.. Uçak havalanmış. Dilber çantasına uzanmış.
İçinden bir bulmaca dergisi, bir kurşun kalem çıkarmış.
Başlamış çapraz bulmacayı çözmeye..
Temel heveslenmiş..
"Şimdi bir yerde takılır, bana sorar, böylece muhabbete başlarız" diye..
Beş dakika geçmeden dilber Temel'e dönmüş, gerçekten..
Kısık, seksi bir sesle sormuş: "Beş harfli bir kelime. Sonu arak..
Başına bir harf koyarsanız kadınların en sevdiği alet olurmuş, biliyor
musunuz?" diye..
"Aman Tanrım" demiş Temel, Amerikan filmlerindeki gibi..
"Aman Tanrım.. Bu güzel kadına o kelimeyi nasıl söylerim ben..
Mutlak bir başka kelime olmalı.." Başlamış düşünmeye..
Beş dakika sonra jöton "Dank" diye düşmüş.. Kadına dönmüş:
"Tarak olabilir mi, hanımefendi?..
Tarak!.." "Harikasınız" demiş dilber..
"Silginiz var mı acaba?
MİGROS
Temel tarikata girmek icin muracaat etmis, tarikat seyhi
"Bize katilmak icin sinavlardan gecmen gerek.
Ilk sinavin.. Kadinlara uc hafta yaklasma..
Dayanabilirsen, uc hafta sonra gel goruselim!" demis...
Temel uc hafta sonra gelmis seyhin onune.. Suklum, puklum..
"Ilk hafta kolay gecti" demis,
"Ikinci hafta biraz zorlandim, son hafta Fadime ile Migros'a gittik...
Fadime ust raftaki konservelere uzaninca icim gitti..
Konserve yere dusup Fadime yere egilince de kendimi tutamadim.."
"Yoo" demis seyh "Bu durumda seni tarikata katiyyen alamam.."
"Yahu! Ne Tarikati. Ben ondan coktan vazgectim" demis
Temel "Beni Migros'a almiyorlar artik!.. Derdim o!.."
GÜVENSİZLİK
Büyük bir kasa soygunundan sonra çalıntı otomobille yol alan üç soyguncu,
kent dışında otomobilden inip tarlalar arasında geldikleri yöne doğru hızla
ilerlediler. Uzun süren bu iz kaybettirme yürüyüşünden sonra ıssız bir yer bulup
oturdular. İçlerinden biri:
- Haydi sayalım artık, dedi. Kaç milyon kaldırdığımızı merak ediyorum.
İkincisi elini şöyle bir salladı:
- Yorgunluktan öldük yahu! Şimdi o kadar parayı saymakla ne diye uğraşalım.
Yarın gazetelerde okur, biz de öğreniriz kaç milyon kaldırdığımızı.
Üçüncüsü öfkeyle yerinden fırladı:
- Deli misin be! Yarın her gazete ayrı bir rakam verir, biz de birbirimize
gireriz!
SOGAN
Temel eczacilik fakultesini bitirmis.fakat eczane acacak parasi yok, Girmis
bir eczaneye:
- Beyefendi sizde sogan var mi? Adam Temel'i basindan savmis. Temel bu
durur mu? Hergun yeni sacma sorularla geliyormus.Birgun eczaci Temel'e:
-Kardesim senin derdin ne?
-Burayi bana sat. Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmis,birkac gun sonra
Eczaneyi satan adam iceri girmis,Temel'e:
-Siz de sogan varmi? demis... Temel adama:
- Bizde sogan var ama senin receten var mi? demis...
MANTIK
Temel birgün yolda giderken arkadaşın prof. idrise rastlar idrisin kolunun
altında kalın kalın bi sürü kitap temel idrise sorar
-ula idris o kitaplar ne kitabudur?
-MANTIK KİTABUDUR.
-mantık ne demek
-valla temel sana nasıl anlatayım. senin evde akvaryum var mı?
-var.
-o zaman sen balıkları seversin
-çok severim.
-balıkları çok sevdiğine göre balık tutmayı ve yemeyi de seversin.
-bayulurum özellikle hamsiye
-balık sevdiğine göre balıkta bol miktarda fosfor azot vs bulunur bunlarda
bir erkek olarak seni çok kuvvetlendirir dolayısıyla sen tam bir erkeksin işte
mantık ilmi bunu açıklar.
bu cevap temelin çok hoşuna gider hemen kitapçıya koşar bir sürü mantık
kitabı alır ve okumaya başlar tabi okuduğundan pek bişey anlamaz ama yine devam
eder bir gün kolunun altında bisürü kitapla dursun temeli görür.
-ula temel o kitaplar nedir.
temel kasılarak cevap verir
-mantik kitabudur
-ula temel mantik ta ne oliyi
-valla sana nasıl anlatayım ula dursun senin evde akvaryum varmı?
-yook.
temel şaşkınlıkla dursuna bakmış, ve
-ula dursun yoksa sen i.nemisin?
KİM VERECEK?
Paris'in ünlü müzikholüne gitti, müdürün karşısına çıktı:
- Efendim ben, masaj uzmanıyım. Bu alanda benim gibi bir uzman daha
bulamazsınız.
- Memnun oldum. Bize niye geldiniz?
- Ayda onikibin frank karşılığında, müzikholünüzde çalışan bayan
sanatçılara masaj yapmayı öneriyorum.
Müdür gülümsedi:
- Onikibin frankı peşin verirseniz, hemen başlayabilirsiniz!
KARA BULUTLAR
Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde bulutların yeryüzündeki suların
buharlaşmasından oluştuğunu uzun uzun anlattıktan sonra ön sıralarda oturan
öğrencilerden birine şu soruyu sordu :
-Söyle bakalım oğlum, kara bulutlar neden olur?
Çocuk düşündü , yutkundu, birşey diyemedi.Onun yanında oturan küçük kız
çocuğu parmak kaldırarak şu cevabı verdi :
-Kirli sulardan olur öğretmenim!..
GÜZELLİK
Meliha, komşusu Zülbiye'ye:
- Sabah sana uğradım, dedi. Evde yoktun.
- Güzellik salonundaydım Melihacım.
Meliha, Zülbiye'nin yüzünü dikkatle inceledikten sonra dudak büktü:
- Demek bu kadar bekledim, hala sıra gelmedi.
Çok mutaasıp bir aile çocuğu yine kendi gibi mutaasıp eline el değmemiş bir
kız bulur ve onunla evlenmeye karar verir, kız da kaşarmı kaşar, yatıp
kalkmadığı erkek kalmamış.
Delikanlının ailesi ne hikmettirse tutturmuş kızlık muayenesi yaptıracağız
diye, kız kendinden emin değil ama zoraki kabul etmiş ve kara kara düşünmeye
başlamış ben ne diyeceğim diye, en samimi arkadaşına durumu anlatmış oda "canım
bundan kolay ne var,git kasaba rica et herhangi bir etin üzerindeki zarı soyup
sana versin,tanıdık bir doktor var,ona rica ederiz sana bir kızlık zarı yaparız"
demiş.
Kızda dediğini aynen yapmış,artık içi rahat muayene olmaya gitmiş.Delikanlı
orda, ailesi orda, doktor "uzan kızım demiş "kız uzanmış, doktor birden kafasını
kaldırıp ordakilere bakmış "allah allah "demiş.
Ordakiler "ne oldu" demiş, "bir problemmi var doktor "doktor" bir dakika
deyip raftan ansiklopedileri indirmiş bakmış bakmış sürekli şaşkın şaşkın kıza
bakıp "allah allah" deyip duruyormuş.
Delikanlı dayanamayıp sormuş "doktor bey yoksa kız değilmi? "Doktor" kız
olmasına kız ama benim anlayamadığım belediyenin damgasının burda ne işi var?"
KÖTÜ BIR HABER VERMENIN EN AKILLICA YOLU
NEDIR?...
Istanbul'da üniversitede okuyan genç kiz Ankara'daki babasina telefon etmis:
-"Baba, meraba. Ben Lale...."
-"Ooooo. Güzel kizim benim. N'abersin bakalim?..."
-"Hiç sorma babacigim. Hiç keyfim yok valla..."
-"Hayirdir? Bi sorun mu var?...
Kiz aglamaya baslar; babasi ise üzüntü ve meraktan kafayi yemektedir:
-"N'ooldu kizim? Anlatsana..."
-"Murat evi terketti. Bosanmak istiyormus..."
-"Ne evi lan? Ne bosanmasi? Sen ne zaman evlendin de bosaniyorsun?..."
-"Hani senin hiç hoslanmadigin esrarkes çocuk vardi ya. Ben onunla
evlendim."
-"Iyi halt ettin, zilli. Neyse, artik yapacak bi sey yok. Versin mahkemeye,
hemen bosanin..."
-"Bosanalim ama benden 10 milyar istiyor. Eger vermezsem, iyi
zamanlarimizda çektigi çiplak fotograflarimi Internetten herkese yollayacakmis...."
-"Püüh. Rezil... Çiplak fotograf çektirdin, öyle mi?"
-"Ama babacigim. O benim kocamdi. Ne biliyim böyle bir pustluk yapacagini."
-"Peki. Olan olmus artik. Yarin havale ederim parayi...Ögleden sonra
Bankaya gidip çekersin; sonra da alip yakarsin o kahrolasi fotograflari..."
-"Sagol baba. Eeee. Sey...Bi de kürtaj için 2 milyara ihtiyacim var..."
Adam artik iyice fenalasir. Boguk bir sesle konusur:
-"Kürtaj mi? Bi de hamile mi kaldin o çocuktan sen?..."
-"Aslinda ondan degil... Zenci bi çocuk vardi...Zaten o yüzden ayriliyoruz
ya...."
Adam bayilmak üzeredir. Nabzi yükselir, tansiyonu düser, artik inleyerek
konusmaktadir:
-" Biz seni oraya okumaya yollamistik. Sen ne haltlar çevirmissin. Allahim.
Nedir bu basimiza gelenler...Okulu bititir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun, yoksa
kirarim bacaklarini..."
-"Istersen hemen dönebilirim babacigim. Ben geçen yil okuldan atildim
çünkü..."
Adam masanin üzerindeki soguk su dolu sürahiyi basindan asagiya devirir ve
ancak bu sekilde konusmasini sürdürebilir:
-"Okuldan mi atildin? Hani birlikte avukatlik yapacaktik, zilli?...Eh ulan?
Sen hele bi gel buraya. Ben sana yapacagimi bilirim. Evden disariya adim
attirmiycam sana. Ilk isteyenle de evlendiricem...."
-"O is zor be baba. Biliyorsun, moda oldu, artik evlenmeden önce esler
birbirlerinden saglik raporu istiyorlar... Pek iyi bi rapor sunacagimi
zannetmiyorum ben..."
-"Allahim, çildiracagim... Bir de cinsel hastaliklar haaa.....Kesin o
zencidendir..."
-"Çok pis arkadaslari vardi. Bilmem artik hangisinden kapmisimdir..."
Güm diye bir ses duyulur. Adam kisa bir süre için kendinden geçmistir;
ancak hemen kendisini toparlayip tekrar telefonu alir.
-"Hemen bu aksam dayini yolluyorum oraya. Seni alip gelecek. Adresini ver
bakiyim..."
-" Mahmutpasa Karakolu'ndayim... Gelirken kefalet için de biraz para
getirsin yaninda..."
-"Karakol mu?...Bi de karakola mi düstün layyynnn? Ne yaptin?...."
-"Dün kafam çok bozuktu, çok içmisim. Araba kiralayip dolasmaya çiktim. O
kafayla Arnavutköy'de kokoreççi dükkanina girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi.
Dükkan sahibiyle kiralik araba firmasina biraz para vermek gerekir sanirim..."
Adam artik iyice fenalasmistir. Hatta fenalasmak ne kelime; adeta
kahrolmustur. Telefonda kisa bir sessizlik olur. Kiz tekrar konusmaya baslar:
-"Babacigim. Sakin üzülme. Bütün bunlar bir sakaydi. Ben sadece sinifta
kaldigimi söylemek için aramistim..."
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykirir:
-"Canin sagolsun be güzelim, bosveeerrr. Okul da neymis? Hiç mühim degil,
tatli canin sagolsun senin...."
TANRI
Zengin bir is adaminin kizi, kendisiyle evlenmek isteyen erkek arkadasini
anne ve babasiyla tanistirmak icin evlerine yemege cagirdi. Yemekten sonra
zengin is adami damat adayiyla basbasa konusmak istedi ve onu calisma odasina
goturdu.
Senle söyle erkek erkege konusalim yavrum, dedi.
- Evlendikten sonra aileni gecindirmek icin ne is yapmayi düsünüyorsun?
Damat adayi duraksamadan yanit verdi:
- Aslinda benim elimden her is gelir efendim, evlendikten sonra bir yerde
kesinlikle bir is bulurum. Sonra da nasil olsa, Tanri yardim eder.
Damat adayinin bu yanitini kuskuyla karsilayan is adami, bu kez daha somut
bir soru sordu:
- Peki icinde kizimi oturtabilecegin bir eve nasil sahip olmayi
düsünüyorsun?
Damat adayi yine duraksamadan cevap verdi:
- Ben aslinda cok caliskan bir insanimdir, dedi. Gece gündüz demez calisir,
para biriktiririm. Sonra da nasil olsa Tanri yardim eder, bizde bir ev sahibi
oluruz.
Kız babasinin nesesi iyice kacti. Bu kez sesini yükselterek sordu:
- Peki oglum ilerde cocuklariniz olunca onlara nasil bakacaksiniz?
Damat adayi o soruyu da yanitladi:
- Biraz önce söyledim ya, gece gündüz calisir kazandigim tüm parayi
biriktiririm. Sonrada nasil olsa Tanri'nin yardimiyla cocuklarimizi büyütürüz.
Damat gittikten sonra kizi kosarak babasinin yanina geldi:
- Damadini begendigini gözlerinden anliyorum babacigim, lütfen söylermisin
onun en cok neyini begendin?
Babasi kizinin yüzüne dik dik bakti:
- Onun en cok hosuma giden yani benim hakkimdaki görüsü, dedi ve ekledi:
- Beni Tanri saniyor!
AFRIKA
Bir adam ucagiyla Afrika'nin uzerinde gezerken birden ucagi arizalanir ve
ormanlik bir alana duser. Adam ne yapayim ne yapayim diye dusunurken birden bir
Afrika kabilesinin ona dogru yaklastigini gorur. Adam icinden "Iste simdi boku
yedik" der. O anda dusuncesinde Nur yuzlu dedenin sesini duyar.
- Hayir evladim boku yemedin.
- Peki ne yapmam gerek.
- Suradaki mizragi goruyor musun?
- Evet.
- Al onu ondeki renkli giysili adamin tam kalbine batir. Adam mizragi alir
ve adamin tam kalbine batirir.
- Evladim iste simdi boku yedin.
NASIL DÜNYAYA GELDIM?
Ali babasina sormus:
- Baba ben nasil dünyaya geldim?
- Gece annenle yatmaya gittigimizde yatagin çevresine seker koyduk. Sabah
kalktigimizda sen gelmistin.
Bu fikir Ali'nin ilgisini çekmis ve denemeye karar vermis. Yatarken
yataginin çevresine seker koymus. Sabah bütün karinca, böcekler, vs yatagin
çevresindeymis.
Ali:
- Ulan demis, simdi size elimin tersiyle bir korum. Ama baba yüregi iste!
NE GİYERSEN GİY!
Adamı, vergi dairesine çağırmışlar.. Yanında bütün defterlerini ve
hesaplarını da getirmesini istemişler..
Adam korku içinde, mali danışmanına gitmiş..
Sormuş:
- Vergi dairesine giderken nasıl giyineyim?. Ne tür bir izlenim bırakırsam,
bana daha az vergi cezası keserler?
Mali danışman öğüt vermiş:
- En eski elbiselerini giy.. Yoksul, muhtaç bir görüntü ver ki, sana az
ceza kessinler..
Adam güvenemeyip, bir de avukatına danışmış..
Avukat, mali müşavirin tam tersi bir öğüt vermiş:
- En yeni, en pahalı elbiseni giy.. Güvenli, kendinden emin bir görüntü ver
ki, az ceza kessinler vergiciler..
Adamı bu öğütler tatmin etmemiş.. Aklına güvendiği, filozof bir arkadaşına
aynı soruyu sormuş.. Bu akıllı arkadaş bir hikaye anlatmış.. Şöyle demiş:
- Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi gerektiğini bir arkadaşına sorar.. O
da, gırtlağa kadar kapalı, koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye eder.. Bir
başka arkadaşı ise, dekolte, şeffaf bir gecelik giymesini söyler..
Vergi dairesine giderken ne tür bir elbise giymesi için arkadaşından öğüt
bekleyen adam, bu hikayeyi dinledikten sonra, sorar:
- Zifaf gecesi ne giyeceğini bilemeyen gelinle, vergi dairesine giderken ne
giyileceğini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan var ki?
Adamın akıllı arkadaşı gülerek, izah eder:
- Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır..
4 MÜHENDİSLER
Bir makine mühendisi, bir elektrik mühendisi ve bir de bilgisayar mühendisi
binmişler bir arabaya gidiyolar. Yolun yarısına geldiklerinde araba bozuluyor ve
makine mühendisi 'ben hallederim' deyip yatıyor arabanın altına, bi kaç yere
çekiç vuruyo, vida sıkıyo falan, biniyorlar arabaya, hala bozuk.
Bu sefer elektrik mühendisi hemen atlıyo, 'bana bırakın' diye. Kabloları
kontrol ediyo, elektrik aksamına bakıyo, biniyolar arabaya ama tık yok gene.
Makina ve elektrik mühendisi bilgisayar mühendisine dönüyorlar. sıranın
kendisine geldiğini anlayan bilgisayar mühendisi: -eee..şey...arabadan çıkıp bi
daha girsek?
Bu sırada elemanlarla ilgili gözlemlerini sürdüren endüstri mühendisi, etüd
çalışmaları sonucunda her üç elemanın da verimsiz çalıştığına kanaat getirerek
üçünü de arabadan indirir ve direksiyona geçerek diğerlerine arabayı ittirir.
OĞLUM BENİM
Genç bir adam süpermarkette dolaşırken yaşlı bir kadının kendisini
izlediğini fark eder. Fazla umursamadan alışverişine devam eder.
Bir şeyler alır ve kasaya gelir. Bu sırada yaşlı kadın adama:
- "Size bakmamdan rahatsız oldunuz ama yeni ölen oğluma çok benziyorsunuz
bu yüzden size bakıyorum" der.
Bunun üzerine adam üzülerek:
- "Oğlunuzu kaybetmenize çok üzüldüm. Yapabileceğim bir şey varsa
çekinmeyin söyleyin." der
Yaşlı kadında
- "Marketten çıkarken bana güle güle anne derseniz bu beni çok mutlu eder."
Ve kadın marketten çıkar. Adam da ona
- "Güle güle anne" diyerek veda eder.
Kasadaki tezgahtar alışverişinin 100 milyon tuttuğunu söyler.
Adam şaşırır ve
- "Ama nasıl olur ben sadece bir kaç ufak şey aldım." diye çıkışır.
Bunun üzerine tezgahtar kız
- "Anneniz onun aldıklarını da sizin ödeyeceğini söyledi."
3 ARKADAŞ
Adanali Cemal, Kayserili Kemal ve Temel bu uc arkadas Bogaz Koprusunde
tamir yapiyorlarmis ve karilarida bunlara yemeleri icin bir seyler hazirliyormus.
Ama hep ayni seyler.
Kayserili yemek torbasini aciyor pastirmali ekmek. Adanali aciyor kofte
ekmek. Temel aciyor ekmek arasi hamsi. Bu hep boyle devam ediyormus.
Neyse gunlerden birgun bunlarin canina tak etmis ve demisler yine ayni
seyleri hazirladilarsa kendimizi kopruden atalim. Adanali bakmis ekmege kofteli
hop assaga atlamis, Kayserilininki de pastirmali,oda atlamis asagi. Temel bakmis
hamsili, o da dayanamamis ve atlamis.Bunlarin evlerinde de agit yakiliyormus.
Adanalinin karisi:
- Vah zavalli kocacigim kofte ekmegi ne cok severdi hep kendi ellerimle
hazirlardim.
Kayserili
- Vah zavalli kocacigim pastirmali ekmegi ne cok severdi hep kendi
ellerimle hazirlardim
Karadenizli ise
- Vah zavalli kocacigim hamsi + ekmegi ne cok severdi her sabah kalkip
kendi hazirlardi..
KARISIKLIK
Temel oksurukten Dursun da kabizliktan sikayetcidir. Beraber doktora
giderler.
Doktor Temel'e oksuruk surubu Dursun'a da mushil verir. Bunlar ilaclari
karistirirlar.
Bir hafta sonra doktor Temel'e:
- Nasil oldu? Hala oksuruyor musun?
- oksurmeye cesaret bile edemiyorum doktor bey.
Amerikada bir ilkokulda ögretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir
hikaye yaratmalarini, ertesi gün sinifta okuyacaklarini söylemis.
Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya baslamis. ilk sirada küçük Suzi
varmis. Baslamis anlatmaya:
- Bizim çiftligimiz var. Bir gün babamla yumurtalari topladik, bir sepete
koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtalarin
hepsi kirildi.
- Güzeel. Peki bu hikayeden alinacak ders nedir?
- Bütün yumurtalari ayni sepete koyma.
- Aferim çok güzel. Lily sira sende.
Küçük Lily tahtaya kalkmis ve anlatmaya baslamis:
- Bizim de bir çiftligimiz var. Babam yumurtalardan civciv çikmasi için
onlari kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi
olacagini saniyordu, ama sadece 8'inden civciv çikti.
- Eveeet. Peki burdan alinacak ders nedir?
- Yumurtadan çikmamis tavuklari sayma
- Aferim bu da çok güzel. Billy, sira sende
Küçük Billy tahtaya kalkmis ve anlatmaya baslamis:
- Amcam Ted Vietnam Savasina katilmisti. Bir gün helikopterle bir göreve
giderken helikopter vurulmus. Ted Amcam helikopter düsmeden elinde bir makinali
tüfek, bir kasatura ve bir sise bira ile atlamayi basarmis. Parasütüyle yere
inerken yolda birayi içip bitirmis. Inince mermisi bitene kadar makinali
tüfegiyle 70 kisiyi haklamis. Sonra kasatura kirilana dek onunla 20 kisiyi
halletmis. Sonra da son 10 kisiyi de silahsiz bitirmis.
- Böyle korkunç bir hikayeden alinacak ne ders olabilir?
- Içerken Ted Amcama bulasmayin...
CANIM SEVGİLİM
Sauna'ya giden bir grup genc erkek, soguk havuzda dinlenirlerken bir cep
telefonu calar. Bir adam telefonu acar. Ortam cok gurultuludur; telefonun obur
ucundaki kadin sesini zorlukla duyar.
- Sevgilim. Meltem'le disardayim. Biraz once cok guzel bir kurk gordum. 400
milyon liracik. Senin kredi kartindan alabilir miyim? N'oooolur, alabilir
miyiiiiimmmm?
- Tabi canim. Al.
- Ah sevgilimmmm! Cok sekersin. Biseycik daha var ama kizmayacaksin, degil
mi?
- Hayir, kizmam...
- Buraya gelmeden once Akmerkez'deydik. De Beers'de bir tane tek tas
pirlanta yuzuk gordum. Cok guzeldi sevgilim. Butun arkadaslarimda var. Senin
kredili kart hesabindan alabilir miyim? 650 milyon liracik. Gelecek ay ikramiye
alacaksin. O zaman odersin. N'ooooluuurrrr. Alabilirmiyim?"
- Peki, al canim.
- Sevgilim benim. Bi tanem. Cok sekersin. Bu aksam sana harika bir gece
yasatacagim. Caniiiim, bi sey daha var. Ama kizarsin diye korkuyorum...
- Kizmam, soyle bakiyim.
- Son kazadan sonra arabamdan iyice sogudum. Galeride bi tane Peugeot 206
gordum sevgilim. Cok guzeldiiii... 9 milyara birakacak. Senin adina bankadan bi
kredi actirsak diyorum sevgilim. Nuran'in kardesi bankada sube muduru...
Kefil-belge-imza falan istemiyor, sen tamam dersen hemen yapicak islemleri.
N'ooolurrrr sevgilim, seni cok seviyorum....
- Peki, peki. Tamam. Olur. Al bakalim.
- Tatli sevgilim benim. Canim sevgilim. Seni coook seviyorum. Hadi by,
aksama gorusuruz.
Genc adam telefonu kapatir ve arkadaslarina sorar:
- Bu telefon kimindi yahu?...
TETANOS
Seksenlik koca, evden çikmak üzere paltosunu giyerken onu gören yasli
karisi seslenir:
- Bu saatte nereye gidiyorsun?
- Doktora gidiyorum
- Ne oldu? yine neren agriyor?
Yasli adam siritir:
- Yok hanim yok, doktora söylicem bana bi VIAGRA yazsin
Bunu duyan kadin ayaga kalkar ve o da sokaga çikmak için hazirlanmaya
baslar. Ihtiyar sasirir:
- Eee hanim, sen nereye?
- Doktora gidiyorum der ve adamin saskin bakislari altinda devam eder:
- Eger o eski, pasli seyi benim üzerimde kullanacaksan ben de tetanos
ignesi yaptirayim bari..!
MUTLULUK
Büyük bir kedi, kuyruguyla oynayan küçük bir kediye sormus: "Neden
kuyrugunu kovaliyorsun?" Yavru kedi yanit vermis:
"Bir kedi için en güzel seyin mutluluk, mutlulugun da kuyrugum oldugunu
ögrendim. Bu nedenle onu kovaliyorum, yakaladigimda mutluluga kavusacagim."
Bunun üzerine yasli kedi söyle demis: "Gencken ben de mutlulugun kuyrugum
olduguna karar vermistim. Ama sunu farkettim; ne zaman onu kovalasam benden
uzaklasiyor, ne zaman kendi isime baksam hep pesimden geliyor."
PERFORMANS
Adamin biri, seks hayatindaki sorununa çare bulmak için doktora gider ve
sikayetlerini anlatir:
- Doktor bey, bana bir seyler oluyor. Sevisirken bir sicak basiyor,
terliyorum, bir soguk basiyor, üsüyorum.
Yapilan tahlillerde hiçbir sey çikmamasi üzerine, doktor kütüphanesindeki
tüm tip kitaplarina bakar ve benzer bir olguya rastlayamaz. Adama hitaben:
- Beyefendi, bir de esinizi çagirip onunla konusalim...
Ertesi gün, adamin esi gelince doktor durumu kadina anlatir:
- Sevisirken esiniz bir terliyormus, bir üsüyormus.
Kadin:
- Aman körolasica herif, bir Agustosta sevisir, bir de Ocakta!!!
BEKARET KEMERİ
Sovalyelerin gozupek oldugu eski zamanlarda bu sovalyelerden biri Hacli
Seferlerine cikmaya karar verir. Yola cikmadan once kahyayi yanina cagirir:
- Hacli Seferlerine katilacagim. Karimin bekaret kemerini sana veriyorum.
Sana guveniyorum. 10 yil icinde donmezsem anahtari kullanabilirsin.
Sovalye bastan asagi donanir, tozlu yollara revan olmadan once donup son
bir kez satosuna bakar. Birden kahyanin, bagirarak nefes nefese satodan disari
kostugunu gorur:
- Durun! Durun! Majesteleri. Oh, iyi ki size yetisebildim. Yanlis anahtar
vermissiniz.
İNTİKAM
Bir Yüzbaşı ile emir eri bir trende yolculuk ediyorlar. Aynı kompartmanda
çok alımlı bir kız ile annesi de var. Başka kimse yok. Bu iki grup birbirlerini
tanımasa da yolculuk sırasında tanışırız diye çok yakın oturmuşlar. Derken tren
bir tünele giriyor, ortalık kararıyor. Bir öpücük sesi ve ardından -şırraaak-
diye çok şiddetli bir toktat sesi duyuluyor.
Tren tünelden çıkıyor. Ortalık aydınlanınca herkes şaşkın şaşkın ne oldu
diye birbirine bakıyor.
Genç kız düşünüyor; (Salaklar benim yerime annemi öperlerse, işte böyle
annemden şamarı yerler..)
Kızın annesi düşünüyor; (Aferin benim kızıma, askerlerden biri kızımı öptü
ama, tokatıda hemen yedi..)
Yuzbaşı düşünüyor; (Ulan bizdeki şansa bak, bizim asker kızı öptü, tokadı
ben yedim..)
Ve Asker kıs kıs gülüyor; (Komutanım'dan intikamımı nasılda aldım Havaya
bir öpücük yüzbaşıya bir tokat!!)
YARDIM
Temel bir gün dağda giderken ayağı kayar ve uçuruma düşer. Başlar
bağırmaya:
-"Kimse yok miduur? Kimse yokmiduur?"
Böyle bağırırken gece olur. Tanrı bakar kulu çok acı bağırıyor, kendi
kendine:
-"Şu kulum düzelirim desin kurtaracağımm yahu."
Neyse gökten bir ses, Temel'e:
-"Ben tanrıyım, sen kulum! Ömrün boyunca içki içtin, kumar oynadın,
zamparalık yaptın, bunları bırakacağına bana yemin et seni kurtaracağım" der
Temel düşünür ve başlar:
-"Başka biri yok miduur? Başka biri yokmiduur?"
GEÇEN SENE
Genç is adami uçaga binmek üzere havaalanina gelir ve bilet kontrolü
yapilan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder.
Görevli; "Biletinizi alabilir miyim?"
Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden göreceginiz gibi New York'a
gidiyorum. Ancak, verdigim yesil valizin Londra'ya, mavi olanin da Paris'e
gitmesini istiyorum".
Görevli kiz saskinlikla; "Özür dilerim, ancak bunu yapmam mümkün degil".
Bunun üzerine genç adam; "Bunu duyduguma çok sevindim. Geçen sene
yapmistiniz da!
REFERANS BOL
Arkadaslari isadamini evlendirmek istiyorlar. Sonunda uygun bir hanim
bulunuyor ve isadamina haber veriliyor.
"Ben isadamiyim", diyor adam, "Numune görmeden böyle bir ise karar
veremem."
Genc kadina durumu iletiyorlar:
"Ben de is kadiniyim", diyor hos hanim, "Numune veremem ama istedigi kadar
referans gösterebilirim "
Amerikada -22 nolu karayolunda, devriye görevi yapan bir otoyol polisi
arabasından yolu takip ederken, bir araba görmüş. Bu aracı radarla incelemiş ve
minimum 50 km. ile gidilmesi gereken yolda bu aracın tam 22 km./saat'le
gittiğini farketmiş. Bu araba yolu tıkıyormuş. Ve aracı durdurup sürücüyü
uyarmaya karar vermiş.
Ve aracın peşinden gidip aracı durdurmuş, birde ne görsün. Aracı kullanan
çok yaşlı bir teyze. Ve aracın arkasındaki koltuklarda da çok korkmuş 3 tane
yaşlı teyze daha var.
Polisi görünce yaşlı sürücü: Polis bey çok mu hızlı gidiyordum? diye endişe
ile sormuş.
Polis demiş ki; hanımefendi, hızlı değil, aksine çok yavaş gidiyorsunuz ve
bütün otoyol trafiğini etkiliyor! Radardan gördüğüm kadaruyla
22 km.
hızla gidiyorsunuz.
Yaşlı teyze: Ama, otoyolun girişinde 22 yazıyordu ve bende bu hızla uymak
istedim!
Polis: teyzeciğim demiş, o 22 otoyolun numarası. Bu yolda min. 50 km hızla
gitmelisiniz.
Kadın tamam, bundan sonra hızlanacağım demiş. Polis tam kendi arabasına
giderken, gözü yine arkada oturan, hiç konuşmayan ve çok korkmuş 3 yaşlı teyzeye
kaymış. Ve sormaya karar vermiş sürücüye.
Teyzeciğim birşey sorabilirmiyim? Bu ardada oturan kişlerin nesi var? Çok
korkmuş gözüküyorlar, sanki dillerini yutmuşlar gibi!
Kadın şöyle cevap vermiş: Valla bende anlamadım, 160 nolu karayolundan
çıktıktan beri böyleler.
DAMATIN YEMİNİ
Kilisede dugunun baslamasina cok az zaman var.. damat rahibin yanina
yaklasip isildiyor.. "Bakin.. size verecegim $100 karsiliginda evlilik
yeminimizde birtakim degisiklikler yapmanizi istiyorum.. hani su bana
soracaginiz sonsuza dek seveceginize, koruyacaginiza, sadik kalacaginiza yemin
ediyor musunuz?" kismi var ya, onu metinden cikarmanizi istiyorum... "
Rahip gulumseyerek basini salliyor ve damat rahibin avucuna $100 sıkıştırıp
iceri donuyor...
Ve dugun basliyor... herkes yerini aliyor, gelin ve damat rahibin onunde
bulusuyor ve yeminler okunmaya baslaniyor....
Sira damadin yeminine gelince damadin gozleri hain hain parliyor.. ve rahip
damata soruyor: "....... esinizin daima bir adim gerisinden yuruyeceginize, her
emrini ve dilegini yerine getireceginize,her sabah kahvaltisini hazirlayip
ayagina kadar gotureceginize,ve ikiniz de yasadiginiz surece baska kadinlara yan
gozle bile bakmayacaginiza yemin ediyor musunuz...?"
Tabi damat bu beklenmedik is karsisinda gozleri faltasi gibi aciliyor..saga
sola bakiyor.. bi yutkunuyor.. ve kisik bir sesle:
"E..eee..evet efendim"...
Ve toren sona erdikten sonra damat hisimla rahibin karsisina dikiliyor:
"Bir anlasma yaptigimizi saniyordum!!!!"
Rahip gulumseyerek cevapliyor:
"Esiniz daha iyi para verdi.... "
MESAJINIZ VAR
New York sokaklarının karla kaplandığı günlerde ikisi de Amerika'nın
değişik bölgelerinde is gezilerinde olan kari koca, Florida'da buluşup yaz
sıcaklarının yaşandığı bu bölgede birkaç gün geçirmeye karar verirler..
Kocası esinden önce gider Florida'ya ve ertesi gün içinde esine yer
ayırttıktan sonra, ona bir e-mail gönderir. Fakat mesaj, adresi bir harf yanlış
yazdığı için esi yerine, bir gün önce ölen yaslı bir papazin esine gider.
Papazin en az kendisi kadar yaşlı esi bilgisayar ekranında mesajı okuyunca
korkunç bir çiğlik atar ve yere düşer. Zaten çok üzgün olan kadının bu çiğliği
üzerine ev halkı odaya dolar ve hemen herkes, yerde yatan kadına yardim için
koşuşturmaya baslar. Kadıncağız bir süre sonra kendine gelir ve ne olduğunu
soranlara bilgisayar ekranını gösterir.
Ekrandaki mesaj ise aynen böyledir:
- Sevgili kariciğim! Bugün buraya ulaşır ulaşmaz, önce yarin senin
gelişinle ilgili bütün işlemleri tamamladım. Sonra da bana ayrılan yerime
yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok çok sıcak... Seni özlemle
bekliyorum. Kocan... :-))
AHLAKLI PAPAĞANLAR
Kasabanin birinde bir papaz ve onun iki tane papagani varmis.
Papaganlarda papaz gibi oldukca inancli ve dindarlarmis. Sabah aksam
kafeslerinde oturup incil okuyup dua ederlermis. Papazin cemaatinden bir
kadininda 2 tane disi papagani varmis, papazin erkek papaganlari ne kadar
ahlakli,kadinin disi papaganlari da o kadar ahlaksizmis.
Eve gelen misafirlerin onunde 'erkek istiyozzz!'diye bagirirlarmis. Kadin
sonunda dayanamamis ve papaza akil danismaya gitmis.
"Sen getir onlari bana benim papaganlarin kafesine koyalim da ahlak
ogrensinler biraz" demis. Kadinda almis papaganlari getirmis, papazin evine daha
kafese girer girmez disi papaganlaradan birisi
"hey yakisikli, iki tane ucuz fahise ister misiniz kafesinizde" diye sormus.
Erkek papaganlardan biri otekine donup haykırmış?:
"oglum butun dualarimiz kabul oldu lan sonunda!!!"
LAZ VAMPİR
Ingiliz vampir, Fransiz vampir, bir de Laz Vampir gecenin kor karanliginda
ucmaktalardi. Cok aciktigini sezinleyen ingiliz
vampir pike yapti ve asagi dogru suzuldu. Birkac dakika sonra agzi kan
icinde geri dondu.
- Asagida bir agil vardi. 20-30 inegin kanini emdim, Nefisti.
Bir sure sonra Fransiz vampir de pike yaparak asagi suzuldu. Geri
dondugunde agzi yuzu kan icindeydi. ingilize bakarak,
- Hani senin az once girdigin agil vardi ya...
- Evet..
- Onun yaninda bir ahir vardi, gordun mu?
- Evet gordum.
- iste orada en azindan 40 tane atin kanini emdim. Nefisti.
Bu konusmalar sonucunda tabii Laz vampirin de cani beslenmek istiyordu. O
da pike yapti, suzuum suzum suzuldu. Aradan 5
dakika gecti, Laz vampir her yeri kan icinde geldi... Onun bu hali
digerlerinin, muthis bir ziyafet cektigini dusunmelerine neden oldu.
Tabii oldukca meraklanmisti Ingiliz ve Fransiz vampirler...
- Eee? Nasildi?
- Ula usaklar, hacan asagUda pir agil vardi daa, gordinuz mu?
- Eveet, gorduk.
- Hacan onun yaninda da pir ahur vardi daa, oni da gordinuz mu?
- Eveet, gorduk.
- Hacan o ahurun yaninda da pir elektruk diregu vardi daa, oni da gordinuz
mu?
- Eveet, gorduk.
- Hacan pen oni gormedum daa..
CİN
Yeni evli çift balayı zamanında golf oynamaya karar verirler. Otellerindeki
golf sahasına inip golf oynamaya başlarlar. Adam topa bir vurur top direk
çalılıkların arasında kaybolup beraberinde bir şeylerin kırıldığına dair ses
getirir.. Sesi takip eden çift topun harabe bir kulübenin camını kırdığını
anlarlar. İçeri girdiklerinde iri kıyım bir adam koltukta oturmaktadır. Çift
üzgün bir vaziyette, -Kusura bakmayın beyefendi bilerek olmadı çok özür dileriz
zararınızı ödemeye de razıyız, diyerek af dilerler.
Bunu gören adam:
-Hayır hayır esas ben size çok teşekkür ederim. Ben bir cinim ve 300 yıldır
bu lambadaydım.. Topunuz lambayı kırarak benim serbest kalmama neden oldu.. Bu
yüzden ne isterseniz yapacağım ikinizinde birer hakkı var, der.
Kadın:
-Benim içinde hizmetçileri olan kapısında son model arabalar duran bir
villam olsun, der.
Cin:
-İsteginiz yerine getirildi bayan, der.
Adam ise düşünür.."Ev var araba var bende 1 milyon dolar istiyeyim diyerek
hemen söze girişir:
-Cin bende hesabımda 1 milyon dolar istiyorum.
-Beyefendi sizin de isteğiniz yerine getirildi. Fakat benimde bir isteğim
var biliyorsunuz 300 senedir bir lambada kapalıyım ve canım acaip kadın çekiyor.
Bu isteklerinizin karşısında bende hanımınızla beraber olmak istiyorum, der.
Adam bu istek karşısında sinirlense de cinin yaptıklarından dolayı biraz
yumuşar ve cin olduğunu düşünüp bir daha karşılarına çıkmayacağını düşününce
karısına bakar. Karısı da yakışıklı cinle bir beraberliğin zararlı olmayacağını
düşünüp kabul eder. Kadınla cin arka odada işlerini bitirmişler kadın
giyinmektedir. Cin yatakta uzanırken kadına:
-Hanfendi kocanız kaç yaşında?
-35 nolduki?
-Hiiç bu yaşa gelmiş hala cinlere inanıyor
OTURAN BOĞA AKILLANDI
Kizilderililerin genç reisi 18 yasina geldiginde cani kadin ister.
Kabilenin büyücüsüne gider, der ki:
- "Oturan Boga kadin ister." Büyücü:
- "Oturan Boga ormana gitsin, üzerinde delik olan bir agaç gövdesi bulsun
ve onun üstünde egitim yapsin, hazir olunca gelsin. 15 gün sonra reis geri
gelir.
Der ki:
- "Oturan Boga hazir." Büyücü de kabiledeki en güzel kizi ona verir. Reis
alir kizi çadira girer.
- "90 derece egil" der. Kiz egilince, kiza bir tekme vurur. Kiz çiglik
atarak bunu niçin yaptigini sorar.
Reis söyle cevap verir:
- "Oturan Boga akillandi, önce yaban arilarini kontrol!"
UĞURSUZ KADIN
Cafer komadadir... Yaninda ise karisi... Cafer'in gozleri nemli, kisik
sesiyle karisina dogru bakar ve konusmaya baslar:
"Ilk isten kovuldugum zaman yanimda idin... Iflas ettigim gun oradaydin...
Vuruldugum zaman ilk gozumu actigimda seni gordum... Trafik kazasi gecirdigimde
hastanede hep basucumdaydin...
Karisi takdir edilmenin mutlulugunda tabii.
"Simdi komadayim yine basucumdasin... Sonunda anladim ama, cok gec oldu;
yahu sen ne ugursuz karisin..."
BURADA KİMSE YOK
Adamın biri günah çıkarmaya kiliseye gitmiş. Rahiple birlikte günah çıkarma
odasına girince anlatmaya başlamış:
"Peder, büyük günah işledim.."
"Evet oğlum... Ne yaptığını anlat bana... Tanrı seni affedecektir..."
"Kız arkadaşımla üç yıldır çok güzel giden bir ilişkimiz var. Ve aramızda
ciddi bir yakınlaşma olmadı. Dün onu görmeye evine gittim, kızkardeşinden başka
evde kimse yoktu. Ortalıkta kimsenin olmadığını görünce kardeşiyle beraber
olduk..."
"Oh, bu çok kötü evlat... Fakat yaptığının kötü bir şey olduğunun
farkındasın. Tanrı affetsin..."
"Peder, geçen hafta kız arkadaşımı görmeye işyerine gitmiştim. İş
arkadaşlarından biri dışında iş yerinde kimse yoktu. Ortalıkta kimsenin
olmadığını görünce iş arkadaşıyla birlikte olduk."
'Oh, bu hiç de iyi olmamış doğrusu..'
"Peder,geçen ay, kız arkadaşımı aramak için amcasının evine gitmiştim.
Yengesinden başka evde kimse yoktu. Ortalıkta kimsenin olmadığını görünce,
yengesiyle birlikte olduk.."
Adam cevap gelmediğini görünce seslenmiş:
"Peder???? Peder , neredesiniz?? '
Hiç cevap yok... Kilisenin içinde rahibi aramaya başlamiş ve onu piyanonun
arkasındaki masanın altında saklanır bulmuş.
"Peder, niçin orada saklanıyorsunuz?"
"Birden ortalıkta senle benden başka kimsenin olmadığını farkettim de!"
100 ÜZERiNDEN 150
Jinekologun biri lanet olsun der ve doktorlugu birakir. Niyeti araba
tamircisi olmaktir. Gider ve sendikanin sinavina girer. Sonuçta 100 üzerinden
150 alip gecer. Bunun üzerine bir sorusturma açilir.
Müfettisler hocaya sorarlar bu is nasil oldu diye.
Hoca;
- "Valla, yagi degistir dedim degistirdi. Filtreyi degistir dedim
degistirdi. Bujileri temizle dedim temizledi.
Müfettis:
- "Iyi de neden 100 degil de 150 verdin?" Hoca:
- "Bunlarin hepsini egzozdan yapti !"
Adam ölür ve öbür dünyada sorgusu baslar :
- Hiç içki içtin mi?
- Aman efendim...
- Kumar oynadin mi
- Aman efendim...
- Kadinlarla aran nasildi?
- Aman efendim, ben kim çapkinlik kim.
Cebrail dönüp bagirir:
- Oradan bir çift kanat getirin!
Adam çok sevinir :
- Melek oluyorum, degil mi efendim? der.
Cebrail cevaplar:
- Hayir kaz oluyorsun!
PATRON
Uçakta hostes, papaza sormus :
- Viski, cin, sarap...Ne emredersiniz?
- Kaç metrede uçuyoruz kizim?
- On bin metredeyiz peder!
- O halde sen bana su getir kizim, patrona çok yakiniz, ayip olur!
KADINLAR AKILLIDIR
Kadının biri bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topunu aramaya
koyulmuş ve tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş.
Kurbağa ona,
"Beni bu tuzaktan kurtarırsan, sana 3 dilek hakkı tanıyacağım".
Kadın onu kurtarmış, kurbağa da
"Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi
unuttum. Ne dilersen dile, kocan 10 kat iyisine veya fazlasına sahip olacak!"
Kadın
"Tamam" demiş.
İlk dilek olarak dünyadaki en güzel kadını olmak istemiş. Kurbağa onu
uyarmış, "Bu dilek, senin kocanı da dünyanın en yakışıklı adamı yapacak ve
kadınlar onun başına üşüşecek"
Kadın,
"Bu önemli değil, çünkü ben en güzel kadın olacağım, onun gözü benden
başkasını görmeyecek".
KAZAM ve dünyadaki en güzel kadın olmuş.
İkinci dilek olarak, dünyadaki en zengin kadın olmak istemiş. Kurbağa da,
"Bu kocanı dünyadaki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin
olacak"
demiş. Kadın,
"Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir",
KAZAM ve dünyadaki en zengin kadın oluvermiş.
Kurbağa, üçüncü dileğini sorduğunda, kadın
"Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum" demiş...
Bu hikayeden çıkarılacak ders: Kadınlar akıllıdır. Onlarla uğraşmayın!
KOCAN NEREDE
Genc bir kadin sol gozu mosmor bir halde evine gelmis.
- aman allahim kim yapti bunu kizim?
- kocam.
- peki ama o londra da degil miydi?
- bende oyle zannediyordum anne.
SİYANÜRLÜ KARPUZ
Bir karpuz tarlası olan çiftçi her akşam tarlasına çocukların dadandığını
ve birkaç karpuzun eksildiğini fark etti. Bir süre düşündükten sonra, tarlaya
bir uyarı levhası koymaya karar verdi:
"Dikkat! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi!"
Ertesi akşam çiftçi karpuz yiyemeden kaçan çocukları keyifle izledi. Bir
hafta sonra, çiftçi tarlasında geziyordu. Karpuzlarını denetleyerek eksik
olmadığını düşünürken gözü kendi levhasının yanına konan bir levhaya ilişti:
"Şimdi o karpuzlardan iki tane var!"
KISSADAN HİSSE
Amerikada bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir
hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş. Ertesi gün
çocuklar hikayelerini anlatmaya başlamış.
İlk sırada küçük Suzi varmış. Başlamış anlatmaya:
- Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete
koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların
hepsi kırıldı."
Öğretmen:
- Güzeel. Peki bu hikayeden alınacak ders nedir?
- Bütün yumurtaları aynı sepete koyma.
- Aferim çok güzel. Lily sıra sende.
Küçük Lily tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Bizim de bir çiftliğimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için
onları kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi
olacağını sanıyordu, ama sadece 8 inden civciv çıktı.
- Eveeet. Peki burdan alınacak ders nedir?
- Yumurtadan çıkmamış tavukları sayma
- Aferim bu da çok güzel. Billy, sıra sende
Küçük Billy tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Amcam Ted Vietnam Savaşına katılmıştı. Bir gün helikopterle bir göreve
giderken helikopter vurulmuş. Ted Amcam helikopter düşmeden elinde bir makinalı
tüfek, bir kasatura ve bir şişe bira ile atlamayı başarmış. Paraşütüyle yere
inerken yolda birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makinalı
tüfeğiyle 70 kişiyi haklamış. Sonra kasatura kırılana dek onunla 20 kişiyi
halletmiş. Sonra da son 10 kişiyi de silahsız bitirmiş.
- Böyle korkunç bir hikayeden alınacak ne ders olabilir?
- İçince Ted Amcama bulaşmayın...
GÖRGÜSÜZ BAKAN
Bakan olan görgüsüz birisi soförüne sorar.
"Soför söyle bakalim esekle soför arasinda ne fark vardir? "
Soför bir süre düsündükten sonra mahcup bir sekilde;
"Bilemedim bakanim" diyor
Bakan cevap olarak:
"Esege çüs diyince, soföre ise dur diyince durur" demis.
Bunun üzerine soför çok sinirlenmis ama karsidaki bakan oldugu için bir sey
söyleyememis.
Belirli bir süre sonra bu defa soför bakana:
"Bir soru sorabilir miyim bakanim" der. Bakan da:
"Sor bakalim" der. Soför sorar:
"Esekle bakan arasinda ne fark vardir?"
Bakan bir süre sonra:
"Bulamadim soför söyle bakalim" diyor. Bunun üzerine soför de:
" Vallahi bakanim ben de bulamadim... "
AVUKATIN SADAKASI
Avukatin biri ölür ve öte tarafa geçer. Cennetin kapisinda sorgu melegi
avukatin günahlarini dinlemeye baslar :
1) Çevreyi kirleten büyük bir sirketi, suçlu olduklarini bildigim halde
savundum ve beraat ettirdim.
2) Bir seri cinayet katilini, yüksek ücret ödedigi için savundum ve idamdan
kurtardim.
3) Bir çok müsteriden fahis fiyat aldim.
4) Parasi olmayan kadinlari savunmak için onlara sex teklif ettim.
Ve liste uzadikça uzaar gider.
Melek " bitti mi? " diye sorunca da avukat telasla atilir.
"Evet ! yalniz bir dakika ! bu arada yaptigim iyilikler ne olacak?"
Bunun üzerine Melek bir süre düsünür, " himm..dur bakalim. Bir tarihte
dilencinin birine yüzbinlira vermissin "
Avukat sevinir, " evet,evet
"himm..." der melek " Bir baska tarihte de boyaci cocuga ikiyüzbinlira
bahsis vermissin..."
Avukat yüzünde büyük bir siritmayla cevap verir "evet ! tabii ki !
"Melek yaninda duran yardimcisina döner ve söyle söyler
"Bu Pezevenge üçyüzbin lirasini verin ve derhal cehenneme atin!..."
HANGİ SINIF?
Bir gözlem:
Üniversitenin ilk günü dekan bir sinifa girdi ve "Günaydin!" dedi.
Sinif hep birden
"Günaydin, hocam!" deyince,
"A! Siz birinci sinifsiniz," dedi.
Sonra açikladi:
"Bir hoca sinifa girip
"Günaydin!" dediginde, hepsi, "Günaydin, hocam!" derse, birinci siniftirlar;
gazetelerini ortadan kaldirip kitaplarini açarlarsa ikinci siniftirlar; hocayi
görmek için gazetelerinin yukarisindan bakarlarsa üçüncü siniftirlar; ayaklarini
siraya koyup gazetelerini okumaya devam ederlerse dördüncü siniftirlar.
Hoca içeri girip "Günaydin!" dediginde, bunu not aliyorlarsa master
ogrencisidirler."
ÇATLAK YUMURTA
Adamin biri amerika ya gitmis ve orada cok guzel bir civciv gormus ve
ulkesine goturmek istemis.
Ucaga binmis ve civcivi ceketinin ic cebine koymus. Yanina da bir rahibe
oturmus. Civciv bir sure sonra adamin gomleginin icine girip pantolonuna dogru
inmis ve fermuar seviyelerine geldiginde cani disari cikmak istemis.
Fermuarin azicik acik kalan yerinden disari bakmis ve hemen kafasini geri
cekmis. Bu hareketi bir kac kez tekrarlamis. Civciv rahibenin dikkatini cekmis.
Rahibe utana sikila adama donmus:
'Beyefendi, ben bu islerden pek anlamam ama galiba yumurtalarinizdan biri
catlamis !'
Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkez acayip çalışmış,
notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler
bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar.
Hocada başlarında bekliyorken demiş ki, "Bu mikroskaplarda lam'da bir
böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak"
Tabi hemen itirazlar ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler
mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri
dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış.
Hoca arkasından seslenmiş "Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?"
Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış" Tanısana hadi lan tanısana kim
olduğumu"
KUŞ YEMİ
Kadinin biri petshop'a gidip bir muhabbet kusu almak istemis.. ordan bir
tane erkek kusu gozune kestirmis..adama sormus:
"Bu simdi erkek olduguna gore kesin konusur degil mi?"
"Tabiii efendim..hem de harika bir secim yaptiniz, bu oyle cinstir ki 2
haftaya kalmaz karsilikli sohbet bile edersiniz" Kadinin cok hosuna
gitmis,kusu alip eve goturmus. 2 hafta sonra kadin yine dukkana gelmis:
"Bu kus tek kelime etmedi!!"
"Imkani yok hanimefendi salincagina cikip sallana sallana gayet guzel
konusuyor olmali"
"Iyi de siz salincak vermediniz ki bana?"
Boylece adam kadina bir salincak satmis, kadin eve donmus....
2 hafta sonra kadin yine dukkanda:
"Bakin beyefendi 4 hafta gecti bu hayvandan hala ses cikmiyor!!!"
"Gercekten anlamiyorum.... merdivenine cikip oynarken konusuyor olmasi
gerekirdi!!!"
"Merdiven mi? Bunun merdiveni yok ki?"
Ve adam gule oynaya kadina bir de merdiven satmis. kadin yine evine donmus...
2 hafta sonra:
"Beyefendi bir bucuk ay oldu ve bu kustan hala tek bir kelime duyamadim,
olmayacak bu is galiba!!"
"Bakin hanimefendicigim ben bunlardan onlarca sattim biliyorum merdivenine
cikip ordan salincagina konarlar ve aynada kendilerini seyrederken bicir bicir
konusurlar"
"Ayna mi."
Ve adam o gun de bir ayna satmis olmanin mutluluguyla kadini evine
gondermis....
2 hafta sonra petshop'un kapisi acilmis,kadin iceri girmis....elinde kafes,
kafesin icinde merdiven, salincak, ayna ve bacaklarini havaya dikmis olu
muhabbet kusu....
"BENI KAZIKLADINIZ!!! ISTE KONUSMAYAN KUSUNUZ VE YANINDA BANA KAKALADIGINIZ
IVIR ZIVIRLAR!!!" Adam cok sasirmis....
"Hanimefendi bu ilk defa basima geliyor inanamiyorum tek kelime etmedimi bu
hayvan??????"
"Valla olmeden once tek bir cumle soyledi"
"Ne dedi??????????"
"O DUKKANDA KUS YEMI SATMAZLAR MI?"
KALP KRİZİ
Adam işten eve erken gelir ve içeri girdiğinde yatak odasından sesler
geldiğini duyar.. hemen odaya dalar ve karısını yatakta ter içinde ve
çırılçıplak bulur:
"Neler oluyor???"diye sorar..
Kadın cılız bir sesle "kocacığım kalp krizi geçiriyorum" diye mırıldanır..
Adam hemen salona koşup ambulans cağıracağı sırada 4 yaşındaki oğlu koşa
koşa gelir ve "Babaaaaaa!!! Mick amcam sizin gardropta saklanıyor ve
çıplaaaaaak!!!!" diye bağırır..
Adam bunu duyunca hırsla telefonu fırlattığı gibi odaya koşar, gardrobun
kapısını açar ve erkek kardeşi hakkaten de çıplak vaziyette oradadır..
Bunun üzerine adam hışımla bağırır:
"SENİ KALINKAFALI!!! BENİM KARIM IÇERDE KALP KRİZİ GEÇİRİYOR, SEN ETRAFTA
ÇIPLAK DOLAŞARAK KÜÇÜCÜK BİR ÇOCUĞU KORKUTMA PESİNDESİN!!"
RESSAM TEMEL
Clinton, Küba'ya gelecekmis.. Kübalilar toplanmis, bir hosluk yapacaklar..
Ulkenin en iyi ressamina basvurmuslar.. Bir tablo yap..
Adi, 'Clinton Kübada' olsun" diye.. Ressam "Hadi ordan" demis..
"Ben adami görmedim bile.. Adam hayatinda Küba'ya gelmedi.
Simdi ben nasil 'Clinton Küba'da' diye resim yaparim?.."
Tesadüf bu ya.. Bizim Temel, puro almaya Havana'ya gelmis o sirada..
konusmayi duymus..
"Ben size istediginiz tabloyu yaparim. Bana bir sandik puro verirseniz"
demis ..
Vermisler.. Temel bir hafta sonra, Küba' lilari cagirmis.. "Iste tablonuz"
demis..
Tuvalin üzerini örten bezi hizla asagi cekivermis.. Kübalilar da
donuvermisler.. Tabloda, yatakta iki kisi .. "Bu ne" diye gürlemis, Turizm
Bakani.:
"Bu ne?.. Bu kadin kim?.."
"Clinton'un karisi" demis, Temel..
"Peki bu üstündeki adam kim?"
"Clinton'un usagi!.."
"Peki Clinton nerde ulan!.."
"Clinton Küba'da" .....
VİTES
Temel birgün son model bir mercedes araba ile Trabzon'a gelmiş ve
arkadaşları ile muhabbete başlamış;
Konu arabalardan açılınca, Temel başlamış arabasını övmeye, Almanlar ne
kadar zeki insanlar yahu, yaptıkları araba dört dörtlük. Şöyle iyi araba, böyle
rahat araba, çok hızlı araba vs.
neyse böyle konuşulurken iş iddiaya binmiş ve
Temel 'Ben arabamla Trabzon'dan Samsuna 4 saatte giderim' demiş.
Arkadaşları gidemezsin demişler. Temel hemen heyecanlanarak arabasına
binmiş ve 'gideyimde görün uşaklar'demiş.
Arkadaşları 'iyide biz senin oraya ne zaman vardığını nereden bileceğiz
demişler.'
Temel'de 'Samsun'a varınca telefon ederim.' demiş.
Ordan hemen biri atılmış ve 'iyide Samsun'dan aradığını nereden bileceğiz.
Sen git şu kişiyi bul ordan, o bizi arasın.' demiş.
Temel adresi alarak yola çıkmış ve 3,5 saatte Samsun'a varmış, sözü edilen
kişiyi bulmuş ve Trabzon'a telefon etmişler.
Arkadaşları Temel'e 'oooo Temel iddiayı kazandın tamam hadi gel' demişler
ve başlamışlar Temel'i beklemeye.
Aradan 5 saat geçmiş Temel yok. gece olmuş Temel yok.
Arkadaşları 'nerde kaldı bu yahu' diyerek evlerine gitmişler. Sabah
erkenden herkes birbirine 'Temel geldimi? ' diye sormuş ama kimseden cevap yok.
O gün de Temel efendi Trabzon'a teşrif etmemiş.
Ertesi gün sabah yine yok, öğleden sonra çıkmış gelmiş!.
Arkadaşları Temel'e hemen 'yahu Temel Samsun'a 3,5 saatte gittin 3 günde
ancak döndün, ne oldu uşağım' demişler
Temel de ' Sormayın be arkadaşlar bu Alman'lar ne gerizekalı bir millet'
demiş.
Arkadaşları ' Ne oldu Temel' demişler
Temel ' Şu güzelim arabayı yapmışlar, 5 tane ileri vites koymuşlar ama 1
tane geri vitesi koymuşlar' demiş.
AVCI
80 yaşında bir adam doktora gider. Doktor adamın sağlığını sorduğunda adam
"harika, 18 yaşında bir karım var ve benden hamile" der. Doktor bir kaç dakika
düşündükten sonra adama döner ve "sana bir hikaye anlatacağım "der";
Avlanmaktan çok hoşlanan bir adam varmış. Her gün tüfeğini alarak ava
gidermiş. Fakat bir gün dalgınlıkla yanına tüfek yerine şemsiyesini almış.
Ormana gitmiş. Ağaçların arasında yürürken karşıda bir geyik görmüş. Hemen
şemsiyeyi çıkartmış nişan almiş ve ... pat ... geyik yere yığılmış. "Adam
şaşırmış ve doktora dönerek" olamaz ... başka birisi vurmuş olmalı" demiş.
Doktor "KESiNLiKLE!"
KÖPRÜ
Ücüncü Boğaz Köprüsü'nü Japon, Amerikan ve Türkler'den oluşan bir
konsorsiyum almış. Tam açılışın yapılacağı sırada kurdela kesilirken köprü büyük
bir gürültüyle yıkılmıs. Japon; 'gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarım'
diyerek harakiri yapmış.
Amerikalı; 'gitti çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek tabancasını
çekip intihar etmiş.
Tüm bunlari izleyen Türk müteahhit de derin bir 'Oh!' çekerek yanındakilere
dönmüş: '
'İyi ki çimento koymamışım, yoksa bunlar gibi mahvolurdum'...'
HAMİLE
Küçük Temel birgün sokakta oynarken yoldan geçen bir hamile bayani
durdurur. Kadinin karnini isaret ederek Teyze o ne? der. Kadin da O benim
çocugum der. Temel Çocugunu seviyor musun teyze sen? der. Kadin da: Tabii ki
evladim" diye cevap verir. Temel de O zaman onu niye yedin? der
DÖRT KİŞİLİK EĞİTİM UÇAĞI
Dört kişilik bir eğitim uçağı karadenizde mezarlığa düşmüş...... Lazlar 80
ceset çıkarmışlar ve ölü sayısının artmasından korkuyorlarmış.
SEKS DERSİ
Oglan (O) : Baba sex neden zevklidir?
Baba (B) : Bak oglum sex burnunu karistirmaya benzer.Burun her zaman
parmaktan daha cok zevk alir.
O : Neden kadinlar tecavuz edilmekten nefret
ederler?
B : Sen sokakta yururken biri gelip burnunu karistirsa hosuna gider miydi?
O : Baba neden bayanlar adet gunlerinde sex yapamazlar?
B : Burun kanasaydi karistirabilir miydin?
O : Erkekler neden prezervatifle sex yapmaktan hoslanmazlar?
B : Eldiven giyip burnunu karistirmazsin heralde.
O : Baba neden sex ozeldir?
B : Sinifin onunde burnunu karistirmazsin degilmi?
O : Baba sen supersin yaa!....
Bir partide adamin biri, guzel bir bayanin yanina yaklasmis ve :
- "Bayan, size bir milyar lira versem bu gece benimle beraber olur
musunuz?" demis
Kadin biraz duraksamis ve;
- "Neden olmasin?" diye cevap vermis.
Adam biraz sonra :
- "Peki 5 milyon versem benimle beraber olur musunuz ?" demis.
Kadin bu sorunun uzerine bozulmus ve,
- "Siz beni ne sandiniz ?" demis.
Adam bunun uzerine cevap vermis:
- "Ne oldugunuzu anladik da, fiyatta anlasmaya calisiyoruz."
MART KEDİSİ
Soguk bir mart gecesinde genc erkek kediler disari cikmak icin
susleniyorlar. Tam bu sirada kucuk erkek kedi birinin kolunu cekiyor.
- "Abi nereye gidiyorsunuz? bende geleyim mi?"
- "Hayir,biz disi kedilerle sevismeye gidiyoruz. sen gelemezsin"
Kucuk kedi 2. ve 3 .gunde sansini denemis ama hep olumsuz cevap.
- "Hayir,biz disi kedilerle sevismeye gidiyoruz"
Kucuk kedi yine bir aksam uzeri disariya cikmaya hazirlanan abilerine
yaklasmis
- "Abi bende gelebilirmiyim" diye sormus. babacan bir kedi;
- "Hadi gel, lan sende ogren" demis.
Kucuk erkek kedi ve abileri cok soguk ve karli bir mart gecesinde
sokaklarda dolasmaya baslamislar ve hemen bir plan yapilmis. Bir evin catisina
cikip bekleyecekler ve asagidan disi kediler gecerken saldiracaklar. Aynen
plandaki gibi catiya cikmislar baslamislar beklemeye, kar yagiyor ve hava cok
soguk, aradan gecen 2 saatten sonra yoldan gelip gecen yok. Abilerinin yaninda
bekleyen kucuk erkek kedi iyice usumus ve titrek bir sesle abisinin koluna
durtmus;
- "Abicim ben bi on dakika daha sevisir sonra giderim" demis.
POLİS KÖPEĞİ
Adam kirmizi isikta dururken karsida kucaginda köpek olan bir cocugun bir
trafik polisinin pacasindan cekistirdigini gormus ve olayi izlemeye koyulmus.
Cocuk cekistirdikce polis sinirlenip "git buradan" der gibi bir seyler
yapiyormus.
Cocuk birazdan tekrar gelip adamin pacasindan cekistirip kopegi isaret
ediyormus ve bu olay bir kac dakika devam ettikten sonra polis bir ara iyice
kizmis ve cocugu oradan kovmus.
Olayi izleyen adam oraya dogru gidip polise cikismis:
"Ayip ayip! Kucucuk cocuga nasil davraniyorsunuz!!!"
Polis adama dönerek:
-Kardesim sen cocugun ne dedigini biliyor musun?
-Yahu kucucuk cocuk ne diyecek!?? Herhalde karsiya gecmek isteyecekti...
-Yok yaaa... O cocuk kucagindaki kopegi becermemi istiyor!! Yavrularinin
Polis Kopegi olmasini istiyormus!!!
DENİZCİLER
Alican çok terbiyesiz bir çocukmus.
Bir gün annesinin misafirleri konken oynamaya gelmisler.Oglunun yanlis
hareketlerde bulunacagindan korkan annesi misafirlere Alican terbiyesiz bir laf
ederse kalkip gidiyormus gibi yapin belki utanir demis. Misafirler tamam deyip
oyuna basladiklari sirada Alican içeri dalarak "Anne anne limana bir gemi
yanasti içinde bir sürü abaza denizci var, etrafta kari ariyorlar demis. Bunun
üzerine kadinlar ayaga kalkip gidermis gibi yapmislar. Bu sirada Alican atilmis
"Oturun oturun, acele etmeyin, daha bir hafta buradalar"
GÖREN KİMSE OLMADI
Arabasini park edip lokantaya giren adam, çiktiginda arabasini akordeona
dönmüs bir halde bulur. Cam sileceginin altinda
bir kagit vardir. Kagidi açtiginda, su satirlarla karsilasir :
- Ön vitesle geri vitesi karistirip arabaniza sert bir sekilde çarptim.
Arabanizda gördügünüz gibi çok büyük hasar var. Olayi gören kimseler de su an,
ben bu satirlari yazarken çevremde toplanmis bulunuyorlar ve bu kagida adimi ve
adresimi yazdigmi saniyorlar. Ne halin varsa gör, o kadar enayi degilim!
20 DAKİKA SONRA
Karanlik ve issiz parkta devriye gezen polis memuru bir agacin altinda park
etmis olan arabayi görür ve sessizce yaklasir. Ancak bu kez alismis oldugu
manzara ile karsilasmaz. Gerçi, çogu zaman oldugu gibi, arabada genç bir kiz ve
oglan vardir; ancak polisin düsündügü seyi yapmamaktadirlar. Oglan ayisiginda
gazete okumaya çalismakta; kiz ise örgü örmektedir.
Düsündüklerinden dolayi utanan polis memuru, muhabbet olsun diye cama vurur
ve arabaya girip konusmaya baslar:
- "Gençler, ne güzel bir gece, degil mi?. Siz de ne güzel, iki kardes
oturuyorsunuz..."
- "Evet polis bey...Gerçekten güzel bi gece...Ama biz kardes degiliz ki..."
Polis killanir...
-"Kardes degil misiniz...
Sonra oglana sorar:
- "Sen kaç yasindasin bakiyim?..."
Oglan cevaplar:
- "19..."
Polis bu kez kizi isaret eder ve sorar:
- "Pekiii.... O kaç yasinda?..."
Oglan, sinsice siritarak cevap verir:
- "20 dakka sonra 18 yasinda olacak...."
KÖPRÜ
Adamin biri California'da bir kumsalda yururken ayagi eski bir lambaya
takilmis, adam lambayi kumlarin icinden cikarmis. Dalgasina Belki cin cikar"
deyip ovalamis lambayi, harbi harbi cin cikmis.
Adam cok sasirmis, cin baslamis konusmaya "Tamam, tamam. Beni lambadan
kurtardin vs ..."
- "Bu, bu ay icinde dorduncu cikarilisim ve bu isten sikilmaya basladim bu
yuzden 3 dilegi unut. Sadece 1 dilek hakkin var!"
Adam oturmus ve bir sure dusunmus ve "Her zaman Hawaii'ye gitmek istedim
ama ucaktan korkarim ve deniz beni cok tutar.Benim icin Hawaii'ye bir kopru yap
boylece arabayla oraya gidebileyim" demis.
Cin gulmus ve
- "Bu imkansiz. Bu isin lojistigini dusun! Koprunun ayaklari nasil
Pasifik'in dibine ulasabilir? Ne kadar beton gerektigini, ne kadar celik
gerektigini dusun. Hayir, baska bir dilek dusun" demis.
Adam tamam demis ve gercekten guzel bir dilek dusunmeye baslamis. En
sonunda,
- "Dort kere evlendim ve bosandim. Butun karilarim her zaman duyarsiz
oldugumu ve onunla ilgilenmedigimi soylerdi. Bu yuzden, kadinlari anlayabilmeyi
diliyorum... Nasil hissettiklerini ve neden agladiklarini, bir sey
soylemedikleri zaman gercekten ne istediklerini...onlari nasil gercekten mutlu
edebilecegimi bilmek istiyorum..."
Cin cevap vermis:
- "Köprü iki seritli mi olsun dört seritli mi ???!!!"
YORUM YOK
PAPAZ ÖLMEK ÜZERE OLAN ADAMIN ÜZERINE EGILEREK ;
- "ÖLMEDEN ÖNCE SEYTANI VE ONUN KÖTÜLÜKLERINI LANETLE " DER . ANCAK ADAMDAN
SES ÇIKMAZ .
PAPAZ GENE;
- "ÖLMEDEN ÖNCE SEYTANI VE KÖTÜLÜKLERINI LANETLE" AMA ADAMDAN GENE SES
ÇIKMAZ .
PAPAZ IYICE KIZMIS BIR SEKILDE ;
- "NEDEN SEYTANI VE KÖTÜLÜKLERINI LANETLEMIYORSUN BE ADAM?"
- "NEREYE GIDECEGIMI BILMEDEN KIMSE HAKKINDA YORUM YAPMAK ISTEMIYORUM
TANRI NEREDE
Mahallenin iki afacan kardesi tüm mahalleliyi biktirmis. Sürekli
ana-babalarina sikayet geliyor mahalleliden. Kirilan camlarin, kuyruguna teneke
baglanan kedilerin,lastigi indirilen arabalarin sorumlusu hep afacan kardesler.
Ana-babasi usanip bu durumdan kilisenin papazina anlatirlar durumu ve
yardim isterler. Papaz "gönderin çocuklari konusayim" der.
Çocuklari gönderirler. Papaz önce büyük oglani çagirir. "Söyle bakiim
evladim,Tanri nerede?". Çocuk susar. Papaz tekrar sorar:"evladim söylesene
Tanrimiz nerede?". Çocuk susmaya devam eder. Papaz israrla sormaya devam eder,
çocuk susmaya.. Sinirlenir Papaz,"konussana be çocuk nerde Tanri?".
Çocuk aniden firlar,kiliseden kosarak kaçiyorken seslenir kardesine
"kaçalim çabuk!". Eve giderler,odalarina çikip kapiyi iyice kapatirlar,küçük
oglan sorar büyügüne "neden kaçiyoruz?" Büyük yanitlar:
"iste simdi hapi yuttuk, Tanri kaybolmus bizden biliyorlar!!!"
ŞAKA
Bir gün Temel balığa çıkar.İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar.Birden
hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar.
Temel dua etmeye başlar.Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu
balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden.
Hava bir zaman sonra düzelir.Temel evine dönmeye başlar.Bir tarafdanda
balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla yarısını dağıtsam olur der.Biraz
daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısıda çok fazla, ben
bunların çeyreğini dağıtsam olur der.
Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar.Tam o sırada hava
tekrar bozulur.Temel kafasını gökyüzüne diker ve şöyle der:
-Haçen sende şakadan heç anlamiyesun...
İki cuce erkek kardes yine iki cuce kiz kardesle evlenmisler ve balayina
gitmisler.
Gittikleri otelde bitisik odalari tutmuslar. birinci cift ilk gecelerinde
ugrasmislar ugrasmislar ama basarIsIz olmuslar.
Keyifleri kacmis yan odadan gelen sesleri dinlemeye baslamyslar.birde ne
duysunlar. Yarim saatte bir "haydi yallah hop hop hop" diye sesler geliyormus.
Sabah olunca kahvaltiya inmisler. istahsiz birsekilde kahvaltiyi
didiklerken diger butun gece hoplayan cuce cift gelmis.
Hoplayan cuceler:
"Kardes geceniz nasil geti?"
Bizimkiler:
"Hiic, yatip uyuduk."
Gece hoplayanlar ic gecirmis :
"Ah ne guzel! Biz o kadar ugrastIk yataga bile cikamadik."
SIRAYA GEÇ
Bir adam sabah yururken ilginc bir cenaze kafilesi farkeder; onde giden
kopekli bir adam, arkasında bir tabut ve
10 metre arkadan gelen bir baska tabut ve tek
sIra olmus yaklasIk 200 adam. Tuhafina gider. Kafilenin basındaki adam kuskusuz
cenazenin sahibidir, yanina yaklasir ve sorar;
- "Beyefendi, bu uzuntulu gununuzde hatırlatmak istemem ama olenler neyiniz
oluyor?"
Adam yanitlar
- "Ondeki karim arkadakide kayinvalidem."
- "Vah vah basiniz sagolsun. Nasil oldu?"
- "Kopegim karima saldirip oldurmus. Kayinvalidemde karima yardima gelmis
onu da oldurmus."
Adam biraz dusundukten sonra sorar;
- "Beyefendi kopeginizi odunc alabilir miyim?"
- "Siraya gec"
DEGMEZ!
Sehirli tavukla köylü tavuk gezerken, bir vitrinde iri ve beyaz yumurtalar
gördüler.
Sehirli, gururla yanindakine döndü:
- "Görüyor musun; bunlari ben yumurtladim, tanesi otuz bin liraya
satiliyor."
Az ilerdeki vitrinde daha büyük ve sari kabuklu yumurtalar görünce köylü
tavuk arkadasini dürttü:
- "Bak bunlar da benim yumurtalarim; kirk bin liraya satiliyor!"
Sehirli tavuk altta kalmadi:
- "Valla sekerim istesem ben de böyle büyük yumurtlayabilirim ama bizim
horoz bey, onbin lira için bir tarafini yirtmaya degmez diyor!"
YÜZÜNDEKİ İFADE
Karisindan bosanmis olan bir adam, o gün annesini görecek olan kizina
- Al kizim bu zarfi. Sen artik 18 yasina bastin. Bu annene verecegim son
nafaka çeki. Bunu annene ver, sonra 1 adım geri çekil ve annenin yüzündeki
ifadeyi seyret demis.
Kiz annesine gitmis :
- Anne babam bu zarfi sana gönderdi. Ben artik 18 yasima bastigimdan sana
gönderdigi son nafaka çekiymis. Zarfi sana verip sonra 1 adim geride durup senin
yüzündeki ifadeyi seyretmemi söyledi.
Annesi :
- Peki kizim .simdi babana git. 18 seneden sonra O'na aslinda senin gerçek
baban olmadigini söyle. Sonra 1 adim geri çekil ve yüzündeki ifadeyi seyret !
NE LAZIM?
Adam doktora gidiyor.
Dr. bey karnim atiyor. nasil yani diyor Dr. hani diyor adam kalbim nasIl
atiyorsa karnim da iste öyle atiyor.
Dr. iyice sasiriyor. Allah Allahi atmamasi! lazim.
Sagolun diyor ve gidiyor adam. 2 hafta sonra tekrar geliyor. tesekkür
ederim Dr. bey diyor.
Tavsiyeniz üzetine at mamasi aldim yedim. İyi geldi bütün sikayetlerim
bitti.
Dr. iyice sasirir:
Allah Allah, bitmemesi! lazim :))))
HEDİYE
Dört arkadas barda muhabbete dalmistir. Içlerinden biri tuvalete gider. Üç
arkadas sohbetlerine devam ederler.
birinci adam oglundan söz eder, "Benim oglan araba yikamakla ise basladi.
Bir baltaya sap olamayacagindan korkuyordum ama bir gün arabasini yikadigi
adamlardan biri ona is teklif etmis. Sonra iyi bir araba saticisi oldu. Hatta o
kadar iyi para kazandi ki geçenlerde bir arkadasinin dogum gününde ona Mercedes
aldi !"
Ikinci adam da mevzuya girer, "Benim oglum da biraz problemliydi. Büyük bir
emlak sirketinde çalisirken inanilmaz bir is kapti ve ondan sonra ilerledi
acayip zengin oldu. Çalistigi sirketi de satin aldi. Bir arkadasinin dogum
gününde ona bir ev bile hediye etti."
Digerlerini dinleyen üçüncü adam da heyecanla söz alir, "Aynen benimki de
öyle. Ise bir borsa sirketinde temizlik elemani olarak basladi. Bir gün kendi
kendine hesaplar yaparken patron tarafindan fark edilince broker oldu ve büyük
basarilarla inanilmaz bir servete sahip oldu. Üstelik de en iyi arkadasina bir
milyon dolarlik hisse senedi armagan etti !"
Bu sirada dördüncü adam tuvaletten çikmis ve sohbete katilmistir. Digerleri
ona çocuklarindan bahsettiklerini söyleyince adam içini çekerek konusmaya
baslar,
"Ehh...benim oglumun bir hayal kirikligi oldugunu itiraf etmeliyim. Dogru
düzgün bir iste dikis tutturamadi, berber çirakligi falan yapti, eroine bulasti.
Derken onun yoldan çikmis oldugunu fark ettim, maalesef homoseksüelmis ! Çok çok
üzüldüm. Bir sürü erkekle birlikte oldugunu duydum."
Adam, gülümsemeye çalisarak konusmasina devam eder, "Ama ise iyi tarafindan
bakmaya çalisiyorum. Geçen dogum gününde bu homoseksüel arkadaslari ona bir
Mercedes, bir ev ve bir milyon dolarlik hisse senedi hediye etmisler !"
CUMALARDAN NEFRET EDECEKSİN
Cok gunahkar bir adam ölmüş ve kendini cehennemde bulmuş........
şeytanin karşisina gecmiş, şeytan ona sormuş:
- Niye titriyorsun, korkuyor musun?
- Tabi ki korkuyorum, cehenneme duştum..!!!
- Aaa korkma, cehennem size anlatildigi gibi bi yer diil goruceksin.
mesela... Sen icki sever misin?
- Severim hem de cok
- Harika.. o zaman Pazartesileri de cok seviceksin.. pazartesi burada ICKI
GUNU'dur.. butun gun viski, tekila, bira, şarap servisi yapilir.. istedigin
kadar iciceksin ve asla sarhoş olmiycaksin..... nasil?
- Waowwwww bayildim...!!!
- Peki sigara icer misin?
- Evet cok fazla icerim..
- Harika.. o zaman Salilari da cok seviceksin.. sali burada SIGARA
GUNU'dur.. butun gun dunyanin en kaliteli sigaralarini tutturebiliceksin,
cigerlerin patlamiycak, öksürük krizleri yok, kanser de yok, nasilsa ölüyüz di
mi... nasil??
- Aman tanrim insan daha ne ister ki..!!!!
- Peki kumar oynar misin??????
- Evet !! Hayattayken deli gibi kumar oynardim.....
- Harika..... o zaman Carşambalari da cok seviceksin.... carşamba burada
KUMAR GUNU'dur... sabahtan akşama kadar blackjack, poker, rulet, ne ararsan..
iflas etmek yok, hep kazanmak var, kazandikca oynamak var.... nasil?
- INANILMAZ.. TEK KELIMEYLE INANILMAZ...!!!
- Ya uyuşturucularla aran nasil????
- Aaah sorma, ben iflah olmaz bir uyuşturucu bagimlisiydim...
- Sen cok şanslisin ahbap.. Perşembelere de bayilicaksin demektir..
perşembe burada UYUŞTURUCU GUNU'dur... butun bir gun eroin, kokain, marijuhana,
hangisini istersen ne şekilde istersen alabiliceksin... kafayi bulmak yok,
zehirlenmek yok, butun gun ucuş halindesin...... hoşuna gitti mi????
- BUNLARA INANAMIYORUM CENNETTE BU KADAR MUTLU OLAMAZDIM HERHALDE...!!!
- Peki eşcinsel misin?
- Hayir...
- Hmmmm.. o zaman Cumalardan nefret ediceksin.....
YOLLAR BOZUK
Fransa' da bir kasabada kadinlar sik sik papaza gelerek kocalarina
ihanetten dolayi gunah cikarirlarmis. Papaz kadinlarin basvuru seklinin utanc
duvarini asmasi yuzunden, su parolayla basvurmalarini rica etmis:
- "Sokakta giderken ayagim tasa takildi dustum" deyin. Ben anlarim"
Papaz bu parolayi kasabanin belediye baskanina da citlatmis. Bir sure sonra
da papaz baska bir kente atanmis. Yerine gelen papaz ise bu parolayi
bilmediginden, geldiginin ikinci haftasinda duruma bir cozum bulmasi amaciyla
belediye baskaninin huzuruna cikmis ve:
"Butun kadinlarin ayagi tasa takilip, dusuyor, su sokaklari, asfalt
yaptirsaniz da bu kazalarin onune gecsek!" deyince, parolayi bilen Baskan
gulmeye baslamis.
Papaz kizmis:
"Bunda gulecek ne var? Sayin Baskan!" diye cikisir ve devam eder, "Sizin
karinizin da geldigimden beri uc kez ayaginin takildigini soylersem herhalde
gulmezsiniz!"
BERBER
Bir rahip berbere gider. Saçlarini kestirir. Berbere tesekkür eder ve
borcunu sorar..
- "Muhterem Peder" der berber.. "Siz kutsal bir insansiniz. Sizden nasil
para alabilirim. Sizi tiras etmek dükkanim için sereftir."
Rahip tekrar tekrar tesekkür eder ve gider. Berber ertesi sabah dükkani
açmaya geldiginde kapisinda 12 altin lira bulur.
Birkaç gün sonra bir Budist rahip gelir dükkana. Saçlarini kestirir,
borcunu sorar. Berber saygi ile egilir:
- "Siz ruhani bir lidersiniz.. Sizden nasil para alirim. Sizi tiras etmek
dükkanim için sereftir."
Budist rahip tesekkür eder gider. Berber ertesi sabah dükkani açmaya
geldiginde, kapisinda 12 yakut bulur.
Ertesi hafta bir haham girer dükkandan içeri. Saçini kestirir ve elini
cüzdanina atar..
- "Sakin ha" der berber.. "Siz bir inanç adamisiniz.. Sizden nasil para
alirim ben.. Dükkanimin konugusunuz.. Güle güle gidin.."
Haham gider. Berber ertesi sabah dükkani açmaga gelir. Kapida 12 haham
vardir.
MAVİ KART
Güzel bir bahar gününün sabahinda IETT söförü garaja gider, otobüsünü
çalistirir ve yola çikar. Sorunsuz bir sekilde bir duraktan digerine ilerler
yolcularini alir, indirir. Derken; duragin birinde iriyari, güçlü kuvvetli ve
oldukça tehlikeli görünüse sahip bir adam otobüse biner.
Söföre sert bir bakis firlatir ve,
- "Karagümrüklü bilet atmaz." diyerek arkadaki bir koltuga geçer ve oturur.
Ertesi gün, ondan sonraki gün ve hergün ayni sey tekrar olur. Karagümrüklü, ayni
sözlerle ve ayni sert bakislarla bilet atmadan koltuga geçip oturur. Bu durum
otobüs söföründe kompleks yaratmaya baslar. Hat degistirme dilekçesi de red
edilince son çare olarak bir jimnastik kursuna yazilir. Her aksam devam ettigi
kursta; Judo, karate, aikido ve benzeri tüm dövüs teknikleri konusunda ihtisas
yapar.
Yazin sonlar na dogru, kendine güveni olan iyi bir dövüs ustasi haline
gelmistir. Kurslar bitirdiginin ertesi günü tekrar otobüsüyle yola çikar.
Uzaktan, Karagümrüklü'nün durakta bekledigini görür. Sinirini gizlemeye
çalisirken, dislerini gicirdatarak otobüsün kapisini açar. Karagümrüklü otobüse
biner, söföre sert bir bakis firlatir ve, - "Karagümrüklü bilet atmaz." diyerek
ilerleyecekken tam o sirada, siki bir kavgaya hazir olan söför birden koluna
yapisir,
- "Neden atmiyor mussun !??"
Söföre saskinlikla bakan adam söyle der,
- "Karagümrüklü'nün mavi karti var."
Karadeniz'i gezen bir adam yolda aniden önüne çıkan tavuğu ezmiş. Hayvanı
ezdiği için üzüntü duymuş ve gidip sahibine en azından parasını vermek istemiş.
Almış tavuğu ve hemen oradaki köye gitmiş. Elindeki tavukla kahveden içeri
girmiş ve :
- Afedersiniz; ben hemen köy dışında bu tavuğu ezdim. Sahibini arıyorum, en
azından parasını vereyim diye. Acaba bu tavuğun sahibi kim ? Bunun üzerine hep
beraber tavuğa bakan Lazlar :
- Hemşerim sen yanlış geldin. Bizim köyde böyle yassı tavuk bulunmaz.
PİPO
Lazlar kahvede otururken bir arkadaşları içeri girmiş :
- Temel, ineklerinden pipo içen var mı ?
- Yok
- O zaman ahırın yanıyor
DÜŞÜŞ
Temel, New York'taki gökdelenlerden birinin 53. katında çalışırken aniden
ayağı kaymış ve aşağı doğru uçmaya başlamış... 52, 51, 50, 49, 48... Katları
yıldırım hızıyla geçen Temel 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2... Ve 1'inci kata geldiğinde
kafasından şimşek gibi şu düşünceler geçmiş:
- Sağa çok şükür Tanrum, haburaya kadar sağ sağlim celduk... Birinci kattan
düşsen de nasil olsa pişeycukler olmaz.
SAHİPSİZ
Yargıç, otomobil çalmak suçundan sanık olarak karşısına getirilen
Temel'esordu:
- Otomobil çalmışsın, bunu neden yaptın söyler misin?
- Sahibi yok sanmiştum...
- Peki, sahibi olmadığı kanısına nereden vardın?
- Mezarluğun önine parketmiştu da...
TÜRK'ÜN DOLAR AŞKI
Türk'e sormuslar:
- Yarin dünyaya dev bir meteor çarpacak. Okyanuslar tasacak, dünya
nüfusunun yarisi o anda ölecek. Havaya yükselen tozlar dünyayi karanliga
gömecek. Buzul çagi baslayacak. Kalanlar da bu çagda ortadan kalkacaklar.
Insanligin sonu gelecek. Böyle bir felaketi önceden haber alsan ne yaparsin???
Türk hiç düsünmeden yanitlamis:
- Bütün paramla dolar alirim!!!!
SOSİS
Çocuguna babasi güzel bir is kurmak için paçalari sivamis. Ancak oglan
salak oldugu için hiç bir isi beceremiyormus.Babasi ona ne is bulduysa hepsini
elini yüzüne bulastirmis berbat etmis.
En sonunda babasi komple bir sosis fabrikasi kurdurmus. Çocugunu elinden
tutup, bari isi ogrensin diye hemen fabrikadaki bir sosis makinasinin basina
götürmüs.
- "Bak oglum" demis. "Burdan böyle öküzü yolluyosun... aha diger taraftan
sosis olarak çikiyor, bu kadar basit anladin mi?".
Çocuk dinlemeden basini sallamis, sallamis ta... sonra babasinin yüzüne
salak salak bakmis ve;
- "peki buba, burdan sosisi goysak,oteki taraftan öküz olarak çukar mu ?"
diye merakla sormus. Babasu hemen cevaplamis:
- "Maalesef evladim, o teknoloji bir tek senin ananda var..."
SAMANTHA
Adam New York'ta luks bir randevu evinin kapisini calar.
- Merhaba, Samantha ile gorusmek istiyorum.
- Bir dakika efendim.
Adami iceri alirlar. Bir sure sonra cok guzel bir kadin merdivenlerden
iner.
- Beni aramissiniz.
-Evet. Geceyi seninle gecirmek istiyorum.
-Tamam ama benim tarifem biraz pahalidir. Geceligi bin dolar.
-Parasi onemli degil. Geceyi seninle gecirmek istiyorum.
Beraberce yukari cikarlar. Geceyi birlikte gecirirler. Ertesi gun adam yine
randevuevine gelir.
- Samantha ile gorusmek istiyorum.
- Beyefendi baska kizlarimiz da var.
- Umurumda degil, Samantha ile gorusecegim.
Samantha gelir.
- Yine mi sen!
- Evet. Geceyi seninle gecirmek istiyorum.
- Yalniz fiyatimi hatirliyorsun degil mi? Bin dolar.
- Hic onemli degil. Ben geceyi seninle gecirecegim. Birlikte yukari
cikarlar, o geceyi de beraber gecirirler.
Ertesi gun, ayni adam, ayni randevuevi.
- Merhaba, Samantha ile gorusmek istiyorum.
Samantha asagi iner.
- Tanrim, yine mi! Bak, devamli musterilere indirim falan yapmiyorum.
Fiyatim ayni, bin dolar.
- Onemli degil. Geceyi seninle gecirmek istiyorum.
Yine yukari cikarlar. Islerini bitirdikten sonra.
- Benden bu kadar hoslanman cok guzel ama anlayamiyorum.
Uc gece ustuste bana bin dolar odedin. Nerelisin sen?
- Istanbul.
- Istanbul mu? Benim kizkardesim de Istanbul da yasiyor.
-Biliyorum, sana getirmem icin bana ucbin dolar verdi..
AKILLI KÖPEK
Buyukce bir kopek agzinda bir torbayla kasap dukkanina girer.Agzindaki
torbayi yere birakir, kasabin karsisina oturup bekler.
"Bu da nesi" der kasap diger musterilerine bakarak.
"Herhalde et alacak" der birisi.
Kopek de tasdik eder : " hav"
"Nasil et istiyorsun bakalim, kiyma, kusbasi, biftek?"
"Hav" diye keser kopek kasabin sozunu.
"Peki ne kadar?, bir kilo, iki kilo?"
Tekrar "hav" sesi duyulur.
Sasisan kasap siparisi sarar ve torbaya yerlestirirken, etin parasinin da
torbada oldugunu gorur.
Kopek dukkani terk ederken kasap meraktan catlayacagina kopegi takibe karar
verir, dukkani da yardimcisina emanet eder.
Kopek bir kac sokak otede bir apartmana girer, ucuncu kata cikar ve bir
kapinin onunde durarak pencesiyle kapiya vurmaya baslar.
Kapiyi kizgin bir adam acar ve baslar kopege bagirmaya...
Izlemede olan kasap ortaya cikar ve adama ; "Dur bir dakika " der "Ne
yapiyorsun?Gordugum en akilli kopek, ona niye bagiriyorsun?"
Adam "Akilli mi?" der," bu hafta uc oldu, anahtarini yanina almayi
unutuyor."
TAVŞAN NUMARASI
Hayvanlar alemi parasızlıktan kırılıyormuş. Hiç kimsede metelik yokken
Tavşan her akşam barda 10 lukla gelip "Herkese bir viski" diyerek hava
atıyormuş. Barmen olan Aslan bir gün merakla "Bu bereket nereden geliyor?
Millet iş bile bulamazken sende bu para ne iş?" diye Tavşan'a sormuş.
Tavşan;
- "Olm. İşin kolayı varken ben işe gitmem. Eve gidince benimkini başlıyorum
sevmeye. Tam kıvamına gelipte istemeye başlayınca "Bi onluk vermeden olmaz."
diyorum. Hehehehe .... İstediğimi de alıyorum tabii" demiş.
Bu işe aklı yatan Aslan eve dönünce doğru karısına gitmiş. "Karıcığım seni
çok özledim" deyip işe koyulmuş. İş iyice azgınlaşıp doruğa geldiğinde bıyık
altından sırıtıp "Bir 10 luk vermezsen olmaz" demiş. Birden tepesi atan dişi
Aslan da;
- "Ah . Gene Tavşan numarası." demiş.
KARANLIK
On yildir evlilermis.. Ama gerdek gecelerinden baslayarak, adam hep
karanlikta sevismek konusunda israr etmis.. Kadincagiz yillar yili kac kez
sabahlara kadar yalvarmis, bir kerecik olsun, isiklari yakip sevismek icin ama
adam hep inatla "Hayir" demis.. "Kesinlikle olmaz. Ille de karanlikta
sevisecegiz.."
O gece kadincagiz gene isiklari yakmak icin yalvaracak gibi olmus, ama
hemen vazgecmis. Kocasi on yil sonra insafa gelecek degil ya..
Vazgecmis ama sadece yalvarmaktan.. Kafasina koymus, bu kez cunku..
Tam sevismenin en heyecanli ani, en doruk noktasinda elini kaydirip,
yatagin bas ucundaki gece lambasinin dugmesine dokunuvermis.. Bir de gorsun..
Kocasinin beline, o yapay aletlerden biri bagli degil mi?..
- "Bunu bana nasil yaparsin" diye haykirmis.. "Bunca yildir, bu isi sahte
bir aletle yaptigini bana soylemedin bile.. Hemen acikla bana her seyi..
Hemen.."
Adam cok ama cok sogukkanli yanit vermis..
- "Tamam, tamam.. Her seyi izah edecegim sana.. Ama once sen bana su uc
cocugumuzu izah et, bakalim!.."
Nuhun gemisinde, tufan cok surmus ve gemideki hayvanların sayısı artmaya
baslamis. Bunun uzerine nuh butun erkeklerin seyini makbuz karsiligi
toplamis,daha sonra tekrar verecem demis
Daha sonra disi maymun erkek maymunla dalga gecmeye baslamis. Surekli hadi
gel seviselim diyormus 1 gun 2 gun surekli boyle, ve buna erkek maymun cok
bozuluyormus yine bir gun disi maymun hadi gel seviselim demis
Bunun uzerine Erkek Maymun Nuh seylerimizi verince ben sana soracagim demis
Disi maymunda niye diye sormus, erkek maymunda cebinden bir makbuz cikarip,
"bak demis Esegin Makbuzunu caldim"
DEDE
Cocuk dedesini balkonda belden ağası cıplak oturururken gorur.
-Dede kafayimi yedin ne bu hal?
-........
-Dede sana soruyorum manyakmisin? Rezil olduk.
Dede, sabit ve uzakta birnoktaya bakarak ;
-Dün üstüm çiplak oturuyordum ve boynum kaskati oldu.Bu da annanenin
fikriydi......
POLITIKA NEDİR?
Çocuk Bir gün babasina sorar.
- Baba POLITIKA nedir?
- Yavrum der, anlatacaklarimi iyi dinle, sonra söyledigim kelimeleri
ezberle der.
Simdi ben para kazandigim için KAPITALIZMIM, Annen harcamalari yapip evi
idare ettigi için HÜKÜMET. Dadi ev islerini yaptigi için ISÇI. Sen HALK.
Kardesin VATANDAS der. Yarin sabah açiklayacagini söyler. Gece çocuk tuvalete
kalkar ve kardesinin agladigini duyar. Dadisinin odasina gider görür ki babasi
dadisiyla yataktadir.Annesine seslenir horul horul uyumaktadir duymaz. Sabah
kahvaltida sorar,oglum aksam anlattiklarimi hatirliyormusun? der. Babacigim ben
politikanin ne demek oldugunu anladim der. KAPITALIZM, ISÇIYI götürüyor. HÜKÜMET
uyuyor. HALKI duyan yok . VATANDASI bok götürüyor."
MASAL
adam kitapevine girer ve tezgahtara sorar:
- afedersiniz sizde" kadınlara karşı zafer kazanan erkekler" isimli roman
var mı?
tezgahtar eliyle az ilerisini işaret eder:
- var efendim az ilerde masal kitapları reyonunda bulabilirsiniz
ANLAŞMA
Afrikadaki bir kabileye beyaz bir doktor atanmış doktor geldikten sonra
doğan tüm çocuklar beyaz olmaya başlamış,kabiledeki erkekler
ayaklanmışlar,kabile şefi herkesi yatıştırmış ama kendi çocuğuda beyaz olunca
doktorun yanına çıkmış:
- Burda ki tüm çocuklar beyaz doğuyor nasıl oluyor bu iş ?
- Bak şu karşıdaki beyaz atı görüyor musun, at beyaz ama tay siyah
- Doktor ben çocuğu unuttum sende atı unut!
DOKTOR
Hasta dahiliye uzmanına gider doktor hastayı soyar ve sadece dinleme
anletiyle dinleyerek
- Nefes al bırak nefes al bırak diyerek muayeneyi tamamlar.
Hasta parayı çıkarır doktora uzarır
- Kokla-bırak,kokla,bırak..
SOBA
Fizikçi, matematikçi, kimyaci, jeolog, antropologdan olusan bir heyet bir
arastirma için arazide bulunmaktadir. Birden yagmur bastirir. Hemen yakindaki
bir arazi evine siginirlar. Ev sahibi bunlara bir sey ikram etmek için biraz
ayrilir. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanir. Soba yerden
1 m kadar
yukarda, altindaki dizili taslarin üzerindedir. Sobanin niçin böyle kurulmus
olabilecegine dair bir tartisma baslar.
Kimyaci, "adam sobayi yükselterek aktivasyon enerjisini düsürmüs,böylece
daha kolay yakmayi amaçlamis."
Fizikçi, "adam sobayi yükselterek konveksiyon yoluyla odanin daha kisa
sürede isinmasini saglamak istemis."
Jeolog, "burasi tektonik hareketlilik bölgesi oldugundan herhangi bir
deprem aninda sobanin taslarin üzerine yikilmasini saglayarak yangin olasiligini
azaltmayi amaçlamis."
Matematikçi, "sobayi odanin geometrik merkezine kurmus, böylece de odanin
düzgün bir sekilde isinmasini saglamis."
Antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen atese tapmanin daha hafif
biçimi olan atese saygi nedeniyle sobayi yukariya kurmus."
Bu sirada ev sahibi içeri girer ve ona sobanin yukarda olmasinin nedenini
sorarlar.
Adam cevap verir: "Boru yetmedi.
HAVUZ
Yeni evli cift balayi icin bir otele gitmis. Ilk gece butun pozisyonlari
denemisler.
Ertesi gece kadin:
- Tum pozisyonlari denedik degisik bir sey yapalim bu sefer demis
Erkek biraz dusundukten sonra:
- Buldum! Sen pencerenin onune git ,ben de kapinin onune, birbirimize dogru
kosup birleselim demis.
Kadin kabul etmis,yerlerini almislar.
Erkek:
- uce kadar sayiyorum, ucte kosmaya basla demis.
- Biiirr, ikiiii ve uucccccc!!!!!!!!
Velhasil erkek hizalayamamis ve otelin 2.kat penceresinden havuza dusmus.
Havuzdan cikacak ama cirilciplak oldugu icin utaniyor. Bakmis havuz
kenarindaki barin barmeni hala is basinda hemen seslenmis:
- Arkadas ! Ordan bana bir masa ortusu uzatir misin?
- Niye? diye sormus barmen
- Pencereden dustum de...uzerinde hic bir sey yok, cikamiyorum havuzdan.
- cikin cikin, hic kimse sizi farketmez.
- Nasil yani?
- Oteldeki herkes 2.katta kapi koluna giren kadini kurtarmakla ugrasiyor.
GÖRECELİ
Bir adam, tanrının doğasını anlamak istiyormuş ve ona sormuş;
"Tanrım, bir milyon yıl senin için ne kadar bir süredir?"
Tanrı söyle cevaplamış;
"Bir milyon yıl, benim için 1 dakika kadardır." Adam sormaya devam etmiş;
"Peki tanrım, bir milyon dolar senin için ne kadardır?" Tanrı cevaplamış;
"Bir milyon dolar benim için bir pennydir"
Adam dayanamamış; "Tanrım bana bir penny verir misin? " demiş.
Tanrıdan söyle bir cevap gelmiş;
"Bir dakika. "
DAHI LAZ
Dünya Genetik Projeler Yarismasi yapiliyormus. Tüm ülkelerden genetik
profesörleri yarismaya çalismalari ile katilmis. Ilk Fransiz profesörün
çalismasinin basina gelmisler. Jüri baskani çalismasinin ne oldugunu sormus.
Fransiz profesör baslamis anlatmaya:
-"Ben inek genleri ile tavuk genlerini birlestirdim, Ortaya çikan
mahlukatin eti kirmizi et kadar lezzetli, beyaz et kadar saglikli oldu" demis..
Ardindan diger çalismalari ülke ülke gezmeye baslamislar. Sira gelmis
Türkiye'den bizim Laz profesöre,
Jüri baskani:
-"Sizin çalismaniz nedir?" diye sormus.
Laz profesör anlatmis:
-"Ben demis, karpuz genleri ile hamamböcegi genlerini birlestirdim!"
Birden tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmus ve baskan Laz profesöre:
-"Bu çalisma ne ise yarar?" diye sormus.
Laz profesör:
-"Acayip ise yariyor, karpuzu kesiyosun, çekirdekleri kaçisiyoo"
Buyukannesi torununu ziyarete gitmis. Kapiyi çaldiginda torunu genç kiz
kapiyi çirilçiplak açmis. Büyakanne bunu görünce dehsetle kizim bu ne kilik
kapiya böyle çikilirmi deyince genç kiz büyükkanne ben çiplak degilimki üzerimde
ask elbisesi var der.
Daha sonra büyükkanne evine gider ve aksam büyükbaba eve gelip kapiyi çalar
ne görsün karisi karsisinda çirilçiplak hanim der bu ne kilik böyle, büyükkanne
çiplak degilim üzerimde ask elbisesi var der. Buyukbaba iyi ama bundan sonra
utulemeyi unutma der.
80'LIK OLUNCA
Adam 80 yasina gelmis olan babasini huzurevine birakir. Bir hafta sonra da
gidip ziyaret eder.
Halini, hatirini sorar:
"Nasilsin, baba? Iyi bakiyorlar mi sana burada? Bir seye ihtiyacin var mi?"
"Oglum, bu huzurevi cok guzel. Bana burada cok iyi bakiyorlar, her aksam
yatmadan once bir bardak sutlu kakao bir de viagra veriyorlar. Allah razi olsun,
cok memnunum, hic bir seye ihtiyacim yok." der babasi.
Ziyaret sonunda adam hemen hemsireyi bulur.
"Hemsire hanim" der, "Babam birseyler anlatiyor. Yatarken bir bardak sutlu
kakao bir de viagra veriyormussunuz, dogru mu?"
"Dogru" der hemsire. "Doktor beyin talimati.Sutlu kakao cabucak uyutuyor,
viagra da yuvarlanip yataktan dusmesine engel oluyor"
TRAFİK
Temel ile Fadime birgün arabayla dolaşıyorlarmış az sonra bunları polis
durdurmuş ve yanlarına bir kamera ve bir muhabirle gelmişler.
Muhabir :
"Sizi tebrik ederiz beyfendi! kaç saattir burdayız emniyet kemeri takılı
olarak araba kullanan tek sürücü sizsiniz ödül olarak kanalımız size 500 milyon
veriyor! Eee ne yapacaksınız bu parayla ?"
Temel cevap verir :
"Ilk fırsatta bir ehliyet alıcam!"
Fadime telaşlanır durumu düzeltmek için "Kusura bakmayın alkollüyken ne
dediğini bilmez!"
Arka koltukta oturan idris atılır
"Ben dedim size çalıntı arabayla yola çıkmayalım diye yakalandık işte!"
Bu arada bagajdan bir ses gelir
"Ula hala geçmedik mi şu sınırı???!!"..
AGLAMA DUVARI
Kudus' e atanan bir Amerikali gazeteci, Aglama Duvari'nin onunden gelip
gecerken, bir musevinin her gun duvarin onunde diz cokup dua ettigini farketmis.
Haftalarca ayni manzarayi gorunce dayanamamis ve sonunda adamla bir roportaj
yapmaya karar vermis.
Adamdan izin aldiktan sonra teybini acmis ve konusmaya baslamis:
- "Isminiz?"
- "David. Polonya yahudisiyim. 65 yasindayim.Smalla'da bir manav dukkanim
var. Evliyim. Iki cocugum TelAviv'de bir cicek serasinda calisiyorlar..."
- "Sizi her gun burada, Aglama Duvari'nda, dua ederken goruyorum."
- "Evet, her sabah dukkanimi acmadan once buraya gelir, dunya barisi ve
uluslarin kardesligi icin dua ederim...Ogle tatilinde yine gelir; bu kez
yeryuzundeki acilarin ortadan kalkmasi ve butun insanlarin refaha kavusmasi icin
dilekte bulunurum... Aksam da eve donmeden once yine ugrar; bu kez iyi ve durust
insanlarin esenligi icin dua ederim... Cumartesi gunlerimin tamamini da burada
geciririm, ayni seyler icin dua ederek..."
- " Cok guzel.... Ne kadardir suruyor bu?"
- " Israil kurulup da buraya goc ettigimden bu yana... Yani 40 yildan fazla
oldu..."
Gazeteci etkilenmistir. Duygulu bir ses tonuyla sorar:
- " 40 yildir burada dua ediyorsunuz... Bunca yil sonra nasil bir duygu var
icinizde? Nasil hissediyorsunuz?..."
Yasli musevi; umitsiz, bikkin ve uzgun bir ifadeyle duvara bakar ve kirgin
bir ifadeyle cevap verir:
- " Bilmiyorum. Sanki, duvara konusuyormusum gibi bir duygu var icimde..."
ÖNLEM
Temel akciger kanseri olmus Doktorlar iki aydan daha fazla yasaman mucize
olur demisler ve umitsiz oldugu icin tedaviye de son vermisler.
Olecegini anlayan Temel , butun esiyle dostuyla helallesmeye karar vermis.
Fakat bizim Temel gordugu herkese kendisinin AIDS hastaligina yakalandigini ve
iki ay icinde olecegini anlatiyor ve helal etmerini istiyomus haklarini. Tabii
bunu duyanlar Temel'e helallik veriyorlarmis ama bir yandan da elini bile son
bir defa sikip, kucaklasmaktan kaciniyorlarmis.
Temel'in en iyi arkadasi Dursun Temel'in bu yaptigini duyunca sormus
- Yaw Temel, anladik sen Kanser oldun olecen, neden millete AIDS oldum
diyon, bak herkesi bir korku sardi demis.
Temel;
- Yaw Tursun, oyle de oleceeezzz boyle de olecez, bari kariyi saglama
alalim dedim.
GİYSİ ÖNEMLİ DEĞİL
Adamı, vergi dairesine çağırmışlar.. Yanında bütün defterlerini ve
hesaplarını da getirmesini istemişler..
Adam korku içinde, mali danışmanına gitmiş.. Sormuş:
- Vergi dairesine giderken nasıl giyineyim?. Ne tür bir izlenim bırakırsam,
bana daha az vergi cezası keserler?.
Mali danışman öğüt vermiş:
- En eski elbiselerini giy.. Yoksul, muhtaç bir görüntü ver ki, sana az
ceza kessinler..
Adam güvenemeyip, bir de avukatına danışmış.. Avukat, mali müşavirin tam
tersi bir öğüt vermiş:
- En yeni, en pahalı elbiseni giy.. Güvenli, kendinden emin bir görüntü ver
ki, az ceza kessinler vergiciler..
Adamı bu öğütler tatmin etmemiş.. Aklına güvendiği, filozof bir arkadaşına
aynı soruyu sormuş.. Bu akıllı arkadaş bir hikaye anlatmış.. Şöyle demiş:
- Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi gerektiğini bir arkadaşına sorar..
O da, gırtlağa kadar kapalı, koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye eder..
Bir başka arkadaşı ise, dekolte, şeffaf bir gecelik giymesini söyler..
Vergi dairesine giderken ne tür bir elbise giymesi için arkadaşından öğüt
bekleyen adam, bu hikayeyi dinledikten sonra, sorar:
- Zifaf gecesi ne giyeceğini bilemeyen gelinle, vergi dairesine giderken ne
giyileceğini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan var ki?
Adamın akıllı arkadaşı gülerek, izah eder:
- Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır..
SARHOŞ
Sarhosun biri üst bas daginik bir halde karakola gelir, araba
anahtarini göstererek komisere söyle der:
- Komiserim su elimde gördügünüz anahtar var ya, onun üstünde az önce
benim arabam vardi, simdi yok. Arabami çalmislar...
Komiser sarhosa söyle bir bakar,
- Sen önce kendine bir çeki düzen ver bakiyim su haline bak. Devletin
komiseri önünde böyle fermuari açik durmaya utanmiyor musun?
Sarhos pantolonunun önünde açik fermuara bakar, bakar ve söyle der:
- Aha, kariyi da çalmislar...
HANGİ OTEL
Isvicre Çin e savas ilan etmis. Bir sekilde Çine kadar gelmisler. Haber Çin
basbakanina gec ulasmis.
- Basbakanim Isvicreliler saldirdi Pekine girdiler
- Isvicre de ne?
- Avrupada bir ülke
- Kac kisi bunlar?
- 5 milyon
- Hangi otelde kaliyorlar?
KİMMİŞ
'Çok acayip bir şey oldu,' diye adam arkadaşına anlatır:
'Dün gece kapıyı çaldım, karanlıkta açanı hizmetçi kız zannedip öptüm..
Meğer karım değil miymiş?'
'Eee, ne olmuş yani?' der beriki.
'Daha ne olsun be adam? Karımı öperken karım, dikkat et sevgilim, kocam
aniden gelebilir, diye fısıldamaz mı?'
YANLIŞ EV
Hizmetçi: Aloo?
Adam: Kızım benim, hanımı çağırıver sen bana
H: Bir dakika efendim
H: Alo
A: Ne oldu kızım, hanım nerede?
H: Ay beyfendi nasıl söylesem, hanımefendi yatak odasında biriyle beraber.
A: Ne, bir adamla mı?
H: Maalesef, beyfendi.
A: Ne?!, hem de benim evimde ha! Bana bak kızım, git benim çalışma odama,
aç masamın çekmecesini ordaki tabancayı al, ikisini öldür, emrediyorum sana!
H: Beyfendi, ben nasıl yaparım öyle şeyi?
A: Yaparsın, bak telefonda bekliyorum, yürü haydi
İki el silah sesi duyulur..
H: Alo, beyfendi
A: Ne yaptın kızım?
H: Söylediğiniz gibi silahı aldım, ikisini de öldürdüm efendim. Sonra da
silahı havuza attım.
A: Ne havuzu?
H: Bahçedeki yüzme havuzuna beyfendi, nereye olacak?
A: Ulan bizim villada yüzme havuzu yok ki, orası neresi Alooo?
New York'tan Los Angeles'e giden uçakta cingöz bir avukat ile sarışın aptal
görünüşlü bir hanım yanyana oturuyorlar. Avukat hem hanımla yakınlaşmak hem de
hoşca vakit geçirmek için bir oyun teklif ediyor. Kabul görünce oyunu anlatıyor:
- Size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5 dolar
vereceksiniz,sonra siz soracaksınız bilemezsem ben size 50 dolar vereceğim.
Ve ilk soruyu soruyor:
- Ay ile dünya arasındaki uzaklık ne kadardır?
Kadın tek söz soylemeden çantasından 5 dolar çıkarıp adama uzatmış. Soru
sorma sırasi sarışına gelmiş:
- Tepeye 3 ayakla tırmanıp 4 ayakla aşağı inen sey nedir? Adam dakikalarca
düşünmüş... Yanıtı bulamamış... Cüzdanından 50 dolar çıkarıp kadına uzatmış.
Kadin parayı kibarca alıp çantasına koyarken avukat merakla sormuş:
-Cevap ne?
-Kadın tek kelime etmeden çantasını acmış ve 5 dolar çıkarıp adama
uzatmış....
SENİN İÇİN
Becky ve Sam 50'nci evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı.
Sam birden soruverdi:
"Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?.."
"O da nereden çıktı?" diye sinirlendi Becky..
"Cevabı da öğrenmek istemezsin herhalde ?.."
"İsterim" dedi Sam.. "Lütfen anlat, ne olur?.."
"Madem öyle" dedi Becky,
"Üç kez aldattım seni.."
"Üç kez öyle mi?.. Kimlerdi onlar?.."
"İlki" diye anlatmaya başladı Becky,
"Hani sen 30 yaşındaydın ve kendi diş kliniğini kurmak istiyordun ama
hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka yöneticisi eve geldi, hiçbir
şey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern araçları getirebildin."
"Ooo Becky.. Benim için kendini feda ettin ha.. Benim sevgili karım!.. Peki
ikincisi.."
"Hani 50 yaşında felaket bir kalp krizi geçirmiştin.. Çok kritik bir
bye-pass ameliyatı geçirmen gerekiyordu da, hiçbir doktor sana el süremiyordu..
Her an ölebilirdin. O sırada Dr. Bakey onca yoldan kalktı geldi. Ameliyatını
yaptı, seni hayata döndürdü.."
"Ah benim sevgili karım.. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha feda
ettin öyle mi?.. Hiç kimsenin böyle harika bir eşi olamaz. Böyle bir şey yapman
beni ne kadar sevdiğini gösterir. Üçüncü peki?.."
"Hatırlıyor musun, yıllar önce Diş Hekimleri Odası Başkanı olmayı fena
halde istiyordun ve 47 oyun eksikti?.."
SON SÖZ
Olum yatagindaki kadin kocasina sormus:
Bana soz ver ben oldukten sonra elbiselerimi evlenecegin kadina
giydirmeyeceksin...
Adam da demis:
Sacmalama birincisi sen haftaya kalmaz iyilesirsin, ikincisi onun boyu
seninkinden ufak elbiselerin ona olmaz...
BAKIŞ
Temel otobüse binmiş. Sormuşlar,
- Ne yaptın, pilet aldın mi?
- Piletci sankim pilet almamuşum gibi paga manali manali paktu.
- Peki sen ne yaptın?
- Pen de sankim pilet almişum gibi ona manali manali paktum.
SEMPATİK
Temel Cemal'e anlatıyormuş:
- Bi herif bana çok sempatiksiniz dedi.
- O ne demektir?
- Pek de pilmeyrum ama, her ihtimale karsi furdum oni.
DUYMASIN
Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanları bir bakmış
Cemalin elinde bir mektup, okuyor.
- N'apıyorsunuz, demiş.
Temel:
- Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo pağa.
- Peki Cemal'in kulaklarındaki pamuk ne?
Temel:
- Mektubu tuymasin diye....
GÖREV
Cemal çok kumarbazmış, bir gün kahvede ölmüş. Karısına anlatacaklar. Temel
bu görevi üstlenmiş.
- Cemal kayıp, demiş Cemal'in karısına
- Cehennemin tipine citsun, demi? Cemalcin karısı.
Temel gayet sakin:
- Cittu, demiş.
FARK
Temel'e sormuşlar,
- Evli kadın ile dul kadın arasında ne fark vardur?
- Tul kadın kocasının nerede olduğuni piliy, evli kadın pilmiy.
HASAN
İri yarı bir adam kahveye girmiş.
- Hasan cimdur?
- Penum, demiş adamın biri.
Adam bu adamı bir güzel pataklamiş ve yüzünü gözünü kan içinde bırakmış.
Sonrada çekip gitmiş. Adam gittikten sonra dayak yiyen adam başlamış
gülmeye. Kahvedekiler şaşırmış ve hemen sormuşlar:
- Ya o kadar dayak yedin, yüzün gözün kan içinde. Ne diye durmuş gülüyorsun
simdi.
- Penum adim Hasan teğul Temel, nasıl kandurdum o enayi adamı ama....
MAZERET
Temel askerliğini yapıyormuş. Bölükte kırk ere izin vermişler. Geç
kalırlarsa çadır hapsi var, ancak iyi bir mazeretleri olursa affedilecekler.
Kırk kişiden otuz dokuzu da geç kalmış, hep ayni mazeret:
- Atla istasyona celeydum. At catladi, tren kaçtı, geç kaldum.
Derken kırkıncı da tamamlanmış, Temel'e sıra gelmiş.
- Senin de mi atin çatladı, diye sormuşlar.
- Hayır, demiş. Yoldaki otuz dokuz at leşini geçemedum.
"Alo efendim"
"Pardon galiba yanlis numarayi çevirdim"
"Dikkat etsene geri zekali "
"Geri zekali sensin, üstüne birde bit beyinlisin"
"Ne sen kiminle konustugunu biliyormusun???"
"Hayir"
"Ben istanbul emniyet müdürüyüm" (biraz sesizlikten sonra)
"Sen kiminle konustugunu biliyormusun"
"Hayir"
"Ohhh çok sükür"
KİMSE GELMEZ
Temel ölmüş, cehenneme gitmiş, sille tokat karşılamışlar.
- Poyle yaparsanuz sonra Hiç cimse çelmez, demiş.
TRAŞ
Temel Fadime'ye
- Sabah tras olunca on yas gençleşeyrum, daa.
Faidme Temel'e
- Ula Temel, öyleyse akşamları da traş ol.
KASKET
Temel başındaki kasketi gösterip,
- Bu kasket penu on yas gençlestirdu, demiş.
- Kaç yaşindasun, diye sormuş Cemal.
Temel,
- Kasketli mu, kasketsiz mu, diye yanıtlamış.
GÜVENCE
Temel'in on ikinci oğlunu askere çağırmışlar, ondan önceki on bir tanesi
askerde olduğu için Temel itiraz etmiş,
- Söyleyin padişahınıza penum şeyime güvenip sağa sola savaş açmasun.
KİBRİT
Temel yolda yürürken bir kutu kibrit bulmuş. Bakmış içinde tam dört tane
kibrit var. İlk üç kibrit yanmamış. Dördüncüsü yanmış. Hah bu iyi deyip, kibriti
saklamış.
NE GÖRÜYORSUN?
Karadenizli Temel ile Adanali Birol birlikte tatile çikarlar.
Fethiye'de, Kelebekler Vadisi'nde kamp kurarlar. Geçen yil kavga ettikleri
hippiler de orada olduklari icin biraz keyifleri kaçar ama pek umursamazlar.
Tatillerinin ikinci gününün aksami güzel bir yemek yiyip bir sise de sarabi
devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkac saat sonra Birol uyanir ve Temel'i de
dürtükleyip uyandirir. Temel uyku sersemidir;
- "Ne oldu? Ne istisun?"
- "Temelcigim. Yukariya bak ve bana ne gördügünü söyle."
Temel gökyüzüne bakar ve cevap verir:
- "Ha punun içun mu uyandirdun benu?. Paktum iste. Milyonlarca yilduz
görirum...Isil isil parliyan milyonlarca yilduz..."
Birol tekrar sorar:
- "Peki, bu sana neyi gösteriyor?"
Artik iyice uykusu kacan Temel biraz düsünür ve feylezofca cevap verir:
- "Teolojik olarak Tanrunun kudretinu ve kendu acizligimuzu corirum.
Felsefi olarak, evrenun sonsuzlugunu ve onun karsisindaki onemsizligimuzu
corirum. Astironomik olarak galaksilerun, yilduzlarun, gezegenlerun varligini
corirum. Meteorolojik olarak pucün havanun cok guzel olacaginu corirum.
Yilduzlarun konumuna bakarak da gecenun köru ve saatin 3 oldugunu, penu lüzumsuz
yere uyandirdugunu coruyorum... niye sordun punu pana? Ha sana neyi costerur?"
Birol cevaplar:
- "Ulan hiyar, cadirimizi calmislar..."
İSKOÇ TİYATROSU
Iki iskocyalı kasabada bir tiyatro acmislar, fakat iskoclar malum cok
cimri, kimse para vermek istemediginden her gun sifir cekiyorlarmis. Bakmislar
olacak gibi degil, dusunmusler ne yapalim ne edelim diye. En sonunda birinin
aklina bir fikir gelmis.Ertesi gun her tarafa ilanlar asiliyor.
"Cumartesi gunu tiyatromuza giris bedavadir."
Kasaba halki bedavayi bulmus kacirir mi. Cumartesi gununu. Tiyatro ful
cekmis, bizimkiler mukemmel bir oyun sergiliyorlar. Herkes ayakta alkisliyor.
Oyun bittikten sonra kasaba halki cikisa dogru yonelmis ama ne gorsunler ?
Kapilar kilitli ve su yazi yaziyor :
"Cikis 10 sterlin"
Hagi basarilar ile dolu bir yasamin ardindan gunahlari icin cehennemde
cezasini cektikten sonra cennete gitmis.
Cennette Tanri Hagi'ye etrafi gezdirmis ve sonunda kucuk, sirin bahcesinde
soluk renkte bir Galatasaray bayragi olan bir eve gelmisler
Tanri Hagi'ye; "Bu ev senin, degerini bil. Burada oyle herkese ev vermeyiz"
demis
Hagi evin merdivenlerinden ikinci kata cikarken biraz ileride devasa bir
bahcenin ortasinda, altinlarla suslenmis mermerli bir yolu olan, cok satafatli,
koskoca bir saray gormus. Saraydaki balkonlarda ve bahcenin her yerinde de sari
lacivert bayraklar ve Fenerbahçe armalari varmis.
Hagi Tanri'ya: "Ben de cok basarili bir sporcu idim. Galatasarayda kac
sampiyonluk yasadim sakat sakat oynadim fedakarlik yaptim,hep basariliydim,milli
takiminda vazgecilmeziydim, demis. Neden benim evim Rustu'nunku gibi degil?"
demis.
Tanri da gulmus ve cevap vermis
"O ev Rustu'nun degil, Rustu hala yasiyor. O ev benim"
KARA KUTU
Uc top model, Claudia, Cindy ve Naomi, Uzakdogu'da bir defileye katilmak
uzere ucaga binmisler..Yol saatler surecek.. Ucak havalanir havalanmaz,Cindy
makyaj kutusunu acmis, basamis suslenmeye..
Otekiler bakmislar, bakmislar.. "Kiz sasirdin mi?..Ucakta seni kim
gorecek?..
Bu asiri makyaj niye.. Yuzune yazik" diyecek olmuslar.
"Allah gostermesin"demis Cindy, "Simdi bu ucak duserse, kurtarma ekipleri
gelir..Bakarlar burada dunya guzeli bir yuz.. Once beni kurtarirlar!.."
Bes on dakika ucmuslar..Claudia, buyuk bir dikkatle bluzunu cikarmis...
Ardindan sutyenini.. Belden yukarisi anadan dogma."Usuttun galiba"
demisler, otekiler.. "Ucakta boyle seyahat edilir mi?.."
"Yoo" demis Claudia.."Tersine aklim cok basimda..Simdi bir kaza olsa,
dussek.. Kurtarma ekipleri gelse, en evvel bu harika memelere takilmaz, en evvel
beni kurtarmazlar mi?..
"Biraz daha ucmuslar..Bu defa Naomi, hafif dogrulmus yerinden..
Pantolonunu zarif bir hareketle cikarmis.. Ardindan kilodunu indirmis..
Cindy ile Claudia, dehset icinde bakmislar Naomi'ye..."Sen cildirmis
olmalisin?.. Bu ne rezalet" diye bagirmislar..
Naomi gulmus..
"Siz ikiniz de gerzeksiniz kizlar" demis..
"Bu ucak duserse gelecek ekiplerin ilk arayacaklari sey ne?..
Kara kutu!..
SARIŞIN İŞTE
Vantrolok eline geçirdigi kukla ile konusuyor ve aptal sarisin fikralari
anlatiyormus. Gösterisi biraz ilerledikten sonra birden orta siralardan sarisin
bir kadin ayaga kalkmis ve yükses sesle:
- Afedersiniz !
Bu çikis üzerine vantrilok ve kalabalik durmuslar ve sarisina bakmaya
baslamislar, sarisin :
- Görüyorum ki sarisinlarin ne kadar aptal olduguna dair sakalar
yapmaktasiniz. Peki söyler misiniz, bu kaniya nereden vardiniz ? Tek suçumuz
saçimizin rengi mi yani ? Sizin bu yaptigininz irkçilik olmuyor mu ? Kadinlarin
birçogunun sarisin oldugu ülkelerdeki kadinlara hakaret etmis olmuyor musunuz ?
Tanimadiginiz bu kadar kadina ettiginiz hakaretler sizi rahatsiz etmiyor mu ?
Söyler misiniz ?!!
Bunun üzerine vantrilok çok mahçup ve üzgün bir yüz ifadesi ile :
- Sey, ... ben özür dilerim, ... sadece saka yapiyordum. Eger sizi ...
Sarisin Vantrilok'un sözünü keser ve :
- Ben sizle konusmuyorum bayim. O elinizdeki küçük terbiyesiz adamla
konusuyorum ! Siz onu savunmayin, o cevap versin
SURATSIZ
Roger agir sartlar altinda calisan bir iscidir. Bos zamanlarini hep bowling
ve voleybol oynayarak gecirmektedir. Karisi bu duruma uzulur ve bir hafta sonu
onu striptiz kulubune goturmeye karar verir. O aksam beraberce kulube giderler.
Kapidaki bodyguard,
"Hey Roger! Seni gormek ne guzel!" der.
Karisi sasirir,
"Daha once buraya gelmismiydin Roger?"
Roger,
"Hayir hayir o adami bowlingten taniyorum..."
Iceri girerler ve bir masaya otururlar.
Garson gelir,
"Iyi aksamlar Roger! Herzamanki gibi Cin tonik degil mi?"
Karisi,
"Roger bana bak sen buraya daha once geldin degil mi?"
Hafif hafif ofkelenmeye baslayan karisini sakinlestirmek zordur.
Roger,
"Ne alakasi var! Voleyboldan tanirim onu bir iki tek icmisligimiz var ordan
yani..."
Karisi pek tatmin olmamistir ama susar. Derken stiriptizci hatunlardan biri
masaya gelir, stritipzci,
"Selam Roger! Yine ozel masa sovundan mi istersin?"
Roger boka batmistir... Karisi hisimla yerinden kalkar ve kulubu terk eder,
Roger pesinden kosar, Kadin bir taksiye biner ve taksi kalkmadan Roger da
yetisir, Karisi ofkeden patlayacak gibidir...
O sirada sofor arkaya doner ve soyle der,
"Bu geceki cok suratsizmis Roger!"
KARLI İŞ
Adam arkadasinin latex-kauçuk ürünler yapan fabrikasini geziyordu...
Bir ara bir otomatik makinanin basina geldi ve makinadan su seslerin
geldigini duydu ;
- Pisssst ....PAT !.....pissst ..PAT !.....pissst....PAT !..........
Merak edip sordu bu makinanin ne yaptigini ve neden bu seslerin geldigini..
Arkadasi cevapladi :
- Bu makina biberon emzigi yapiyor...pisst sesi kaliba gelen latexin
sisirilip emzik formu aldigini , pat seside ucuna açilan deligin sesini
belirtir...
Geziye devam edip baska bir makinanin basina geldiler. Bu makinadan da
benzeri sesler geliyordu ama siralamalari farkliydi ;
- Pisssst...Pisssst...Pissssst....Pisssst ...PAT !.....
Adam gene meraklanip sordu ;
- Peki bu ne makinasi ?
- Bu bir preservatif makinasidir..
- Ama neden 4 Pisst tan sonra 1 PAT sesi geliyor...
Arkadasi yanitladi ;
- Her 4 preservatiften sonra 1 tanesinin ucunu deliyoruz da ondan..
Adam saskinlikla ve biraz da kizarak sordu..
- Ama neden..? Bu yaptiginiz hiç hos degil..
Arkadasi cevap verdi..
- Öyle ama..o zaman da emzik isi fazla para getirmiyor...!!
AMAN ÜŞÜMESİN
Adam iş gezisinden evine normalden 1 gun erken dönuyormuş.. havaalanindan
taxiye binmiş, şofore demiş ki:
"Bana bi iyilik yapar misin... ben iş gezisindeydim ve adim gibi eminim ben
yokken karim eve sevgilisini aldi.... şimdi eve gidelim ikisi kesin şu an
sevişiyorlar.... sen de benle eve girip ben onlari basarken şahitlik eder
misin?"
Taxi şoforu kabul etmiş...... eve gelmişler, yatak odasina cikmişlar...
işiklari yakip battaniyeyi yataktan bir cekmişler ki,kadin hakikaten başka
bir adamla yatakta.....Adam hemen silahina davranmiş o sirada karisi bagirmiş:
"YAPMA..!!! Bu adam bizim icin neler yapti bilsen... sana dogumgununde
aldigim Corvette'in parasini kim odedi saniyosun? ya yeni teknemizin parasini?
senin saga sola borclarini nasil kapattik saniyosun ??? Hep onun sayesinde oldu
!!"
Adam taxi şoforune donmuş...
"sen olsan şimdi ne yaparsin.. ?"
Taxi şoforu.. "valla beyefendi.." demiş.. "ben olsam bir an once adamin
ustunu orterdim malum havalar sogudu bi suru salgin hastalik kol geziyo
ortalikta !!!..."
YANGIN
Adamin birinin evinde yangin çikmis. Komsulari yardima kosmayip olayi
seyretmeye baslayinca is basa düsmüs..
Ilk önce oglunu yanginin içerisinden çikarip disarda beklemesini söylemis..
Dalmis tekrar duman ve atesin içerisine, kizini çikartmis disariya.. Sonra
karisini, sonra köpegi ve kedisini.. Daha sonra disari hiçbir sey getirmeden 3
kere daha içeri girmis çikmis..
Onu seyreden komsularindan biri sormus
"Niçin yanan eve girip çikiyorsun disari hiç bir sey getirmiyorsun?" diye..
"Kayinvalidem içeride!" demis adam
"Arada bir girip çeviriyorum..!"
BOZUK
Temel Uzak Dogu'ya gider. 250 $ verip bakinca insanlari çiplak
gösteren gözlüklerden alir. Takar bakar çiplak, çikarir bakar giyinik.
Çok hosuna gider. Ikide bir takip, çikarir. Eve gözünde gözlük gider,
bakar Fadime'yle sütçü çiplak. Gözlügü çikarir bakar çiplak,
Takar bakar çiplak.
Müthis canı sıkılır ve Fadime'ye der ki:
- Ula Fadime 250 $ verdim, hemen bozuldu..!!!!
HABİB BABA
Doğu Anadolu'dan, Habib Baba isimli bir şahıs, 4.Murad devrinde, gemiyle
Hacca gitmek için İstanbul'a gelmiş.
Fakat ne yazık ki, Hacca giden gemiye yetişememiş. "Bunda da vardır bir
hayır" demiş içinden...
Aylarca yol aldığından toza toprağa batmış, yaralar içinde kalmış, uyuz
olmuş.
Memleketine dönmeden önce güzelce bir yıkanıp temizlenmek amacıyla bir
hamama gelmiş.
Yıkanmak istediğini söylediği hamamcıdan red cevabını alınca sebebini
sormuş.
- Büyük Sultan Murad Han'ın vezirleri vardır hamamda. Kimseyi almamam için
emir verdiler, diye cevaplamış hamamcı.
Yıkanmadan bu uyuz illetinden kurtulamayacağını bilen Habib Baba, adeta
yalvarmış hamamcıya :
- İzin ver evladım, bir köşede yıkanıvereyim. Kimseler farketmez beni.
Hamamcı, yaşlı adamın ısrarlarına dayanamamış, vezirlere görünmeden
yıkanması için sıkı sıkı tembihte bulunduktan sonra içeriye almış.
Biraz sonra, hamama, tebdil-i kıyafet, Sultan 4.Murad Han'da gelmiş,
yıkanmak istediğini söylemiş.
Hamamcı aynı şekilde, tanıyamadığı bu gence de durumu anlatmış, içeri
alamayacağını söylemiş.
Sultan'ın ısrarları hamamcıyı bir kez daha yumuşatmış, O'nu da sıkı sıkı
tembihledikten sonra, Habib Baba'nın yanına göndermiş.
Başlamışlar beraberce yıkanmaya. Birbirlerine su döküyor, sırayla
sırtlarını keseliyorlarmış.
Bir ara 4.Murad ihtiyarın düşüncelerini öğrenmek amacıyla sormuş:
- Sen de istemez miydin baba şöyle vezir olmayı? Baksana koskoca hamamı
kapatmış, gönüllerince yıkanıyorlar.
Biz ise şu daracık alanda debeleşip dururuz.
- A be evladım, demiş Habib Baba. Böyle vezir olacaksında ne olacak?
Şu dünyada öyle bir Sultana vezir olacaksın ki, vezirlerinin bile
karşısında tir tir titrediği Sultana, senin uyuzlu sırtını keseletsin...
UZAYDA SEKS
Nihayet Mars'a insanli ilk uzay ucusu gerceklesir ve uzay araci gezegenin
y|zeyine yumusak inis yapar.
Gvrevli astronot disari cikar ve atmosfer yapisini kontrol eder. Aa,
Mars'ta da soluk almaya elverisli bir atmosfer vardir.
Uzay elbisesini ve basligini cikarir.. Ormanlarla cevrili yemyesil bir
vadidir burasi... Bir muddet yurudukten sonra, cayirin ortasinda beyaz citlerle
cevrilmis cok sirin bir ev gvr|r. On kapiya yonelir ve kapinin acik oldugunu
farkedince iceri suzulur. Kulak kabartinca, mutfak tarafindan sesler geldigini
farkeder, seslerin geldigi tarafa dogru ilerler. Su ise bak! Astranotun daha
once hic gormedigi guzellikte sarisin bir kadin ocagin basinda durmus elindeki
kepceyle bir kazani karistirmaktadir.
Kadin kepceyle karistirdikca kazandan fokurtular ve buharlar
yukselmektedir. Durumu bir muddet seyreden astronot nihayet konusmaya baslar:
"Merhaba Marsli... Ben dunyadan geliyorum.. Sen ne yapiyorsun burada
boyle?"
Kadin ona dogru doner ve gulumser:
"Merhaba dunyali.. Mars'a hosgeldin.. Gordugun gibi ben burada bebek
yapiyorum..
"Ne? bebek mi yapiyorsun ? Nasil yani?" "Bak gor.." der kadin ve kazani
karistirmaya devam eder...
Nihayet fokurtular iyice yukselince kadin kepceyi kazana son bir kez
daldirir ve kazanin icinden bir bebek cikarir..
Anlasilan Marslilar bu sekilde bebek yapmaktadirlar.
"Cok sasirtici..ama biz dunyada bebekleri boyle yapmayiz...." der astronot.
Kadin "Oyle mi?
" Peki dunyada bebekler nasil yapiliyor?" diye sorunca astranotun gozleri
parlar:
"Gel yatak odasina gidelim ,sana dunyada nasil yapildigini gostereyim..
" Yarim saatlik muthis bir deneyimden sonra astranot arkasina yaslanip
sigarasini yakinca Marsli kadin saskin bakislarla sorar: "Eee, hani bebek nerde?
"Ohooo.. bebegin gelmesi dokuz ay alir...." der astronot...
"Eee, kasigi niye cikardin o zaman? Karistirmaya devam etsene.."
Üç kovboy Teksas ta bir barda masaya oturmus, kafayi çekiyorlar... Bir
sarhos girmis içeri.
Parmagi ile ortadakini isaret etmis, "Senin anan" demis,"Teksas in en
çilgin seks manyagidir"...
Masanin etrafi bir anda bosalmis ama ortadaki adam duymazdan gelmis,
içkisine devam etmis. Sarhos çikmis gitmis ancak on dakika sonra geri gelmis.
Gene ayni masanin basinda dikilmis ve,"Senin o fahise anani az önce becerdim,
harikaydi" demis. Etraf masalar gene bir anda bosalmis fakat bizim kovboy gene
kilini kipirdatmadan içmeye devam etmis. Sarhos çikmis gitmis. On dakika sonra
gene gelmis."Senin anan var ya,senin anan" diye baslarken, kovboy nihayet lafini
kesmis.. "Eve git de yat,gene zurna gibi içmissin, baba!..""
ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI
Hitler ve Stalin bir barda oturmaktadirlar. Bir adam içeri girer ve barmene
bunlar Hitler ve Stalin degil mi diye sorar.
Barmen "Evet, onlar" der. Sonra adam onlara dogru yürür ve sorar: "Selam,
ne yapiyorsunuz?" Hitler cevaplar:
"3. Dünya savasini planliyoruz." Adam sorar. "Gerçekten mi? Neler olacak?"
Hitler:"Bu sefer 14 milyon yahudiyi ve bir bisiklet tamircisini
öldürecegiz" der.
Adam sorar: "Bir bisiklet tamircisi mi???!" Hitler Stalin'e döner ve der
ki:
"Gördün mü, sana kimsenin 14 milyon yahudiyi takmayacagini söylemistim!"
DOĞUMEVİ
Dogumevi bekleme salonuna hemsire kosarak girer , ilk sirada oturan adama
yaklasarak :
" Sizi tebrik ederim, ikiz cocugunuz oldu" der.
" Ne tesaduf" der adam. " Minnesota Ikizleri - Basketbol Takimindayim"
Bir saat sonra, ayni hemsire yine kosarak gelir,
"Mr.Smith" ismini anons eder. Mr.Smith yerinden heyecanla dogrulur,
Hemsire ;
" Artik ucuz babasisiniz" der.
Mr.Smith sasirir ve " Olacak sey degil, ben de 3M sirketinde calisiyorum"
der.
Hemsire bir daha gorundugunde ucuncu adama ;
" Esiniz dorduz dogurdu, kutlarim" der. Adam da saskinlikla " Ben de Dort
Mevsim Otelinde calisiyorum" der.
O sirada yaninda oturmakta olan adam hafif bayginlik gecirerek oturdugu
yerden asagi dogru kayar, yetisip mudahale eden hemsire sorar;
"Iyimisiniz, ne oldu size?" diye sorar.
Adam kendine gelmege calisarak dogrulur ;
" Temiz havaya ihtiyacim var, 101 Dalmacyalilar magazasinin muduruyum
de..."
BİZİM KARI
Mahkemede hakim, Temel'e sormus;
- Kiminle evlisin?
- Bizum kariylan!
Hakim sinirlenmis,;
- E, herhalde. Sen hic erkekle evlenen duydun mu?
- Duydum tabi, nasil duymadum!
- Kimmis,?
- Bizum kari.
ALDATMA
Uluslararasi ölçekte bir kadin arastirmasi yapan sosyolog, dünyanin çesitli
ülkelerinde kadinlara bir soru sormus.
Kocanizi baska bir kadinla yakalarsaniz ne yaparsiniz???
Soruya ülkelere göre verilen yanitlar ise söyle olmus:
Isveçli : Neyimi begenmedigini sorarim.
Rus : Evi terk ederim.
Fransiz : Sesimi çikarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim.
Italyan : Kadini vururum.
Ispanyol: Kocami vururum.
Yunanli : Her ikisini de vururum.
Türk : Benim kocam yapmaz!
3 YUMURTA VE 700 DOLAR
Adamla kadin evlenmeye karar verirler ama adamın onemli bir sarti vardir.
Evlenmeleri halinde basucundaki komodinin en ust cekmecesini asla acmaması icin
soz vermesini ister. Kadin kabul eder evlenirler.
Aradan 25 yil gecer ve kadin sonunda dayanamayip cekmeceyi acar. Icinde 3
yumurta ve 700$ vardir. Kadin adama cekmeceyi actigini itiraf eder ve bunlarin
anlamini sorar. Adam kadini affeder ve o da itiraf eder ve kadını aldattigini
her sefer icin oraya bir yumurta koydugunu soyler.
Kadin da adamin yapmis oldugu bu 3 kacamagi affeder ama hala 700$'in ne isi
oldugunu anlamamistir.
Adam der ki :
"Yumurtalar cekmeceye sigmadigi icin ara ara onlari sattim ve o parayla
dolar aldım".
ARTIK TAKMIYORUM
Asiri ishalden sikayetci biri Cerrahpasa'ya gider hemen.. ama burokrasiden
dolayi belgeleri karisir ve kahramanimizi yanlislikla psikiyatri servisine
havale ederler..
15 gun suren tedaviden sonra, taburcu olacagi gun, bir arkadasi karsilamaya
gelir
- "Noldu gecti mi ishal ?"
- "Hayir gecmedi ama artik takmiyorum"
YARDIM
Genc kadin isyerinde kotu bir haber alir.Kucuk kizinin bakicisi telefonda
cocugunun cok ateslendigini mutlaka eve gelmesi gerektigini bildirir.Hemen
isinden izin alir ve ates dusurucu bir ilac icin en yakin eczaneye
kosar.Arabasinin yanina geldiginde arabayi anahtari icindeyken kilitlediginin
farkina varir.Eve hemen yetismesi gerekmektedir ama nasil..?
Evini arar ancak cocuk bakicisinin verdigi haber daha kotudur,kizin atesi
biraz daha yukselmistir.Bu arada kadin icinde bulundugu duruma bakiciya
anlatir.Bakici arabanin kilidini acabilecek bir servis bulmasini ya da caki,
bicak gibi birseyle kendisinin acmayi denemesini soyler.
Yakinda bulunan bir marketten kucuk bir caki alir ve arabanin yanina
gider.Ama bunun nasil kullanilacagini bilemez.Arabanin kapilarini zorlar, sallar
ama bir sonuc yok...
Basini gokyuzune dogru cevirir, " Tanrim , lutfen kucuk kizima ulasmam icin
bana yardim et" .
Bu arada cakiyla kapiyi kurcalamaya devam eder.O sirada yoldan gecmekte
olan sakallari uzamis, ustu basi bakimsiz bir adam durup kadini izler ve "
Hanimefendi, isterseniz yardimci olabilirim"der.
Kadin caresiz teklifi kabul eder ve icinden dusunur, "Tanrim gonderdigin
yardim bu mu?" Kiliksiz adam birkac dakika icinde arabanin kilidini acmayi
basarir.Kadin saskinlikla adama tesekkur eder, kizinin durumunu anlatir, hemen
yetisebilecegi icin minnettar oldugunu belirtir ve bir miktar para uzatip " Cok
iyi bir insansiniz" diye tesekkur eder.
Adam, " Hayir hanimefendi, maalesef iyi bir insan degilim" der,
"Hapishaneden yeni ciktim" ilave eder, "Araba hirsizligindan..."
Kadin bir sure sessiz kalir, adam uzaklastiktan sonra tekrar yuzunu
gokyuzune cevirir, kendini tutamaz, aglayarak ;" Tanrim ,bir profesyonel
gonderdigin icin cok tesekkur ederim" der.
PAPAĞAN
İş adamı Temel Amerika'ya gider, işlerini bitirdikten sonra alışveriş
merkezlerinde dolaşmaya başlar. Pet shoplardan birinde akıllı ve hazır cevap bir
papağan görür, papağanla biraz sohbet ettikten sonra yetkiliye gider ve papağanı
satın almak istediğini söyler.
Satıcı papağanın satılık olmadığını söyler fakat Temel bir türlü vazgeçmez
paraysa para illaki bunu bana satacaksınız diye israr eder.
Satıcı bakmış kurtuluş yok Temel'e, bak bizde papağanın dört tane yumurtası
var bu yumurtaları sana verelim hem daha ucuz olur hemde dört tane birden
papağanın olur demiş.
Temel biraz düşünüp kabul etmiş. Trabzona döner dönmez hemen yumurtaları
kuluçkaya yatırmış. Bir süre sonra yumurtalar çatlamaya başlamış. Birinciden
civciv, ikinciden güvercin, üçüncüden muhabbet kuşu, dördüncüden ise ördek
çıkmış.
Temel bu işe epey bozulmuş. Bir kaç ay sonra Temel yine Amerikaya gitmiş,
işlerini bitirince doğru papağanın olduğu dükkana gitmiş.
Papağan Temeli uzaktan görür görmez başlamış kahkahalar ile gülmeye.
Temel ne güleysun ula demiş. Papağan niye gülmiyeyim, New York'da herkes
senin enayiliğini konuşuyor deyince Temelde, oda birşeymi ulan Trabzonda herkes
senin fahişeliğini konuşuyor demiş.
HATLAR KARIŞINCA
Adamin karisi gece yarisi dogum yapmisti. Sabah ilk is hastaneye telefon
edip durumlari sormak oldu.
- Alo orasi dogum servisi mi?
- Evet efendim.
- Servis sefi ile gorusebilirmiyim?
Tam o sirada hatlarda bir karisiklik olur ve musterisiyle konusan bir
otomobil tamircisi hatta girer. Cazir cuzurt Parazit sesleri ve hat duzeliyor.
- Alo.... alo sesim geliyormu ?
- Evet devam edin.
- Sesim simdi daha iyi herhalde, sizinkide oyle.
- Merak edilecek bir sey yok, burada hersey yolunda, onu iki gun icinde
evinize yollariz.
- Demek her sey normal...?
- Aslinda ne kadar zorluk cektigimizi bilemezsiniz. Her tarafini elden
gecirdik. Ise yaramaz hale gelen yerlerini degistirdik. Iki gun sonra da yeniden
kullanmaya baslayabilirsiniz.
- Nasil yeniden kullanabilirim anlamadim?
- Hic merak etmeyin, sonuctan memnun kalacaksiniz. Giris deligini
daralttik, cok fazla genislemisti. Her halde cok zorluluyordunuz?
- Fakat !!!!
- Yooo hayir itiraz etmeyin, zorlandiginiz belli.. Sik sik yaglasaniz iyi
olur. Bu arada cikis deligini de actik. Biraz tikanmisti da.
- Cikis deligi mi ?....
- Hani gaz cikan deligi. O kadar iyi acildi ki simdi gaz cikarirken sesini
dinlemek bir zevk.
- Ne dediniz ?
- Dedigim gibi hersey yolunda...Emin olmak icin dun aksam bizzat kendim
denedim. Hersey o kadar iyiydi ki zevkten mesut oldum. Bu sabah yedi kisi birden
ciktik ustune bana misin demedi. Artik oyle hizli ki hic sormayin cok memnun
kalacaksiniz.
Temel askerligini yunan sinirinda yapiyormus.
Temel'in cani cok sikiliyormus.
Yunan'a bir islik calmis elleriyle "Havaci misin?" isareti yapmis, Yunan
aldirmamis.
Bir islik calmis elleriyle "Karaci misin?" isareti yapmis, Yunan
aldirmamis.
Bir islik daha calmis "Denizci misin?" anlaminda yuzme isareti yapmis,
yunan aldirmamis.
Bir islik daha calmis. El haraketi yaparak "Topcu musun?" demis, yunan
aldirmamis.
Bir islik daha calmis "Gozcu musun?" anlaminda durbun isareti yapmis, yunan
aldirmamis.
Nöbetler degismis sira yine Temel'le Yunan'a gelmis.
Yunan'a hadi sinira git demisler yunan da:
- "Ben oraya gitmem. Orada bir deli turk askeri var, bana hava kararinca
yuzerek gelip sana bir koyacam gozlerin firlayacak diyor.."
LAZ PILOTLAR
Temel'le Cemal bir gün kahvede otururken gazetede bir ilan görürler
"Pilot kurslari baslamistir*"
Tabi ki bizimkilerde merakli, pilotluga köyde bagi bahçeyi satip İstanbula
giderler.
Kursa baslarlar basariyla bitirirler diplomalarini alirlar.
Aradan iki ay geçer bir uçak sirketi arar..
- "Gelin bakalim size uçak verecegiz pilotlugunuz nasil?"
- "ilk seferiniz Ispanya'ya.."
Bizimkiler süper bir kalkis güzel bir havalanis İspanyaya varirlar.
Tam inecekler
Cemal :
- "Kule, acil inis pisti bosaltin, itfaye, ambulans, doktor çagirin, zor
durumdayiz.!.."
Temel
- "Sayin yolcularimiz herkez emniyet kemerlerini baglasin bildigi bütün
dualari okusun tehlikedeyiz."
Derken uçagi zor bela, kanter içinde piste indirirler.
Temel:
- "Vay agzuna siçtugumun ispanyollari, ula bunlarin kafalari hiç çalismayi,
15 metrelik pist mi olur. az daha olecektuk da".
Cemal:
- "Ula Temel, dogru deysin. Hakketten kafalari çalismayi. 15 metrelik pist
yapayler da
10 kilometre
genisluk olur mi?"
TERCÜMAN
Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikci buldu. Seçtiği
adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikci yakalanırsa polise fazla bir şey
anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu... Baba, bir gün ödemelerin
geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen
tercüman buldular. tercüman işaretle sordu:
- Para nerde?
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
- Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi
anlamıyorum.
Tercüman tercüme etti:
- Neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş.
Baba 38'ligi koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı:
- Simdi sor bakalım, para nerede.
Tercüman işaretle sordu:
- Para nerede?
Sağır-dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi:
- Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan
3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var.
- Ne dedi? dedi Baba.
Tercüman yanıtladı:
- Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek
de biraz sıkarmış.
DEVE
Çölün ortasinda bir kaleye yeni bir komutan tayin edilmis ve adam geldigi
gün kidemli bir çavusu yanina alarak teftise çikmis,komutan foseptik çukurunu
görmüs ve:
- Bu çukurun burada ne isi var hemen kalenin disina alin insan sagligina
zararli.
Çavus:
- Emredersiniz efendim. demis ve notunu almis.
Komutan atlarin içinde bir tane deve görmüs ve sormus:
- Bu devenin burada ne isi var.
Çavus cevap vermis:
- Efendim o deveyi bizim askerler cinsel ihtiyaçlarini karsilamak için
kullaniyorlar.
Komutan hiddetlenmis ve derhal deveyi satmalarini emretmis.
Aradan üç-bes derken 6 ay geçmis ve komutan çavusa :
- Ulan su deveyi geri getirin bari burada kadin da yok ne yapalim. Hemen
askerler gidip sattiklari deveyi tekrar almis ve kaleye getirmisler. Komutan o
gün deveyle cinsel ihtiyacini bir türlü karsilayamamis ve sabahin besinde
nihayet muradina ermis ve sabah olur olmaz çavusu çagirmis:
- Oglum askerler nasil yapiyorlar ben sabaha kadar ugrastim anca yapabildim
deve yüksek tabure koyuyorum alçak kaliyor neyseki hallettim.
ve çavus cevap vermis:
- Efendim malumunuz çöldeyiz ve atlarin belirli bir dayanma siniri var
buraya yaklasik
40 km uzaklikta bir genelev var biz deveyi oraya gidip gelmek için
kullaniyorduk...
HANGİ KANAL?
Adamın biri iş gezisi için Danimarka'ya gitmiş. İşlerini hallettikten sonra
akşam barda bir kadeh içip odasına çıkmış.
Tam uyumaya hazırlanırken kapı çalınmış, karşısına dünya güzeli bir hatun
çıkmış. Adam tam yanlış odaya geldiğini söylemeye çalışırken kadın parmağını
onun dudağına dayayarak susturmus.
- Buraya senin için geldim.
Kadınla sabaha kadar sevittikten sonra yorgun ama mutlu bir şekilde aşağı
inip resepsiyona uğramış.
- Benim borcum ne kadar?
Katip gülümseyerek cevaplamış.
- Borcunuz ödendi efendim. Buyrun, bu da bizim hediyemiz" diyerek bir zarf
uzatmış.
Adam zarfı açtığında içinde 10 000 dolar ara olduğunu görmüş.
Yanlışlık olduğunu söylese de hiç bir yanlışlık olmadığını söyleyerek
kendisini alana kadar uğurlamışlar. Adam Türkiye'ye geldiğinde bunu bütün
arkadaşlarına anlatmış ama kimseyi inandıramamış.
Adamın anlattıklarından birinin yolu Danimarka'ya düsünce ne olur ne olmaz
diye oteli denemeye karar vermiş.
Aksam gelip odaya çıkmış. Bu sefer inanılmaz güzellikte bir kumral gelmis.
Onunla sabaha kadar sevismisler. Adam arkadaşının yaptığı gibi aşağı inerek
hesabı sormuş. Kendisine bir zarf vermişler. Adam zarfı açtığında içinde 5000
dolar olduğunu görmüş.
Gülümseyerek sormuş.
- Neden bana beşbin dolar? Burada kalan başka bir Türk arkadaşıma 10 000
dolar vermissiniz.
Katip biraz dütündükten sonra hatırlamış...
- Haaaa, o arkadaşınız. Ama onunki birinci kanalda yayınlanmıştı.
SAVAŞ
Temel, Amerikanin durduk yerde Irak'a saldirmasindan rahatsiz olmustur. Bir
yolunu bulup baskan Bush'a telefon eder:
"Alooo! Ben, Temel olarak size savas acayrum haberunuz olsun!"
Bush, gülerek yanitlar:
"Hehehe...kac kisilik bir ordun var ki?"
Temel düsünür:
"Hmmm...kayinpirader Idrus, halaogli Tursun, kaavedeki arkadaslar..." ve
yanit verir: "9 kisidur daa!"
Bush icinden kis kis güler ve ciddi olmaya calisarak:
"Temel bey, sizin 9 kisilik ordunuza karsilik Amerikan ordusu tam 2 milyon
askerden olusmaktadir!" der.
"Hmmm..." der Temel:
"Sizu pir süre sonra arayacagum."
Aradan birkac gün gecer ve Temel, Bush'u yeniden arar:
"Baskan, savas ilanimuz gecerlidur. Bir miktar ekipman hazirladuk size
karsi!"
Bush, ilgiyle sorar:
"Neymis bunlar?" "Hacan, bizim Tursun'un tiraktörü, benim cakaralmaz tüfek
bi de kavedeki arkadaslardan birinin bicerdöveri..."
Bush güler:
"Iyi ama benim tam 150 bin tankim, 30 bin ucagim ve 10 bin askeri gemim
var! Haaa, ayrica bu arada askerlerimizin sayisi da 3 milyon oldu!"
Temel yeni gelisme karsisinda biraz sikilmistir:
"Tamam, bir müddet sonra sizu yeniden arayacagum."
Birkac hafta sonra Temel, Bush'u yeniden arar:
"Baskan, savas ilanumuzu ceri alayrum."
Bush merakla sorar:
"Neden?"
Temel, moralsiz bicimde yanitlar:
"Cenevre anlasmasinu incelemisuzdur. 3 milyon savas esirini barinduracak
yerimiz yoktur!"
TERS GİYDİN
Bir adamla karisi misir'da eski bir carsida geziyorlarmis.
Ayakkabi satilan bir dukkanin onunden gecerlerken satici icerden seslenmis,
buyur etmis. Girmisler, satici "cok ozel buyulu sandaletlerim var beyefendi,
sizi sexte cok vahsi ve kuvvetli yapacak sandaletler..."
Adam tabi ki erkeklige leke surdurmemek icin pek önemsememis ama eski
gunleri ozleyen karisinin israrlarina dayanamayip sandaletleri denemeye karar
vermis.
Adam sandaletleri giyer giymez gozleri parlamis,kalbi hizli hizli atmis,
fiziksel degisimler baslamis, nefesi serilesmis gözleri buyumus ve etrafyna seri
bir sekilde bakinmaya baslamis. Karisi bir adim geri kacmis "aman allahim dur
dur..." derken adam kosmus, saticiyi yakaladigi gibi tezgaha yatirmis,
pantolonunu parcalayarak cikarmaya baslamis,bu arada satici bir yandan
kurtulmaya calisirken bagiriyormus, "sandaletleri ters giydin lan!..."
BUZDOLABINA BAKSAYDIN
Ahirette sorgu sirasini bekleyeni ki adam birbirleriyle konusmaya baslar.
"Sen nasil öldün?" diye sorar birinci adam ötekine. "Donarak öldüm.."
"Kötü bir ölüm olsa gerek..." der birinci adam " donarak ölmek nasil bir
sey?" "Sey, baslangicta cok rahatsiz edici.."
diye anlatmaya baslar ikinci adam.
"titremeye basliyorsun, bütün el ve ayak parmaklarin agrimaya basliyor. Ama
sonrasi, ölmek için çok sakin bir yol. Vücudun uyusuyor, adeta bosluga
sürükleniyorsun,tipki uykuya dalmak gibi..
Peki ya sen? sen nasil öldün bakalim?"
"Kalp krizi geçirdim" der birinci adam.
"karimin beni aldattigindan emindim. Bir gün ansizin beklenmedik bir saatte
eve döndüm, yatak odasina kostum.. Karimi orada yapayalniz örgü örerken buldum.
Sonra bodruma kostum ama kimseyi bulamadim. Ikinci katta da kimse yoktu.
Sonra hizla çati katina vardigimda kalp krizi beni buldu..Oraciga yigildim
ve öldüm.. Aynen böyle.."
Ikinci adam basini sallar "Berbat birsey bu..." der "..sadece bir an
mutfakta durup buzdolabina bakmayi akil edebilseydin simdi ikimiz de hayatta
olacaktik.."
İKİ ASPİRİN
Adamin tiki var, tek gözünü sürekli kirpiyor, bir isyerine müracaat
etmis...
Yonetici: "Beyefendi okudugunuz okullar harika, sizi hemen ise alirdik ama
gözünüzü sürekli kirpmaniz müsterileri rahatsiz eder" diye korkarim.
Bunun üzerine adam:
"Bir saniye, ben iki aspirin alirsam göz kirpmam duruyor" demis.
Ceketinin ceplerini karistirmaya baslamis; karistirirken bir prezarvatif
çikmis, sonra kirmizi bir prezervatif, sonra yesil bir prezervatif, mor
prezervatif, sari prezervatif, fosforlu prezervatif.....
Sonunda iki aspirin tabletini bulmus, yutmus ve göz kirpmasi geçmis.
Bunun üzerine yönetici:
"Beyim, iyi güzel de bizde birçok bayan çalisiyor, sizin gibi bir cinsi
sapigi ise alamayiz!" demis
Bizimki: "Ne sapigi kardesim, ben çok mutlu evliligi olan bir adamim."
- Madem öyle bütün o prezervatifler ne demek oluyor?
- Siz hiç eczanede, eczaciya göz kirparak, "Iki aspirin" dediniz mi?
DERİ
Bir kari-koca cok kotu bir kaza gecirirler.
Kadinin yuzu tamamen yanar. Plastik cerrahlar kadinin yuzunu eski haline
getirebilmek icin deriye gerek oldugunu ama kadindan deri alamayacaklarini
soyleyince kocasi deri vermeye Gonullu olur.
Fakat kocasindan alinacak deri popo bolgesinden alinacaktir..
Adam bu bilginin karisina soylenmemesini ister cunku moralinin
bozulacagindan cekinmektedir.
Ameliyat tamamlandiktan sonra kadin eskisinden de guzel gorunur.
Her goren bu muhtesen guzellik karsisinda hayrete dusmektedir.
Birgun kadin kocasi ile basbasa kaldiginda ;
- "Hayatim cok tesekkur ederim. Benim bu halim senin Sayende. Sana nasil
tesekkur etsem?"
...deyince kocasi cevap verir :
- "Tesekkure gerek yok hayatim. Annen seni her optugunde ben gerekli
mutlulugu duymaktayim zaten"...
Uc mahkum cezaevi yolundadir. Herbirine, hapiste gecirecekleri günler icin
bir esya getirmelerine izin verilmistir.
Otobuste,biri digerine döner ve sorar; "Eeee sen ne getirdin?"
Diger mahkum, bir boya kutusu cikarir ve bununla her seyi boyayabilecegini
soyler.
Ikinci mahkum bir deste iskambil kagidi cikarir ve "Bunlarla poker
oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kagit oyunu oynayabilirim" der.
Ucuncu mahkuma merakla sorarlar; "Sen ne getirdin?"
Adi Temel olan ucuncu mahkum bir kutu cikarir ve gulerek; "Bu orkidleri
getirdim" der.
Diger iki mahkumun kafasi karismistir. Merakla sorarlar; "Bunlarla ne
yapabilirsin ki?" Temel siritir ve elindeki kutuyu göstererek;
"Kutuda yazdigina gore; bunlarla ata binebilir, yüzmeye gidebilir, hatta
paten kayabilirmisim"
KARIŞIK
Mehmet Bey köpeğinin tasmasından tutmuş yolda giderken, hoşlanmadığı bir
komşusuyla karşılaştı. Komşu sordu:
- Bu eşekle nereye gidiyorsun?
- Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle eşeği birbirinden
ayıramıyor musun?
Komşu aldırışsız:
- Ben köpekle konuşuyorum. Sen ne diye söze karışıyorsun?
CİNSİYET TARTIŞMASI
Kadinlar diyor ki:
Bilgisayar erkektir. Çünkü bilgisayarlar aslinda sorunlari çözmek için
yaratilmalarina ragmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler.
Daha da önemlisi bunlardan bir tane aldiginiz an, biraz daha sabretmis
olsaydiniz çok daha gelismis bir modeline sahip olabileceginizi görüp pisman
olursunuz.
Erkekler diyor ki:
Bilgisayar disidir. Çünkü onun mantigini yaraticisindan baska kimsenin
anlamasi mümkün degildir. Yaptiginiz en ufak hatayi bile hafizasina kaydedip
tekrar tekrar önünüze koyar.
Ve bir bilgisayar aldiktan kisa bir süre sonra farkedersiniz ki, asil
parayi ona gereken aksesuarlar için harcamak zorundasiniz.
KADINLAR ÜNİVERSİTE SINAVI GİBİDİR...?
Benzerlikleri:
İkisinde de tercih sayısı çok görünür.
İkisi de ancak bitince rahatlarsınız.
İkisinde de tercihlerde çevre faktörü sinir bozucu ama önemlidir.
İkisine de girmeden önce şekerli birşeyler yemek iyi gelir.
İkiside esnasında terletir.
İkisini de kazanırsanız kaşındınız, kaybederseniz üzüldünüz demektir.
İkisinin de sonucu güzelleştikçe harçları yükselir.
İkisinden de erken çıkmak hoş karşılanmaz.
İkisinde de tercihler yıllara mal olabilir.
İkisinde de tercih sizin gibi görünür.
İkisinde de soruları kimse size önceden söylemez, ama üç aşağı beş yukarı
aynı sorular çıkar.
İkisinde de çıkınca sigara iyi gelir.
İkisinde de yuvarlağın dışına taşırmamak gerekir.
Farkları:
Birinde kalemin ucu kırılırsa fena olur.
Birinde yanlış kararlar silgiyle düzeltilebilir.
Birinin gözetmenine röntgenci adı verilir ve ayıplanır.
Birinde kurallar baştan belirlenmiştir.
Birinde açık öğretim mümkündür.
Biri bittikten sonra kahvaltı hazırlamanız gerekmez.
Birinde kapıda veli beklemez. En azından beklemese iyi olur.
Birinde yardımcı cihazlar arasında müsvette kağıt bulundurmak tuhaf
karşılanmaz.
Birinde acele etmek tuhaf karşılanır.
Birinde cevaplar duruma göre değişir.
Birinde bilgisayarlar değerlendirir.
Birinde yumuşak kalem makbul değildir.
Birinde tercih sayısı duruma göre değişir.
OTO VE ERKEK
20 yasinda erkek FIAT gibidir. Kucuk ama hizli.
20-30 yas arasinda PORSCHE gibidir. Hizli ve konforlu.
30-40 arasi erkek VOLVO gibidir. Biraz sIkIcI ama teknik olarak mukemmel
40-50 yas arasi erkek OPEL gibidir. Yapabileceginden fazlasini vaat eder.
50-60; arasinda ise eski bir FORD gibidir. Harekete gecirmek icin
karburatore biraz alkol koymak gerekir.
TUTUKLAYIN
- Komiser bey, beni tutuklayın. Karıma beş el ateş ettim.
- Öldü mü?
- Hayır, hiçbiri isabet etmedi.
- Öyleyse neden tutuklanmayı istiyorsun?
- Karım beni arıyor da...
MÜHENDİS AKLI
Bir rahip, bir doktor ve bir mühendis golf sahasinin bosalmasini
beklemektedirler.
Mühendis:" Bu adamlar ne yapiyor böyle, 15 dakikadir bitirmelerini
bekliyoruz."
Doktor: "Bilmiyorum ama hiç böyle bir saçmalik görmedim."
Rahip: "Iste görevli geliyor, onunla konusalim."
Rahip: "Merhaba, Su anda sahada olan grup ne zaman çikacak, neden bu kadar
yavaslar?"
Görevli "Evet onlar kör itfayeciler. Klübümüzde geçen sene çikan yanginda
gözlerini kaybettiler. Bu yüzden istedikleri zaman
burada ücretsiz oynamalarina izin verildi.
Rahip: "ne kadar üzücü, bu aksam onlar için dua edecegim."
Doktor: "Çok güzel bir fikir, ben de hastanedeki doktor arkadaslarla
konusup onlar için bir seyler yapabilir miyiz diye bakacagim."
Mühendis: "Bu adamlar neden geceleri oynamiyorlar?"
AMERİKALI MÜHENDİS
Kayseri'de yol çalismasi yapiliyomus. Köylüler esegin birini salip geçtigi
yerden yolu geçiriyolarmis. O sirada oradan geçmekte olan Amerikali bir mühendis
görmüs bunlari.
Merak etmis; gitmis yanlarina.
-Merhaba dayi nabiyonuz böyle? demis.
Köylü
-Yol yapiyoz diye cevap vermis.
-"E bu essek ne" diye devam etmis mühendis.
Köylü genel prosedürü söyle bir anlatmis. Essegin yolun nerden geçecegine
karar verdigini söylemis.
Bizim Amerikali mühendis yerlere yatmis gülmekten, öyle sey mi olur diye.
Alayci bir tonla:
- "Eee demis, essek bulamiyinca napiyonuz?"
Köylü:
- "O zaman Amerika'dan mühendis getirtiyoz."
CINDY VE ASIM
Cindy Crawford ve Asım bir gemi kazasi neticesinde ıssız adaya düşerler.
Ne yapsınlar can sıkıntısından sabah akşam sevişirler...
Ancak bir süre sonra Asım durumdan zevk almamaya başlar. Cindy çıldırır.
Asım'a ne olduğunu sorar, ne isterse yapabileceğini söyler. Her türlü
fantaziyle, pozisyonla ve herşeyiyle emrine âmade olduğunu, nerede hata yaptıysa
düzeltmeye çalışacağını anlatır.
Asım inatla Cindy'ye 'istediğim şeyi yapabilmen mümkün değil' der.
Cindy çaresizlik içinde israr eder ve herseyi goze aldigini soyler.
Asim en sonunda 'Bir denemeye' karar verir.
Önce Cindy'nin saçlarini kisacik keser. Sonra üstünü ortecek biçimde
ceketini giydirir. Kestigi saçlardan biyik yapar. Cindy, ne oldugunu anlamaya
çalisirken Asim onu mumkun oldugu kadar erkege benzettikten sonra aksam olunca
sahile gelmesini soyler.
Aksam olur ve Cindy erkek kiliginda sahile gelir bakar ki Asim mukellef bir
raki sofrasi hazirlamis ve masayi mezelerle doldurmustur. Asim ve Cindy masaya
otururlar ve Asim elini kanka modunda Cindy' nin omzuna koyar ve soyle der:
- 'Ulan Kazim bir aydir kimi goturuyorum soylesem inanmazsin'
ŞEYTANI DA
Fazlası ile zampara olan bir adam tövbekar olmak istemis. Ne yapayım ne
edeyim derken "40 gün 40 gece bir mağaraya kapanıp dua etmesi" söylenmiş.
Eleman mağaraya kapanmış. 1 gün 2 gün 3 4 5 derken 39 gün olmuş.
39ncu gün disarida bir yagmur bir yagmur, ortaligi sel goturuyor. bir
bakmis ki magranin kapisinda yagmur iliklerine kadar islemis bir bayan. Guzel mi
guzel. Bayan hemen iceriye girmis. Eleman, bayanin ustunu kurutmak icin ates
yakmis. Fakat bayana hic yaklasmamis. Bayan uzerindekilerini kurutmak icin
cıkartınca, "kendisinin korkutugunu ve adamin kendisine sarilmasini" istemis.
Adam sarilirken tovbesini bozmak istemiyor fakat bayan cilvelenince tovbe diye
sey kalmiyor ve is bitiyo.
Sevismenin ardindan kadin kahkahalar ile gulmeye baslayinca merakla sormus.
- Neden guluyosun ?
Kadin:
- Ben seytanim. Senin tovbeni bozmak icin geldim ve basardim. demis.
Bu sefer adam kahkahalarla gulmeye baslamis ve bu sefer
- Niye guluyosun ? diye kadin sormus.
Adam:
- Bu dunyada becermedigim bi seytan kalmisti . Onu da becerdim ya, bosver
gerisini. demis.
Tabur´a yeni bir komutan gelmis ve askerleri toplayarak bir konusma
yapacagini belirtmis. Bütün askerler toplanmislar ve komutan baslamis konusmaya:
- Bugün tanismak için sizleri buraya topladim. Benim adim Ahmet, soyadim
Kırç. Tekrar ediyorum, Kırç. Arada R var. Sakın ola diliniz sürçmesin çok fena
yaparim. Herkes iyice ezberlesin hata istemem !
Askerler dagilmislar ve herkes "Arada R var, arada R var" diye içinden
ezbere koyulmus.
Komutan ise bu konuda ne kadar hassas oldugunu göstermek için sagda solda
gördügü askere soruyormus:
- Sen
- Emredin komutanım!
- Soyadim ne benim ?!
- Kirç komutanim.
- Aferin ! İşinin basina !
Komutan böyle böyle hergün bir kaç kere soyadini soruyor ancak kimse
sasirmiyormus.
Laz ise bu konuda çok sanciliymis.
Ya birgün piyango kendisine çikarsa ve sasirirsa diye daralip dururmus.
Nihayet birgün tören esnasinda komutan aniden arkasina dönmüs ve Laz'i
isaret ederek
- Sen ! Soyadim ne benim ?!
Laz heyecandan konusamiyor, nutku tutulmus.Yaprak gibi sallanmaya baslamis.
Komutan gayet sinirli
- Sana söylüyorum, cevap ver, asabimi bozma !
Hemen arkasindaki arkadasi bakmis Laz'in basi belaya girecek hemen
fisildamis :
- Arada R var, arada R var...
Bunun üzerine Laz cevap vermis:
- Gört !!!
DOKTOR RAPORU
Temel'e bir ise girmek icin saglik raporu lazim olmus. Gitmis tam
tesekkullu bir hastaneye. Epey muayeneden sonra doktor sormus:
- "Kulaklarinizdan ya da burnunuzdan bir sikayetiniz var mi?"
- "He ya", demis Temel. "Özellikle fanilamu cikarurken cok zorlanayrum."
POLİTİKACILAR
Politikacı bir grup, otobüs ile bir seminere katılmak üzere yola koyulur.
Yolda otobüs şoförü bir kaza yapar ve bir çifçinin arsasının hemen yanında
devrilir.
Bunu gören çifçimiz, büyük bir çukur kazar ve tüm politikacıları oraya
gömer.
Bir kaç gün sonra, o civardan geçen bir polis, kaza yapmış otobüsü görür,
çifçiye de politikacıların nerede olduğunu sorar.
- Hepsini gömdüm der çifçi.
- Peki hepsi ölmüş müydü ?
- Valla abi, bazıları ölmediklerini söylüyorlardı, ama bilirisin ne kadar
yalancı olduklarını bu politikacıların !!!
FBI
FBI eleman alacaktır. Gazeteye ilan verilir, bir gun sonra uç kisi
basvuruda bulunur. ilk adam odaya alınarak "karını seviyor musun?" diye sorulur.
Adam "evet efendim" der. "Peki, ulkeni seviyor musun?" deyince adam yine "evet"
diye cevap verir.
FBI gorevlisi "peki o zaman, sana bir sürprizimiz var, karını buraya
getirdik yan odada su anda kendisi. Al su silahı karını oldur bakalım" deyince
adam silahı alarak diger odaya girer. Birkac saniye sonra geri doner, kravatı
gevsemis ve terlemistir.
Yapamayacagını soyleyerek oradan ayrılır.
Sıra ikinci adama gelir ona da aynı seyleri soylerler o da yapamayacagını
soyler ve oradan cıkar gider.
Son olarak sıra Temel'e gelir. Ona da aynı seyler söylenir ve Temel iceri
girer. Bir-iki saniye sonra bam bam bam bam bam diye silah sesleri ve hem
arkasından buyuk bir sangırtı ile cam kırılması sesi duyulur.
Temel geri doner biraz terlemistir. FBI gorevlisi sorar:
- Noldu?
- Bana verdiginiz tabanca kurusıkı cıktı. O yuzden Fadime'yi pencereden
asağı atmak zorunda kaldım!...
E-MAİL
Issizin biri, temizlik isleri icin Microsoft'a basvurur.Insan Kaynaklari,
bir on gorusmenin ardindan test (yeri temizlemek) yaparlar ve personel muduru
adama " ise alindin, e-mail adresini ver, sana basvuru formunu gondereyim, ayni
zamanda, ise baslamak icin gelecegin gunu bildiririm" der.
Adam caresiz, bilgisayarinin, ve dolayisi ile e-mail adresinin olmadigini
soyler. Insan Kaynaklarindan, onun adina uzulduklerini, fakat e-mail'i yoksa,
kendisinin de varolmadigini ve kendisi de olmadigi icin ise alinamayacagini
soylerler. Adam umutsuzca, ne yapacagini bilmeden, cebinde sadece 10$ ile cikar.
Ve bir markete girerek 10 kiloluk bir kasa domates alir. Kapi kapi dolasarak, 2
saat icersinde sermayesini ikiye katlar. Isini birkac kez daha tekrar eder ve
aksam eve dondugunde 60$'i vardir.
Ve bu sekilde yasayabilecegini anlar, her sabah erkenden evinden cikar ve
aksam gec saatlere kadar calisir, ve her gun parasini uce,dorde katlar. Az bir
zaman sonra, bir el arabasi alir, bunu bir kamyonla degistirir ve bir sure sonra
artik, bircok aractan olusan bir nakliye sirketi sahibidir.
5 sene gecer, adamimiz Birlesik Devletlerin en buyuk gida nakliye
sirketleriniden bir tanesinin sahibidir artik. Artik ailesini ve gelecegini
dusunmektedir, ve hayat sigortasi yaptirmaya karar verir.
Bir sigorta sirketini arar, kendine uygun bir plan secer ve konusma
biterken, sigortaci, teklifi gonderebilmek icin adamin e-mail adresini ister.
Adam e-mail 'inin olmadigini soyler
"Sasirtici", der sigortaci, " e-mail'iniz yok ve bu hanedanligi
kurabildiniz, dusunun, ya bir de e-mail adresiniz olsaydi.."
Adam dusunur ve su cevabi verir:
- Microsoft' ta temizlikci olurdum!!
TİCARET
Roma'da dunyaca unlu San Pietro Kilisesi'nde buyuk bir pazar ayini...
Gorkemli bir dinsel toren.. Papa bile katiliyor. Koskoca meydan mahser yeri
gibi..Kilisenin ici de dısı da tiklim tiklim..
Bu arada kilise kapisinda iki adam ozellikle dikkati cekiyor...Ikisinin de
boynunda kocaman birer levha asili..Birinde " Ben koyu bir Hristiyanim ,lutfen
bana yardim ediniz " yazili.
Otekinde ise sadece " Ben koyu bir Yahudiyim " yaziyor. Tabii ki kiliseden
cikanlar Hristiyan oldugunu ifade eden adama yanasiyorlar ve ellerini ceplerine
atip comertce bir seyler veriyorlar.
Yahudi oldugunu ifade eden adamda ise siftah yok.
Bu arada kiliseden cikan iyi niyetli biri "Yahudiyim " yazisi tasiyana
sokuluyor. " Bana bak kardes " diyor , "..durustluk iyi bir sey ,ama binlerce
Hristiyan kiliseden cikarken , senin Yahudi oldugunu boyle aleni olarak ifade
etmen kanimca hic de akillica bir hareket degil.
Bak kimse sana para da vermiyor zaten.. Bence cikar o yaziyi boynundan ,
sen de su Hristiyan gibi..." deyince , boynunda "Yahudiyim yazili adam "
Hristiyanim " yazili olana donup sesleniyor:
- Heey !.. Salamon !.. Herife bak be !.. Gelmis bize ticaret ogretiyor..
MÜHENDİS VE YÖNETİCİ
Buyuk bir sirketin ust duzey yoneticilerinden biri bir gun
New York uzerinde balonla dolasmaya cikar. Aksilik bu ya, pusulasini
asagiya dusurur ve kaybolur. Inmek icin uygun bir yer ararken bir
gokdelenin tepesinde sigara icen bir adam gorur ve alcalir.
"Pardon. Ben neredeyim acaba?" diye sorar.
"Yerden
500 feet yukseklikte bir balonun icindesin"
der adam.
Yonetici sinirlenir:
"Sen muhendissin degil mi?" diye sorar.
"Evet." der adam. "Nereden bildin?"
"Cunku basim belada ve sana bir soru soruyorum. Verdigin cevap 100%
dogru fakat hic bir isime yaramiyor."
"Sen de yoneticisin degil mi?"
"Evet sen nereden bildin?"
"Cunku yerden
500 feet yukseklikte bir balonun icinde
kaybolmussun.Pusulan yok, berbat durumdasin. Fakat bu
simdi benim sucum oldu."
NE OLACAK BU ALMANYA'NIN HALİ
Iki Alman, Hans ile Mans Türklerin rakidan ne anladiklarini merak edip bir
gece meyhaneye gitmeye karar vermisler. Meyhaneden içeri girip acemi bakislar
ile etrafa baktiktan sonra, yan masa ne siparis ettiyse aynisini siparis edip
içmeye baslamislar rakiyi.. Birinci kadehin sonunda Hans Mans'a sormus.. Mans
bir sey hissediyor musun? Hayir Hans..devam edelim içmeye.. Bir süre sonra
yedikleri mezelerin de esliginde ikinci kadehe baslamislar.Bu sefer Mans
dayanamamis ve..
- Hans demis..Hans...Birsey anladin mi?
- Hayir..devam et...
Üçüncü kadehi de bitirdikleri sirada Hans tekrar Mans' a sormus..
- Ne hissediyorsun Mans?
Mans agir agir gözlerini kaldirmis..
- Ne hissettigimi siktir et de Hans...Ne olacak bu Almanya'nin durumu????
ÖĞRETMENİ SEÇTİM
Temel in 3 tane sevgilisi vardır. Biri öğretmen, biri doktor, biri de
santralcidir. Fakat öğretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadaşı sorar
- "Niye öğretmen de diğerleri değil?" diye.
Temel de ona döner:
- Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der, santralci de
"Şu an meşgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama öğretmen ne der? Hadi bir daha
tekrarlayalım...
GELOR MU GİDOR MU?
Uzun ikna turlarindan sonra Ermeni mahallesinin 17 yasindaki guzeller
guzeli ve yoksul aile kizi ZIVART, mahallenin zengin ve 75 yasindaki MIGIRDIC
beyi ile evlendirilir.
ilk gece Migirdic bey ölür.Durumu supheli bulan savciligin actigi dava
sonucunda;
Mahkemede hakim sorar:
- "Kizim anlat bakalim nasil oldu?"
Zivart, utangac ve ermeni sivesiyle anlatir:
- "Valla hakim bey, malumunuz zifaf gezesi... Migirdic bey ustume
geldi...basladi titremege...ben zanetim geloor, meger gidoormus."
Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe baş vururlar.
Görüşmeci matematikçiye sorar:
- "iki kere iki kaç eder?".
Matematikçi cevap verir:
- "Dört!".
Görüşmeci sorar:
- "Kesin dört mü?
Matematikçi kendinden emin cevaplar:
- "Evet, kesin dört!"
Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer. Bu sefer görüşmeci aynı soruyu
ekonomiste yöneltir. Ekonomist yanıtlar:
- "Ortalama dört eder, yüzde 10 aşağya veya yukari oynayabilir, ama
ortalama dört eder!".
Ekonomistte de çıkar, muhasebeci odaya girer, aynı soru ona da sorulur.
Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler, panjurları indirir ve görüşmeciye
yaklaşarak sorar:
- "Kaç etsin istersiniz?
PAPAGAN
Adam kendisi icin aldigi Viagra"larin papagani tarafindan yutulmus oldugunu
farkeder. Papagani ates basmistir.
Adam sinirlenerek "Atesi düssün, sogusun" diye buzluga atar papagani...
4 saat sonra buzlugu acip papagana bakan adam, papaganin hala ter icinde
oldugunu görür ve sasirir.
- Ne oldu sana? Niye terledin? Saatlerdir buzluktasin...
- Lan, bu donmus tavuklarin, donmus bacaklarini hic ayirmaya calistin mi
sen ?
CENAZE ÇELENKİ
Bir kalp doktoru ölmüş.
Cenaze töreninde güllerden dev bir kalp,kalbin ortasına tabutunu
yerlettirrmitler...
Herkes doktorla ilgili anılarını anlatmış,ona son vazifelerini
yapmışlar,tabut kapanmış,güllerden kalp şeklinde bir çelengi üzerine koymuşlar
ve defnetmitler...
Bu hüzünlü tablo yaşanırken kenarda kıkır kıkır gülen adama sormuşlar,
gülme nedenini...Sormayın demiş...
Ben jinekoloğum kendi cenaze törenimi düşünüyorum da....!
CENAZE
İki arkadaş golf oynayarak ve iyi vakit geçirerek halı gibi çimenlerle
kaplı sahada dolaşmaktadırlar. Sahanın yanından geçen yolda büyük ve kalabalık
bir cenaze konvoyu görürler. Adamlardan biri, şapkasını çıkartır, büyük bir
saygıyla cenazeye doğru dönerek diz çöker, içinden bir kaç küçük dua mırıldanır
ve yine aynı saygı ile ayağa kalkar.
Arkadaşı çok etkilenmiştir.
- "Hey!"
der,
- "Sen gerçekten temiz yürekli iyi bir insansın!.."
- "Tabii,"
der adam.
- "Ne de olsa 35 yıllık karımdı."
BİZİ TAKİP ETMEKTEN VAZ GEÇ
Karin ile Jutta parkta gezintiye çıkmıslardı. Bir bahriyeli de bir saattir
kızların peşini bırakmiyordu.
Nihayet Karin'in sabrı taştı, arkasını dönerek bahriyeliye sert bir yüzle
baktıktan sonra hiddetle şunları söyledi:
- Bak, ya bizi takip etmekten vazgec, yahut bir arkadaşını daha bulup
getir.
ÇARPTIĞIMIZ ARABADAN
Genç kız sevgilisine telefon ediyordu:
- Bu gece bize gelmesen iyi olur şekerim. Babamın öfkesinden yanına
varılmiyor. Dün geceki kaçamak gezintiyi onun arabasıyla yaptığımızı haber
almış!
- Ne diyorsun! Nereden haber almış acaba?
- Nerden olacak... Çarptığımız adam babammış da!...
EVLİYMİŞİZ GİBİ DAVRANALIM
Soğuk ve karlı bir gecede tipiden yolunu kaybeden bir işadamı ve sekreteri
arabalarını terketmek zorunda kalırlar ve uzun bir yürüyüşten sonra üşümüş ve
ıslanmış durumdayken bir kulube bulurlar.
Kulubede bir yatak, bir uyku tulumu ve birsürü battaniye bulunmaktadır.
Geceyi geçirmeye hazırlanırlar ve işadamı bir centilmen olarak, yatağı
sekreterine verir.
- Ben yerde uyku tulumunda uyurum, der.
Sekreter yatağa yatar, adam uyku tulumunun içine girerek fermuarı çeker.
Bir süre sonra tam uyumak üzereyken, sekreterinin sesini duyar:
- Efendim, ben çok üşüyorum. Adam fermuarı açar, uyku tulumundan çıkar, bir
battaniye alıp kadının üzerine örter, tekrar uyku tulumuna girer, tam uyumak
üzereyken yine sekreterinin sesini duyar:
- Efendim, ben hala çok üşüyorum. Adam yine fermuarı indirir, tulumdan
çıkar, bir battaniye daha alıp kadının üstüne örter, uyku tulumuna girerek
fermuarı çeker. Tam uykuya dalacağı sırada yine duyar:
- Ben yine çoooook üşüyorum.
Adam yattığı yerden:
- Bir fikrim var, der. Burası ıssız bir yer. Neler olduğunu kimse göremez,
istersen evliymişiz gibi davranabiliriz.
Genç kadın kıkırdar:
- Tamam, bana göre hava hoş. Adam yattığı yerden avazı çıktığı kadar
bağırır:
- Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al!
YOLDAN GÜZEL GEÇMEK
Bir kral halki için geniş bir yol yaptirmaya karar verdi.
Yapimi tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarisma düzenlemeye karar
verdi.
Isteyenin bu yarismaya katilabilecegini ilan ettiren kral, yoldan en güzel
geçecek kisiyi belirleyecegini söyledi.
Yarisma günü, insanlar akin ettiler. Bazilari en güzel arabalarini,
bazıları en güzel elbiselerini getirmisti. Kadinlardan kimileri saçlarini en
güzel biçimde yaptirmisti, kimi de yanlarinda en güzel yiyecekleri getirmisti.
Gençlerden bazilari spor kiyafetler içinde yol boyunca kosmaya hazirlaniyordu.
Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar
kralin yanina döndüklerine hepsi ayni sikayette bulundu:
- Yolun bir yerinde büyükçe bir tas ve moloz yigini vardi ve bu moloz
yigini yolculugu zorlastiriyordu.
Günün sonunda yalniz bir yolcu da bitis çizgisine yorgun argin ulasti. Üstü
basi toz toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygiyla yönelerek elindeki altin
kesesini uzatti:
- "Yolculugum sirasinda, yolu tikayan tas ve moloz yiginini kaldirmak için
durmustum. Bu altin kesesini onun altinda buldum. Bu altinlar size ait olmali."
Kral gülümseyerek cevap verdi:
- "O altinlar sana ait delikanli."
- "Hayir, benim degil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadi."
- "Evet"
dedi kral.
- "Bu altinlari sen kazandin, zira yarismanin galibi sensin.Yoldan en güzel
geçen kisi sensin. Çünkü, yoldan en güzel geçen kisi, ardindan gelenler için
yoldaki engelleri kaldiran kisidir ! "
SOKAKTA
- Beyefendi, etrafta bekçi ya da polis var mı?
- Hayır, evladım.
- Öyleyse cüzdanınızla saatinizi bana verin.
İÇİLİR Mİ
Temel barda arkadasiyla iciyormus. Temel dertli dertli,
- Karim nihayet peni anladu...
Arkadasi,
- Be adam bunun icin icilir mi?
- Ama anlar anlamaz peni terk etti!
Usame Bin Ladin Bush'a telefon etmis, kendini tanitip, konusmasina devam
etmis..
"Sayin Bush size iki haberim var,biri iyi bir kotu hangisini once soylememi
istersiniz?"
Bush :
- "Once iyisini soyleyin "demis.
Ladin:
- "Teslim olmaya karar verdim",
Bush :
"Pekii kotu haber ne?"
Ladin:
- "Ucakla geliyorum ...!!!"
HEYECAN YASAK
Adam gecirdigi by-pass ameliyatindan sonra doktorundan tavsiyeler
almaktadir.
- Durumunuz iyi ama kendinize biraz dikkat etmelisiniz. Oncelikle
dinlenmeye devam edeceksiniz, Ayrica diyetinizi duzenli olarak uygulayacaksiniz.
En azindan birkac ay daha sakin bir hayat yasiyacaksiniz.
- Peki doktor ya seks?
- Tabi seks yapabilirsiniz ama yalniz karinizla, cunku heyecan yasak!!!
NE HALDE
Adamin biri bir gün yolda giderken bir dilenciye rastlar. Dilenciye bir
para verir ve al bununla bir sigara alirsin der.
Dilenci
- Beyim ben hiç sigara içmem, der.
Bunun üzerine adam o zaman bir bira icersin der.
Dilenci
- Ben agzima icki koymam, der.
Sen de o zaman bir altili oynarsin.
Dilenci
- Beyim ben hiç kumarda oynamam deyince
Adam o zaman
- Al bu parayi ve bizim eve gel
der. Dilenci neden oldugunu sorar.
Adam
- Karim seni bir gorsun icki ve sigara içmeyen, kumar oynamayan bir adamin
hali ne oluyor!...
PENGUEN
Samsunlu hemşerim,arabasıyla Trabzona giderken,Ordu-Giresun arasındaki
kumsalda,iki Karadeniz uşağının Şarloya benzeyen garip bir yaratığı
kanatlarından tutup gezdirdiklerini görmüş. Merakla koşup yanlarına varmış.
-Ha uşaklar,n'aparsınız?
-Deryadan çıkan bu garibanı oyalıyoruz.
-Buna penguen kuşu derler,kutuplarda yaşar,onun dilini bizler pek bilme
yiz.İyisi mi siz onu Hayvanat Bahçesine götürün,der uzaklaşır.
Ertesi gün Samsuna dönen hemşerim, kumsalın önünden geçerken ne görsün?
Bizim uşaklar kuşu yine kanatlarından tutmuş, kumsalda dolaştırıyorlar.
Arabasını park edip yanlarına varmış,çıkışır olmuş.
-Yahu arkadaşlar,ben kuşu Hayvanat Bahçesine götürün demedim mi?
-Dedin. Bizde göötürdük.abi.Bu akşamda da açık hava sinemasına götüreceğiz.
Hayatından memnun.Hiç sesini çıkarmıyor.maşallah!.
TELGRAf
Avukat, müvekkillerinden birine telgraf çekti:
"Kayınvaldeniz dün gece öldü. Gömülmesini mi, mumyalanmasını mı, yoksa
yakılmasını mı sağlayalım?"
Ertesi gün cevap geldi:
"Emin olmak isterim. Her üçü de yapılsın."
DOĞUM GÜNÜ
Çiçekçiye giren adamın kolunda sıyrıklar, sol gözünde bir morluk vardı.
- Bir düzine kırmızı gül istiyorum, dedi ve hemen ekledi. Karımın doğum
günü için, tazesinden rica ediyorum.
Çiçekçi:
- Başüstüne, dedi. Hangi gün için?
Adam koluyla gözünü işaret etti:
- Dündü.
YARDIMSEVER
Sehrin hayirsever vakiflarindan birindeki çalisanlar sehrin en basarili
avukatindan henüz herhangi bir bagis almamis olduklarini fark ettiler.
Bagis toplama görevindeki kisi avukati bagista bulunmasi için ikna etmeye
çalisiyordu:
"-Arastirmalarimiza göre yillik geliriniz en az 500.000 dolar, ancak bugüne
kadar hiç bir hayir isine bir kurus bagista bulunmamissiniz. O paranin bir
kismini bir sekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?"
Avukat bir süre düsündü, sonra:
"-Önce, arastimalariniz annemin uzun bir hastaliktan sonra ölmek üzere
oldugunu ve hastane masraflarinin onun yillik gelirinin bir kaç kat üstünde
oldugunu da gösterdi mi?"
Görevli utandi:
"-Sey, hayir."
"-Sonra, kardesimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum
oldugunu?"
Görevli utancindan kipkirmizi kesilmis bir halde özür dilemeye çalisirken
avukat onun sözünü kesti:
"-Ya da kizkardesimin kocasinin bir trafik kazasinda öldügünü ve onu üç
çocuguyla bes parasiz biraktigini?"
Görevli yerin dibine geçmisti, sadece,
"-Hayir, hiç bir bilgim yoktu ..." diye mirildanabildi.
Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti:
"-Pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size niçin vereyim?"
DÜRÜST TEMEL
Iki cift kagit oynuyorlarmis, Temel, Dursun ve karilari... Temel bir ara
kagitlarini yere dusurmus, almak icin masanin altina egilince ne gorsun!
Dursun' un karisi Fadime eteginin altina hicbir sey giymemis. Tabii Temel
ufak capli bir sok yasamis. Bir sure sonra Temel mutfaga gittigi sirada Fadime
arkasindan gelmis ve masanin altinda hosuna gidecek bir seyler gordun mu? demis.
Temel, "Evet gordum!" "Eger istersen olur ama sana 50 milyona patlar."
demis, Fadime ve eklemis, "Dursun cuma gunu evde yok, saat ikiden sonra gel!"
Temel cuma gunu olunca dogruca Dursun' un evine gitmis, 50 milyonu verip
dogruca yatak odasina Bir kac saat sonra Temel gitmis.
Dursun eve saat alti gibi gelmis ve sormus, "Bugun ogleden sonra Temel
buraya ugradi mi?" Fadime hafiften sesi titreyerek, "Evet bir kac dakikaligina
ugradi." "Peki sana 50 milyon verdi mi?" Fadime, Dursun' un anladigini dusunerek
basi onde, "Evet verdi" demis.
Dursun, "Cok iyi, cok iyi! Bu sabah bana ugradi da, acil bir isi icin 50
milyon lazimmis, ogleden sonra sizin oradan gecerken eve birakirim dedi, bak ne
durust cocukmus gordun mu!"
BALIK
Adam balık tutuyor. Bir elinde olta öbür eli ise bir taşı tutmuş vaziyette
havada. Kadın yanına yaklaşıyor ve soruyor.
- Oltayı anladımda bu taşı neden böyle tutuyorsunuz.
Adam:
- Bir şartla söylerim diyor. !!!!
- Nedir?
- Benimle yatarsan !!!
Sartı duyan kadın kızıp gidiyor ama merakını yenemiyor tekrar dönüp
geliyor. Peki diyor şartını yerine getirelim ondan sonra söyle bu taşı neden
böyle tutuyorsun. Sart yerine geldikten sonra adam taşı neden öyle havada
tuttuğunu açıklıyor.
- Bu oltaya sabahtan beri hiç balık vurmadı. Ama sen bu taşa düşen üçüncü
kadınsın
SPERM TESTİ
Bir gün 75 yasinda bir ihtiyar sperm testi yaptirmak icin doktora gider.
Doktor adama bir kavanoz verir ve:
- Bunu doldurup yarin bana getirin, der. Ertesi gun ihtiyar kavanozu
getirip doktora verir. Doktor kavanoza bakar ve bos oldugunu görür ve sebebini
sorar. Ihtiyar anlatmaya baslar:
- Doktor bey, dun gece sag elimle denedim olmadi, sol elimle denedim gene
olmadi. Karimi cagirdim, o da sag ve sol elleriyle denedi, agziyla denedi, Ünce
disini cikararak, sonra disini takarak denedi gene olmadi. Baktik olacak gibi
degil komsunun karisini cagirdik o da iki elini ve agzini denedi gene olmadi,
deyince doktor kendini tutamamis:
- Naaptiniz, komsunun karisini da mi cagirdiniz, diye sormus.
Ihtiyar da:
- Napalim, acamadik su lanet kavanozu bir turlu
Amerika'ya gezmeye giden Papa, otelde sıkılmış ve şoföründen anahtarı alıp,
limuziniyle dolaşmaya başlamış. Bir ara kırmızı ışıkta geçince polis durdurmuş.
Memur bir bakmış ki arabayı Papa kullanıyor. Hemen telsizden âmirini aramış.
- Âmirim çok mühim birisini durdurdum, ne yapayım?
- Bill Gates'i mi?
- Hayır.
- Clinton'ı mı?
- Daha mühim...
- Daha mühim kim var?
- Valla âmirim, bilmiyorum ama, şoförlüğünü Papa yapıyor.
BABA ÖLÜR
Birkac yillik evli ciftin bir bebekleri olur.. ancak gunler haftalar
gectikce bebegin cok farkli ve insanustu yetenekleri oldugu ortaya cikar..
1 yasina geldiginde yetiskin gibi konusur, 2 yasinda akliniza gelen her
dilde okuyup yazmaya baslar,3 yasinda ileri matematik profesorleriyle tartismaya
oturur, ve 4 yasinda gelecekle ilgili inanilmaz tahminlerde bulunmaya
baslar...der ki:
"Tam 1 yil sonra bugun ben olecegim... ben oldukten 2 yil sonra annem
olecek.. annem oldukten 1 yil sonra babam olecek..." Ve kesinlikle..
bir yil sonra bebek ölür... baba cok uyanik oldugu icin karisini hemen
milyarlar degerinde sigortalatir... ve 2 yil sonra da anne ölür.... ve baba 1
yillik omrunun kaldiginin farkinda, karisinin sigortasindan kazandigi
milyarlarla evlere, arabalara, seyahatlere ve birbirinden guzel kadinlara
yatirim yapar... ve olumune 1 gun kala son parasiyla bir dansci kiz kiralar,once
superlux villanin havuzunda eglence, sonra yatakodasinda zevk dolu bir gece.. ve
adam hersey bittiginde gozlerini kapatir ve "vay be yarin ölmüs olucam.. ama ne
hayat gecirdim, herseyi yaptim dolu dolu yasadim herseyi.. helal olsun bana"
diye keyifle uykuya dalar.. Ama o da ne...... sabah bir de gozlerini acar ki
hala yasiyor..!!!!!!
Yatakta saskinlik icinde bakinirken geceyi beraber gecirdigi dansci kiz
ciglik cigliga kosarak iceri girer...
"HEMEN ASAGI GELIN NOLUR.. KAHYANIZ SALONDA BOYLU BOYUNCA UZANMIS
YATIYOR... GALIBA ÖLMÜS!!!!"
DAVAYI KAYBEDECEĞİZ
12 yasinda bir cocuk bir kadina tecavuz etmekten yargilaniyormus. Ustelik
cocugun avukati da bayanmis.
Mahkemede bayan avukat, cocugun pipisini disari cikarip eline almis ve
sallayarak :
- Hakim bey, bu cocuk bu ufacik pipisiyle bu kadina nasil tecavuz edebilir?
Tam bu sirada cocuk avukatin kulagina egilerek fisildamis :
- Avukat hanim biraz daha sallarsaniz davayi kaybedicez!
EN DEĞERLİ MADEN
Ögretmen sinifta madenleri ve ne kadar degerli olduklarini anlatiyormus.
Dersin bitiminde çocuklara sormus:
- "Çocuklar! Kim hangi madene sahip olmak ister?"
Önce David cevap vermis:
- "Platin, ögretmenim. Onunla kendime bir Porsche alirdim."
Ardindan Mike cevaplamis:
- "Altin, ögretmenim. Altinlarimla kendime sonmodel bir Cadillac alirdim."
En son Küçük Joe yanitlamis:
-"Silikon, ögretmenim. Ablamda iki tane var, kapinin önündeki arabalari
hayal bile edemezsiniz!..."
KURUSUN DİYE ASTIM
Jim ile Mary akil hastanesinde iki hastadir. Birgun hastanenin yuzme
havuzunun etrafinda dolasirken Jim aniden suya atlayip en dibe batar. Bunu goren
Mary hemen ardindan atlar ve dibe kadar yuzup Jim'i kurtarir. Tabii Mary'nin bu
kahramanca davranisi hastanede olay olur. Bunu duyan bashekim de Mary'nin artik
iyilestigini dusunup, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. Islemler
yapilir, belgeler cikartilir, Bashekim ayni gun Mary'nin yanina gider:
- Mary, sana bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi haberim, yaptigin
kahramanca davranistan oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece
hastanemizden taburcu oluyorsun. Kotu habere gelince, kurtardigin hasta, Jim,
intihar etmis. Az once odasinin banyosunda kendisini asmis bulundu.
Mary gayet sakin yanit verir:
- O intihar falan etmedi ki. Ben onu astim kurusun diye.
SARIŞIN
Temel ile Cemal bir gece kulübünde içki içmektedirler, Temel, Cemal'e barda
oturan güzel sarisini gostererek, "Cemal ben kariyi tavlarim" demis. Ve kalkmis
sarisin bayanin yanina gitmis.
Sarisin bayana "Birlikte bir icki icebilir miyiz" demis.
Kadin, "BMW araban varmi?" diye sormus,
Temel, "Yoktur"
Kadin, "Karadeniz'de iki katli, genis bahcesi olan bir villan varmi?" diye
sormus,
Temel, "Yoktur"
Kadin, "Senin bankada yüksek meblagli bir hesabinda yoktur" demis.
Temel, "Yoktur"
Kadin, "O zaman çek arabani" der, ve Temel Cemal'in yanina gider,
Temel, "Ula Cemal benim Limuzini sana versem senin BMV'yi bana verir misin"
Cemal, "Veririm"
Temel, "Acaba benim bankaya gitsem bana bir hesap acarlar mi?"
Cemal, "Acarlar"
Temel, "Bunlari hallettikte, acaba babama Karadenizdeki villanin ücüncü
katini nasil yiktiracagiz?"
KADIN - ERKEK
Iki araba birbirlerine yaklasiyolardi... Birinin içinde bi adam digerinde
bi kadin... Tam yanyana geldiklerinde adam cami açip kadina "DOMUZ!!!" diye
bagirdı ve konusmasina devam edecekken kadin çok sinirlendi ve o da cami açip
adama"HAYVAN!!!" diye cevap verdi...ve arabalar yollarina devam ettiler...
Kadin tam viraji dönmüstü ki yolun ortasinda duran kocaman bir DOMUZ'a
çarpti... Bu hikayeden çikarilacak sonuç :
- kadinlar dinlemeyi bi ögrenebilseler...
SEX
Temel Amerikaya gelir ucaktan iner passaport olayi filan falan immigration
office alirlar bunu Memur sorar
- What's your name Sir?
-Temel
-Surname?
-Kaya
-Sex?
Temel gayet sakin cevaplar
- 3 times a week
Memur sasirir ve olayi toparlamaya calisir...
- Sir you understood me wrong..I mean male? or female?
Temel yine hic beklemden cevaplar
- Doesn't matter
BOYANIR
Tanri once yer kuresini yaratir.Bakar ve der:
- Guzel
Sonra atmosferi yaratir. Kenardan bakar ve yine:
- Guzel
Daha sonra topraklari, daglari ve denizleri yaratir. Bakar ve der :
- Guzel
Erkegi yaratir, bir bastan sona seyreder :
- Guzel
Sonra kadini yaratir ve bir hayli baktiktan sonra der:
- Onemli degil, boyanir...
AGOP'LA HAYKANUS
Agop'la karisi Haykanus kahvalti ediyorlarmis.
Haykanus sormus:
- Sular akmoor Agop, bir bakarsin degil mi?
- Nereden cikarirsin simdi Haykanus, ben muslukcu ?
- Peki havagazini kontrol etsen.
- Canim, ben tesisatci?
- Agop, elektrik dugmesi de bozulmus
- Yeter artik Haykanus...
Agop aksam eve geldiginde bir bakmis ki butun aksakliklar onarilmis.
Merakla sormus Haykanus 'a:
- Canim karim, kime yaptirdin bunlari?
- Kirkor 'a rica ettim beni kirmadi.
- Ne?... Kirkor mu? O dunyanin en kotu adamidir. Karsiliksiz bir sey
yapmaz.
- Evet bana " ya benimle yatacaksin ya da cikolatali pasta yapacaksin" dedi
- Guzel...Pastayi yaptin degil mi?
- Ah Agop, nereden cikarirsin bunu? Ben pastaci...
EVLİLİK
Yeni evli genc cift, dugun gecesi balayi suitlerine cikmişlar.. yataga
girmek icin hazirlanirken genc adam pantalonunu cikarip kadinin onune ativermiş:
- şunu bi giysene....?
Kadin giymeye calişmiş ama pantalon kadina en az 2 beden buyuk, tabi
giyememiş..
- "olmuyor işte, ben senin pantalonunu nasil giyeyim..." demiş...
Bunun uzerine adam siritmiş:
- "Evvet işte anlaman gereken budur karicim,
sen benim pantalonumu giyemezsin ve benim yerime evin reisi olamazsin."
Kadin bunun uzerine adama bakmiş bakmiş, sonra cikarmiş kulodunu adamin
suratina firlatmiş:
- "Sen şunu bi giysene."
Adam kadinin minicik kulodunu giymeye calişmiş ama dizlerine kadar bile
çekememiş, "ben bunun icine giremem" diye soylenmiş.
Bunun uzerine kadin
- "evvet işte anlaman gereken budur kocaciim, giremezsin." demiş "ve az
onceki tavrin degişene kadar da hayatta giremeyeceksin."
Temel tatil için gittiği sahil kentinde, sabah erkenden kalkar ve plaj
kumsalında yürümeye başlar. Bu esnada bir çift de sabah sporu için plaja
gelmiştir. Kadın sabah güneşinden yararlanmak için kumsalda güneşlenirken, eşi
de hemen yanında şınav çekmektedir.
Temel bu manzarayı görür ve şöyle der:
- "Ula kerize bak, kari altindan kaçmiş haberi yok..!"
GÜMRÜK
Trabzonla Rize arasında bir zamanlar gümrük varmış. Temel hergün bisiklet
ve önünde bir kum torbasıyla gümrükten geçermiş. Bir gün Gümrük Memuru bu
durumdan kuşkulanmış. Temel'e :
- Dur. Ne geçiriyorsun gümrükten, demiş. Temel :
- Kum, demiş.
Memur kum torbasına elini sokmuş karıştırmış gerçekten sadece kum varmış
torbada. Bu olaydan sonra Temel yıllarca gümrükten bisikletle önünde kum torbası
olduğu halde geçmiş. Yıllar sonra Trabzonda bir kahvede Temelle Gümrük Memuru
karşılaşmış.
Gümrük Memuru :
- Ula Temel artık emekli oldum sana birşey yapamam gerçekten ne
geçiriyordun gümrükten?, demiş.
Temel:
- Bisiklet, demiş
EVDEKİ KUZİ
Bir inşaata amele alınacaktır. Alınacak elemanları kalfa Cemal'in seçmesi
istenir. Adaylar kalabalıktır. Bu durumda Cemal sınav yapmaya karar verir.
- Pize 1 kisi lazımdur. Pu nedenle sizu imtihan edeceğum. Bir ara gözü
Temel'e ilişir. Burnundan tanımıştır. Hemşehrisini işe almak ister. Önce
Temeli sınava alır ve sorar.
- Hemşerum söyle baa bakalum.. Sana 3 kuzu verdum, sonra 2 kuzu daha verdum
kaç kuzu oldi?
- 6 tane oldi. Cemal biraz bozulur ama çaktırmaz.
- Tabi bu soru biraz zor oldu piraz taha kolayini sorayum.
- Sana 2 kuzu verdum, sonra 1 tane taha verdum kaç kuzi oldi ?
- Tört kuzi oldi. Cemal sinirlenir, Ama hemsehrisinide işe almak ister.
- Peçi 1 kuzi verdim, sonra bir kuzi taha verdum kaç etti ?
- Üç etti. Bunun üzerine Cemal iki tokat çakar ve tekrar sorar.
- Pir kuzi verdum, kaç kuzin oldi?
- İçi tane. Cemal iyice sinirlenir ve Temeli iyice döver.
- Ulan hemşeru teyup işe almak istedum, sende tam salakmişsun. Ula sağa pir
kuzi vermişsem pir kuzin olur anladun mi?
- Olir mi, der Temel.
- Penum evde bir kuzi de kendumin var.
SAAT
Yakısıklı bir genç ve yaslı bir Yahudi uzun bir tren yolculugunda aynı
kompartımanı paylasırlar. Ihtiyar biner binmez, genç adam saati sorar,ancak
yanıt almaz. Tüm gece süren yolculuk boyunca da hiç konusmazlar. Ertesi sabah,
varıs¸ istasyonuna gelmeden önce, ihtiyar
- "Simdi saat 8.30 oldu!" der.
Genç, saskınlıkla
-"Niye ancak simdi cevap verdiniz ki?" diye sorar.
- "Bakınız, genç adam: Size dün aksam saati söylemis olsaydım,sohbete
baslayacaktık. Bana muhtemelen, benim de gittigim kente yolculuk ettiginizi ve
belki de oraya ilk kez gittiginizi söyleyecektiniz. Ben de,iyi bir insan oldugum
için, sizi evime davet edecektim. Orada kızım ile tanısacaktınız. Çok güzel bir
kız oldugu için, onu kesinlikle begenecektiniz. Eh, siz de çirkin sayılmazsınız
- o da sizi begenecekti.Kuvvetle ihtimaldir ki,bu is evlilige kadar gidecekti.
Ben de düsündüm:Saati bile olmayan meteliksiz bir damatla, benim ne isim var?!?"
ŞEF NE DERSE O OLUR
Teksasta haydutluk eğitimi gören bir öğrenciyi azılı haydutların yanına
staja verirler. İlk ders olarak bir posta arabası soyulacaktır. Araba
durdurulur; Şef haydut:
- "Herkesi indirin arabadan" der.
Bu sırada stajer arabada yaşlı bir ninenin oturmakta olduğunu farkeder ve
- "Nine otursun bari" der.
Haydutlar hep bir ağızdan
- "Sen karışma, şef ne derse o olur" derler.
Bu sefer şef;
- "Bütün paralarını alın" der.
Stajer yine atlar:
- "Yaşlı nineninkileri de mi?" diye sorar.
Haydutlar yine hep bir ağızdan
- "Sen sus, şef ne derse o olur" derler.
Bütün paralar alınmıştır. Şef atına biner adamlarına döner ve
- "Bütün kadınlara tecavüz edin" der.
Tam stajer konuşacakken nine atılır:
- "Sen sus, şef ne derse o olur"
GURUR KAZAZEDESİ
Temel bir arkadasindan cok iyi tuyo veren bir adamin adini ogrenir.
Hemen kosar;
- " Bugun yapilacak yarista hangilerine oynamaliyim" der.
Adam soyle bir bakar;
- " Sen kac yasindasin?" diye sorar.
- " 28 " der Temel. Adam da;
- " Tamam, git 2 ve 8' e oyna."
Gercekten adamin verdigi tuyo yarislar sonunda tutmustur. Temel ikinci
hafta yine gider. Yine soru aynidir.
Adam:
- "Sen kac kilosun? " der.
Temel " 76 kiloyum." deyince;
- " Bu hafta da git 7 ve 6' ya oyna." der.
Bu yarisin sonuclarini da adam dogru tahmin etmistir. Arkadaslari da
saskinlik icinde izlemektedirler. Bu kez Temel neyi var neyi yok satar.
Parasini cebine koyar, yine ayni adamin yolunu tutar.
Adam bu kez
- " Senin ....şeyin... uzunluğu ne kadar? der.
Temel saskinlik icinde
- " 25 cm. " deyince adam da
- "Bu sefer de 2 ve 5'e oynayacaksin" der.
Arkadaslari yarisin sonuclarini cok merak etmektedirler.
Ertesi gun hemen Temel' in yanina kosarlar ki bir bakarlar Temel' in yuzu
cok kotudur. Hemen sorarlar ne oldu diye.
Temel' in verdigi yanit ise sudur:
- " Gururumun kurbani oldum. 1 ve 3 kazandi."
FURDİK ONİ
Babam öldü, demis Temel.
ilyas sormus:
- Neden öldü?
- Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü.
- Eyvah parçalandi mi?
- Yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip karsi
apartmana yöneldi.
- Apartmana mi çarpti, nasil oldu?
- Yok, karsi apartmanin balkonunda çamasirlar asili idi.Çamasir ipine vurup
fabrikanin bahçesine düstü.
- Orada mi öldü?
- Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yaylarin üzerine düsüp
havalandi yeniden...
- Peki sonra?
- Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de furdik oni..
AKILLI İNSAN
Bir bilgeye sormuşlar :
''Bir insanın zekasını nereden analarsınız?''
''Konuşmasından ''diye cevap vermiş.
''Ya hiç konuşmazsa ? '' demişler;
''O kadar akıllı insan yoktur ki....''
BEŞİNCİ KAT
Tatile cikmis bir grup kiz arkadas, bes yildizli bir otelin onunden
gecerken bir an duraklarlar. Otelin kapisinda;
"Yalnizca bayanlar icin..." yazan bir afis asilidir. Yanlarinda esleri ya
da erkek arkadaslari olmadigi icin, bu otelde konaklamaya karar verirler.
Resepsiyondaki akillara ziyan derecede yakisikli genc, bayanlara otelin
"usulleri" uzerine kucuk bir brifing verir:
"Otelimiz bes katlidir. Teker teker katlari cikin. Arzunuza hitap eden
katta kalabilirsiniz. Hangi katta ne oldugunu aciklayan kucuk tabelalar size
yardimci olacaktir. Yalniz dikkat edin, bir kez ust kata ciktiniz mi, bir daha
bir alt kata inemezsiniz.
Bizimkilerin icini bir heyecan kaplar. Bu epey ilginc bir tatil olacaga
benziyordur. Hemen merdivenlere davranirlar.Birinci kattaki tabelada;
"Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu ve vasat tiplidir," yazmaktadir.
Hep birlikte burun kivirip, ikinci kata dogru hamle ederler. Buradaki
tabela da cok parlak seyler vaad etmez:
"Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu ve yakisiklidir."
Kadinlar elbette ki buna da bir omuz silkerler. Ucuncu kata geldiklerinde
gozlerine uzerinde;
"Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve vasat gorunumludur," yazan
tabela carpar..
"Dogal olarak" dorduncu katta sanslarini dememeye karar verirler.
Nihayet karsilarina;
"Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve yakisiklidir," yazan ilan cikar.
Kadinlar, hormonlari bedenine dar gelen ergen kizlarin coskusuyla bagirisir ve
birbirlerine sarilirlar.
Fakat yine de o galeyan icinde, hala yukarida bir kat daha kalmis oldugunu
hatirlarlar. Kisa ama yogun bir istisare sonucu, son katta sanslarini denemeye
karar verirler. Oyle ya, sonucta her ciktiklari kat, bir oncekinden daha iyi bir
"cesit" vaad etmektedir.
Heyecanla besinci ve sonuncu kata tirmanirlar. "Zirve"deki tabelada
yazanlari dehset icinde okurlar:
"Burada erkek falan yok. Bu kat, yalnizca kadinlari memnun etmenin bir yolu
olmadigini kanitlamak amaciyla insa edilmistir..."
YANLIŞ TARAF
Vahsi Batida bir gun, bardan iceri izbandot gibi cift tabancali bir kovboy
girer. Herkesin saskin bakislari arasinda son derece hizli bir hareketle iki
tabancayi da cekip havaya birer el ates eder ve bagirir:
-Sag tarafimdakiler o.. cocugu, sol tarafimdakiler pe.... Var mi lan
itirazi olan? Varsa kalksin ayaga!
Temel, hemen ayaga kalkar, kovboy derhal tabancalari adama dogrultur:
- Hey, senin itirazin var galiba!
- Yok be abicum, ha pen yanlis tarafa oturmisum da...
Delikanli sevgilisini aksam eve birakir.Evin önünde masum bir fisiltidan
sonra ateslenir.Bir elini duvara dayiyarak
- "Beni bir öpermisin"..
Kiz:
- "Delimisin evin önünde annemler görür" der..
Erkek:
"Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni cok seviyorum..."
Kiz:
"Ben de seni ama olmaz..."
Erkek cok atesli tabi devamli israr eder.. bir ara aniden merdivenlerin
isigi yanar ve kizin kücük kiz kardesi belirir.
Kücük kiz:
- " Babam diyor ki öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmisim, o da olmazsa
kendisi gelecekmis ama o hayvan oglu hayvana söyle elini diyafon dügmesinden
ceksin dedi"
ARABAM DIŞARIDA
Temel kırtasiye'ye girmiş, tezgahtara :
-Pana pir roman lazum, demiş.
Kırtasiye tezgahtarı sormuş :
-Efendim agır mı olsun hafif mi?
Temel :
-Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur.
ANLAMLI ANLAMLI
Karadenizlinin biri hemşerisine anlatıyor :
-Dün belediye otobüsüne bindim; yan koltuktaki adam bilet almamışım gibi
bana anlamlı anlamlı baktı.
-Sen ne yaptın?
-Bende bilet almışım gibi anlamlı anlamlı ona baktım.
YUMURTA KİMİN
İskoçyalı'nın tavuğu İngiliz'in bahçesine yumurtlamış.
Biri "Tavuk benim, yumurta da benimdir" diyor.
Diğeri "Benim bahçem, yumurta da benimdir."
En sonunda İskoç "Bu böyle sürer gider. En iyisi birbirimize birer tekme
atalım.
Yerde en kısa süre kalan yumurtayı alsın" diyor. İngiliz de kabul ediyor.
İskoç'un önce tekme atmasına karar veriyorlar. İskoç en ağır postallarını
giyip geliyor.
İyice bir abanıp İngiliz'in bacaklarının arasına bir tekme atıyor.
İngiliz yarım saat sonra ancak kalkabiliyor. İngiliz tam tekmeyi atmak için
hazırlanıyorken,
İskoç yumurtayı uzatıyor: "Al senin olsun, bir yumurta için değmez."
OTEL
Tatile cikmis bir grup kiz arkadas, bes yildizli bir otelin onunden
gecerken bir an duraklarlar. Otelin kapisinda; "Yalnizca bayanlar icin..." yazan
bir afis asilidir. Yanlarinda esleri ya da erkek arkadaslari olmadigi icin, bu
otelde konaklamaya karar verirler.
Resepsiyondaki akillara ziyan derecede yakisikli genc, bayanlara otelin
"usulleri" uzerine kucuk bir brifing verir: "Otelimiz bes katlidir. Teker teker
katlari cikin. Arzunuza hitap eden katta kalabilirsiniz. Hangi katta ne oldugunu
aciklayan kucuk tabelalar size yardimci olacaktir.
Yalniz dikkat edin, bir kez ust kata ciktiniz mi, bir daha bir alt kata
inemezsiniz.Mukemmel adamin pesinde...Bizimkilerin icini bir heyecan kaplar.
Bu epey ilginc bir tatil olacaga benziyordur. Hemen merdivenlere
davranirlar.Birinci kattaki tabelada; "Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu ve
vasat tiplidir," yazmaktadir.
Hep birlikte burun kivirip, ikinci kata dogru hamle ederler. Buradaki
tabela da cok parlak seyler vaad etmez: "Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu
ve yakisiklidir."
Kadinlar elbette ki buna da bir omuz silkerler. Ucuncu kata geldiklerinde
gozlerine uzerinde; "Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve vasat
gorunumludur," yazan tabela carpar... "Dogal olarak" dorduncu katta sanslarini
dememeye karar verirler.
Nihayet karsilarina; "Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve
yakisiklidir," yazan ilan cikar. Kadinlar, hormonlari bedenine dar gelen ergen
kizlarin coskusuyla bagirisir ve birbirlerine sarilirlar. Fakat yine de o
galeyan icinde, hala yukarida bir kat daha kalmis oldugunu hatirlarlar... Kisa
ama yogun bir istisare sonucu, son katta sanslarini denemeye karar verirler.
Oyle ya, sonucta her ciktiklari kat, bir oncekinden daha iyi bir "cesit"
vaad etmektedir. Heyecanla besinci ve sonuncu kata tirmanirlar.
"Zirve"deki tabelada yazanlari dehset icinde okurlar: "Burada erkek falan
yok. Bu kat, yalnizca kadinlari memnun etmenin bir yolu olmadigini kanitlamak
amaciyla insa edilmistir..."
ZAMPARA TEMEL
Temel çok güzel bir kadini gözüne kestirmis. Kizin pesinde ve bir taraftan
da nasil kizi ayartirim diye düsünüyor.
Klasik tavlama usüllerinden biri geliyor aklina ve birden kadina dönüp :
- Hadi bize gidelum saga pul kolleksiyonumu cöstereyim.
Kadin sasirir fakat bozuntuya vermez:
- Peki ya begenmezsem
- O zaman ciyinur cidersun.
FESAT
Klas bir kiz kolejinde biyoloji ogretmenligi yapan Bay Perkins
sinifta sorar:
- Bayan Smythe, lutfen insan vucudunda uygun sartlarda gercek buyuklugunun
6 katina ulasan organin ismini ve bu sartlari soyler misiniz?
Bayan Smythe soruya bozulur ve sogukca:
- Bay Perkins, bu sanirim bana sorulacak uygun bir soru degil. Ailemin
bundan haberdar olacagindan emin olabilirsiniz.
der ve kipkirmizi bir suratla yerine oturur.
Bay Perkins, istifini bozmadan ayni soruyu Bayan Johnson'a yoneltir.
Bayan Johnson sukunetle cevap verir:
- Los isikta goz bebegi.
Bay Perkins:
- Dogru! Ve Bayan Smythe size soyleyecek 3 seyim var.Birincisi; dersinize
calismamissiniz. Ikincisi; akliniz fikriniz kotu seylerde.Ucuncusu; birgun cok
buyuk bir hayal kirikligi ile karsi karsiya kalacaksiniz.....
İYİ Kİ JİNEKOLOG DEĞİLİM
Fevkalade sosyetik bir kokteyl.
Dr. Gurel smokinleri icinde iki kat yakisikli. Agzindan da bal akiyor ya.
Etrafi her zamanki gibi genc ve guzel hanimlarla cevrili..
Bunlardan biri "Ah doktor, disim oyle agriyor ki gunlerdir" demis.. Sonra
yakalamis doktorun elini.. Agzina dogru cekmis.. Cekmekle de kalmamis.. Sokmus
doktorun parmagini agzina.. Sol tarafa kaydirmis. Isaret parmagini azi disine
dogru zorla uzatiyor.
- Iste burasi.. Tam burasi.. Oyle agriyor ki?..
Doktor parmagini kadinin agzindan kurtarmaya calisirken soyleniyor?..
- Hanimefendi, iyi ki jinekolog degilim..
LAZ KOMANDOLAR
Çogunlugunu lazlarin teskil ettigi komando bölügü 10 gündür ormanda,
çamurda, aç susuz pislik içinde egitim yapmaktadir.
11.nci gün komutan çavus Dursun'u çagirdi "çavus,10 gündür bölük gayet iyi
bir performans gösterdi bizde onlari ödüllendirelim, bugün çamasir
degistirebilirler artik.."
"Basüstüne Komitanum."
Dursun çavus bir heves kosarak bölügü toplar "sizlere çok sevinecegunuz bir
haber cetirdum.. komitan izin verdi bugün erat çamasir degistirecek, siraya
geçin degistirun.
Temel sen Idrisle.....Ismail sen Kemalla.... Sadik sen Cemalla
NE DİYOR
Yasli Alman cift Türkiye'den tatilden donuyorlarmis, otelden cikarak bir
taksiye binmisler ve tutmuslar havaalani yolunu. Bu sirada taksi soförü sormus,
"Hangi ülkeye gidiyorsunuz?" diye...
Ihtiyar adam, "Almanya'ya" demis.Ihtiyar kadinin da kulaklari pek duymuyor
tabii kocasina, "Ne diyoor?" diye sormus. Adam da, "nereye gittigimizi soruyo
da" demis...
Biraz yol aldiktan sonra taksi soförü tekrar, "Almanya'nin hangi sehrine?"
demis... Ihtiyar adam da "Hamburg" demis...
Ihtiyar kadin yine, "Ne diyooor?" diye sormus, adam; "Hangi sehirde
kaldigimizi soruyor" demis...
Taksi soförü, "Ben" demis "Hayatimin en kötü seksini Hamburg'ta (Sao
Paulo'da) yaptim!"...
Sagir kadin yine sormus, "Ne diyooorrr?"
Ihtiyar adam da demis; "Seni tanidigini söylüyooorrr!.."
Dort kisilik avci grubu, tecrubeli avci Temel'in onderliginde
ilerlemektedir.
Karsilarina kucuk bir delik cikar.
Temel: -yatin yere, tavsan deligi !
Butun avcilar yere yatarlar. Gercekten bir muddet sonra delikten tavsan
cikar. Avcilar hemen vururlar. Tekrar yurumeye baslarlar.
Bir sure sonra buyukce bir delik cikar.
Temel : -Yatin yere, tilki deligi !
Yatarlar. Biraz sonra tilki cikar, onu da vururlar. Tekrar yola duserler.
Bu defa daha buyuk bir delik cikar.
Temel : -Yatin yere, ayi ini !
Yere yatarlar ve cikan ayiyi vururlar. Iyice keyiflenen avcilar yurumeye
devam ederler.
Kisa bir zaman sonra kocaman bir deligin basinda dururlar. Acemiler hep
birden Temel'e bakar.
Temel : -Usaklar ne cikacagini bilmiyorum. Ama yatin yere, ne cikarsa
bahtimiza!
Ertesi gun gazetelerde :
"Dort avci tren altinda can verdi..."
AMİN
Cok iyi giyimli bir is adami Vatikan'a gelir papayla gorusmek istedigini
soyler. Kendisini bir Kardinal'e gotururler. Adam israr eder.
- Sizinle degil, dogrudan Papa ile ve yalniz gorusmek istiyorum.
Sonunda adami Papa'nin huzuruna cikarirlar. Ama adamin ne istedigini merak
eden Kardinaller kapinin disinda kulak kesilmis iceriyi dinlemektedirler.
Iceride sesler yukselmistir.
Adam : - 1 milyar dolar.
Papa : - Olmaz
- 2 milyar dolar.
- Hayir.
- 5 milyar dolar.
- Hayir.
Adam kapiyi carpar, hisimla uzaklasirken Kardinaller iceri kosusur.
- Sayin Papa hazretleri, 5 milyar dolar muazzam bir para. Dusunun bu para
ile kac katedral, kac kilise yapilir, dunya uzerine kac misyoner gonderilirdi.
Parayi nicin kabul etmediniz ?
- Ne yani ? Her duadan sonra Amin yerine Coca Cola mi deseydik ?
MÜHENDİS ZEKASI
Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına
çarptırılmışlardır. Sıra öncelikle papazdadır. İnfaz memuru papaza sorar:
"İnfaz edilirken yukarı mı aşağı mı bakmayı tercih edersin?"
Papaz cevap verir:
"Yukarı bakmak isterim. En azından ölürken yüzüm tanrıya dönük olur."
Papazın isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve
bırakılır. Bıçağın hızı kesilir kesilir ve tam papazın boynuna santimetreler
kala duruverir.
Bu tanrıdan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır. Sıra
sarhoşa gelmiştir. Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini söyler.
Aynı şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur.
Bu da tanrının bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır.
En son sıra mühendistedir. Mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini
belirtir. Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır:
"Durun bir dakika, bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım."
KONUŞMAMAK
Kizilderinin teki kecilerini otlatiyormus. Derken bir cow-boy gelmis ve
sormus:
- Senin kopegin mi?
- O kopek benim olmak!
- Onunla konusabilir miyim?
- Kopek konusamamak! Cow-boy kopege yaklasir.
- Nasilsin?
- Fena degil! (Kizilderili saskin...)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana iyi davraniyor mu?
- Evet, cok iyi. Gunde iki kez tuvalet icin dolastiriyor, bana yemek
veriyor ve benimle oynuyor. (Kizilderili bu arada kafayi yemektedir)
Cow-Boy kizilderiliye sorar.
- Senin atin mi?
- O at benim olmak!
- Onunla konusabilir miyim?
- At konusamamak! Cow-boy ata yaklasir.
- Nasilsin?
- Fena degil! (Kizilderili daha da saskin...)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana nasil davraniyor?
- Iyi. Bana hergun gerekli yurususleri yaptiriyor, fazla yuk bindirmiyor,
gunde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor, ve icinde yiyecek ve
yataklik olan ufak bir ahir insa ediyor. (Kizilderili ne gozlerine ne de
kulaklarina inanamamaktadir)
Cow-Boy tekrar kizilderilinin yanina gelir.
- Bu Disi Essek senin mi?
- Essek benim olmak, konusmak ama çok yalan soylemek .....
SAKIN OSURMA
Dallas'daki NASA uzay ussunde, us komutani William White, George ve Bob
adindaki astronotlari yanina cagirip, ertesi gun cikacaklari Mars yolculugu
hakkinda son talimatlari verir ve bu zor yolculugun oncesinde uyumak uzere
evlerine gitmelerini soyler. Her iki astronot da,talimata uyup evlerine
giderler. George tam uyumak üzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur.
- "Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?"
- "Henuz degil."
- "Ben cok heyecanliyim. Uyku tutmadi. Sana da uyarsa, benimle birlikte
icmeye ne dersin? Uzun sure icki icemiyecegiz..."
- "Ok."
Bir saat sonra George ve Bob bulusurlar, bir bara girip icki Soylerler.
Barmen tam ickiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar.
- "Hey men. Sizi tanidim. Yarin Mars'a gidecek astronotlarsiniz. Size icki
verdigim ortaya cikarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayin."
George ve Bob barmenle tartismalarina ragmen o barda icki icemezler. Baska
barlarda sanslarini denerler; ama TV programlarini surekli izleyen barmenler
onlari her seferinde tanirlar ve icki vermeyi reddederler. Marketlerde
kapalidir. Tam eve donmeye karar verdiklerinde Bob'un aklina bir fikir gelir.
- "Yahu George, bizim uzay roketine koyduklari yakitin kokusunu hatirliyor
musun. Ayni viski gibiydi. Istiyorsan ondan icelim."
Birlikte uzay ussune girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakit tankinin
yanina gelirler. Kimse suphelenmez. George ve Bob yakit tankindan aldiklari
yakittan birer kadeh icerler; sonra da evlerine giderler. George tam uyumak
uzereyken telefon calar. Arayan yine Bob'dur.
- "Alo George. Yine ben. Rahatsiz ettim ama kusura bakma. Sana bir sey
sormak istiyorum. Karnin agriyor mu?"
- "Evet Bob. Hem de cok."
- "Peki. O zaman sakin osurayim deme. Ben seni TOKYO'dan ariyorum."
KİM HIZLI KOŞAR?
Iki rahibe varmis biri matematikçi biri mantikli.. Bunlar bir aksam
karanlikta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantikliya dönerek;
- "Yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklasiyor
su anda aradaki mesafe
50 metre" der.
Bunun üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli açiklamasi olabilecegini
ve adamin kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri gerektigini
belirtir.
Rahibeler daha hizli yürümeye baslarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe:
- "Adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su anda
30 metre
arkamizda... O zaman mantik olarak kosmamiz gerekir."
Rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe
- "O da kosuyor ve arayi kapatiyor su anda mesafe
10 metre...
O zaman mantik olarak bizi yakalayacak birimiz saga digerimiz sola saparak
kiliseye ulasmaya çalisalim en az birimiz kurtulur." ...
Ve matematikçi saga dogru kosmaya mantikli sola dogru kosmaya baslar.
Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulasir ve telas içinde beklemeye
baslar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantikli rahibe gelir.
Matematikçi sorar ;
- "Ne oldu ne yaptin ?"
- "Adam beni takip etti artik mesafe üç-bes adima kadar azalmisti, mantik
olarak daha fazla kosmanin anlami yoktu...
- "Eeee..."
- "Mantik olarak ben durdum adamda durdu."
- "Sonra..."
- "Mantik olarak ben etegimi kaldirdim oda pantolonunu indirdi."
- "Peki daha sonra...."
- "Daha sonra ne olacak etegini kaldirmis bir rahibe pantolonunu indirmis
bir adamdan DAHA HIZLI KOSAR..."
ANCAK GELDİK
Bir gun Cennet'in kapilari siddetle vurulmus:
- Gum Gum Gum !!
Içeriden seslenmisler:
- Kim o?
Disaridan gok gurultusu gibi bir ses:
- Biz Istanbul'u fetheden Fatih'in yigitleriyiz!
Içeriden hos geldiniz diyerek kapilar ardina kadar acilmis ve yigitleri
iceriye buyur etmisler. Her sey çok guzel gidiyormus. Ta ki, 40 yil gecinceye
kadar. Bir gun kapilar yine siddetle calinmis:
- Gum Gum Gum !!!
Içeriden sormuslar:
- Kim o?
Disaridan gok gurultusu gibi bir ses:
- Biz Istanbul'u fetheden Fatih'in yigitleriyiz!
Iceriden hemen cevaplamislar:
- Hadi len! Onlar 40 yil once geldi!
Disaridan yine ses gelmis:
- Biz mehter takimiyiz ancak geldik!!!
ADOLF'UN ÇOCUKLUĞU
20. yüzyilin basinda bir evde kucuk bir cocuk babasina sormus:
- "Baba!, kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günah midir?"
Baba ilgisizce;
- "Günahtir evladim" demis
- "Peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günah midir?"
- "O da gunahtir evladim"
- "Peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunah midir?"
- "Ooofff! o da günahtir evladim"
- " Peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?"
Baba en sonunda dayanamaz:
- "Degildir ulan. oooff bee Adolf , nerden aklina gelir boyle sorular
sormak?!..."
İŞ GÖRÜŞMESİ
Bir firmanin Insan Kaynaklari Müdürü ölür ve göge yükselir. Kapida bir
melek onu karsilar ve söyle der:
- "Size bir sans verecegiz. 24 saat boyunca cehenneme ve 24 saat boyunca da
cennete gideceksiniz. Hangisini daha cok severseniz sonsuza kadar orada kalma
sansiniz olacak."
Insan Kaynaklari Müdürü bu fikri gereksiz bulur:
- "Aslinda ben secimimi coktan yaptim. Bu yola basvurmamiza gerek yok. Ben
cennete gitmek istiyorum."
Melek bunun imkansiz oldugunu söyler:
- "Buranin da bazi kurallari var. Bu nedenle dedigimi yapmaniz gerekir.
Sonra secim sizin."
Müdür caresiz kabul eder. Bir asansöre biner ve yerin yedi kat altina iner.
Bir kapidan iceri girdiginde bir bakar ki, yemyesil bir golf sahasinin üzerinde
ve bütün sevdigi arkadaslari orada. Seytan bile cok sevimli ve ona iyi
davraniyor. Bütün gün golf oynarlar, beraber yemek yiyip icki icerler. Müdür cok
eglenir ve zamanin nasil gectigini anlamaz.
24 saat dolunca asansörle yukari cikar ve cennetin kapisindan iceri girer.
Cennet de güzel ama fazla sakin bir yerdir. Bütün gün bulutlarin üzerinde
harp calip sarki söyler. 24 saat dolunca tekrar melegin karsisina cikar.
Melek sorar:
- "Evet, karariniz nedir?"
Müdür cevap verir:
- "Bunu söyleyecegimi hic sanmazdim ama cehennemde daha iyi vakit gecirdim
oraya gitmek istiyorum. "
Bunun üzerine asansörle yerin yedi kat altina iner. Bir de görür ki her yer
cöp dolu, pis bir koku sarmis etrafi. Dün cok eglendigi arkadaslari da cöpleri
topluyor.
Seytana sorar:
- "Dün burasi bir golf sahasiydi, yemek yedik, icki ictik. Bugün ne oldu,
durum neden böyle?"
Seytan cevap verir:
- "Dün senle is görüsmesi yapiyorduk. Bugün artik seni ise aldik..."
HEDİYE
Bir kadinin bir süreligine is seyahati için ingiltereye gitmesi
gerekmektedir. Kadinin kocasi esini havaalanina kadar götürür.
Karisi:
- "Tesekkür ederim kocacigim, senin için ingiltereden ne getirmemi
istersin?"
diye sorar.
Adam güler ve yanitlar:
- "Bir ingiliz kizi istiyorum hayatim..."
Kadin sessiz bir sekilde kocasindan ayrilir ve yola çikar. 2 hafta sonra
adam karisini tekrar hava alanindan almaya gider ve sorar:
- "Hayatim gezin nasildi?"
Karisi:
- "Tesekkür ederim hayatim çok güzeldi."
Adam:
- "Peki hediyem nerde?"
Kadin:
- "Ne hediyesi?"
Adam:
- "Hani bir ingiliz kiz istemistim ya..."
Kadin:
- "Haa hatirladim, evet elimden geleni yaptim, simdi biraz beklememiz lazim
kiz olup olmayacagini görmek için... !!!!"
Elektrik supurgesi saticisi, bir apartman dairesininkapisini calmis, kapiyi
acan bayana:
- "Hanimefendi, bu elimde gormus oldugunuz kovanin icinde at pisligi var!"
demis ve bu bir kova pisligi evin icine dogru savurarak dokuvermis.
Sonra da:
- "Hanimefendi, elimdeki elektrik supurgesi ile 10 dakika icinde bunu
temizleyemezsem, bu boku yiyecegim..!
Kadin saticiya soyle bir bakmis
- "Beyefendi, ustune domates sosu da istermisiniz? Elektrikler kesik de..!"
DON
Sultan en güvendigi adamini Arabistan'a hünkar göndermis. Hünkar,
Arabistan'da gezerken bakmis, araplar entari giyorlar ama alta donlari yok. Bir
rüzgar estimi, manzara felaket!
Haber salmis, altina don giymeyenler kadi huzuruna çikartilip,
hapsedilecek. Aradan günler geçmis Arabin bir tanesi don giymemis ve ilk
rüzgarda olay farkedilmis.
Kadi huzuruna çikartmislar. Kadi sormus;
-"Adin?"
-"Aptülmecit"
-"Baba adin?"
-"Aptülleziz"
-"Evli misin?
-"5 tane karim var!"
-"Kaç çocugun var?
-"Ilkinden 15, ikincisinden 17, üçüncüsünden 16, dördüncüsünden 13,
besincisinden 18 tane."
Kadi kararini vermis ve söylemis:
-"Aptulleziz oglu, Apdülmecit'in, don giymeye vakti olmadigindan beraatine
karar verilmistir!"
YANIKLARI ATMA
Temel ile Dursun Amerika'da itfaiye teskilatina girerler, yangin ihbari
alinir. Çok katli bir binada kreste yangin çikmistir. itfaiyeci merdiveni
çalismaz.
Temel yukari çikar. Dursun asagida kalir. Temel asagida bekleyen Dursun'un
kucagiina çocuklari atmaya baslar. Temel atar, Dursun tutar, kaldirima koyar.
Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk, derken besinci zenci çocukdur.. Temel
birakir, Dursun yakalamak için kollarini açmaz. Çocuk paat yerde.
Tekrar at, tut kenara koy, tut at kenara koy. Temel yine zenci çocuk atar.
Dursun yine tutmaz. Çocuk paat gene yerde..
Dursun yukari bagirir: "Yaniklari atarak vakit kaybetme.."
İki Türk Fransa'ya geyik avına gitmiş. Av da av yani... Deniz uçağıyla bir
krater gölüne inecekler, dağlarda avlanacaklar sonra dönecekler... Şimdi onlara
katılalım...
Pilot: Beyler göle indik, size iyi avlar. Bir hafta sonra tekrar bu göle
sizi almak üzere iniyorum. Ancak şunu peşin peşin söyleyeyim, adam başı bir
geyik taşıma hakkınız var. Deniz uçağı daha fazlasını kaldırmıyor.
Bizimkiler: Tamam, biz zaten seri avı düşünüyor değiliz, asıl kafamız
dağılsın diye buradayız.
Pilot: Harika, iyi avlar. Rastgele!
***
Bir hafta sonra deniz uçağı göle iner... Pilot bir bakar ki... Bizimkilerin
yanında, adam başı iki geyik!
Pilot: Bravo da, adam başı tek geyik demiştik. Bu uçak, bu ağırlığı
taşımaz.
Bizimkiler: Taşır taşır.
Pilot: Taşımaz.
Bizimkiler: Taşır taşır.
Pilot: Beyler bakın! Burası Avrupa Birliği, her şeyin bir kuralı var. Nizam
var intizam var! Dört geyikle binerseniz bu uçak havalanamaz.
Bizimkiler: Havalanır havalanır.
Pilot: Olmaz!
Bizimkiler: Geçen yılki pilot havalandı ama...
Pilot: Havalandı mı? Dört geyikle mi? Buradan mı?
Bizimkiler: Evet tastamam öyle. Geçen yılki pilot, dört geyikle havalandı!
Pilot: Madem o pilot yaptı, ben de yaparım. Hayatımda ilk defa böyle bir
şey yapıyor olacağım ama kanıma girdiniz. Hadi yükleyin geyikleri, binin,
bağlayın kemerlerinizi, kalkalım.
***
Pilot gazı verir... Deniz uçağı göl üzerinde süratlenir... Süratlenir...
Kızaklar sudan kesilir ama uçak bir türlü ağırlığı kaldırıp yükselemez.... Ve
sonuçta burun üstü ormanın içine çakılır, bin parçaya ayrılır. Şans eseri
kimsenin burnu kanamadan herkes kurtulur. Ormanda, yarı baygın, paramparça olmuş
uçağın yanında, bizim avcılardan biri kendine gelir, kafayı kaldırır... Arkadaşı
da gözlerini açmıştır...
Gözlerini açan sorar:
- Len Ahmet, neredeyiz biz?
Bizimki şöyle bir etrafa bakar...
- Hemen hemen.... Geçen yıl düştüğümüz yerin
200 metre kadar gerisinde!
HİTLER
Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi.
- "Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis.
Ingiliz'e sormus
- "Titanik kaç yilinda batti?"
Ingiliz hemen cevap vermis
- "1912" diye.
Hitler göndermis Ilgiliz'i. Fransiz'a sormus bu kez:
- "Titanik'te kaç kisi öldü?"
Fransiz cevap vermis
- "1050".
- "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür birakmis.
Ve Yahudi'ye dönmüs;
- "Say lan isimlerini!"
KALEDE SEN VARSIN
Iki yasli dost 70'li yaslarina gelmis iki adam, bir ömür boyu
birbirlerinin en iyi dostu olmuslardi...
Derken birgün bir tanesi agir hasta oldu.. Ölüm dösegindeyken yaninda yine
en iyi dostu vardi ve ona fisildadi :
- "Bana bir iyilik yap olur mu... Cennete gittikten sonra orda futbol
oynaniyorsa lütfen bir sekilde bana haber ver.."
Öteki
- "Tamam... Bütün hayatim boyunca en iyi dostum sendin, bunu senin için
yapicam.." dedi.
Ve birkaç dakika sonra da adam öldü....
Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadasinin sesini duydu :
- "Dostum..... sana bir iyi bir de kötü haberim var..."
Öteki hemen sordu :
-"Iyi haber nedir?"
- "Cennette futbol oynaniyor....."
- "BU HARIKA...!!! Peki kötü haber nedir???"
- "Yarinki maçta kalede sen varsin..."
CAPKINLARA
John isten cikmadan once karisini evden arar;
Tatlim , patron bir kac arkadasiyla beraber komsu eyaletteki buyuk golde
balik avlamaya gidecek , benimde gelmemi istiyor.
Bu hafta sonunu orada gecirecegiz. Bu benim terfi almam icin iyi bir
firsat. Benim icin yeteri kadar giysi ve olta takim cantami hazirlarmisin?
Direk ofisten cikacagiz ve gecerken evden cantalari alirim. Ha, yeni ipek
mavi pijamamida koymayi unutma.
Karisi biraz iskillenir. Fakatkocasinin istediklerini yapar. Hafta basinda
adam eve gelir, biraz yorgundur ama iyi gozukmektedir.
Karisi onu karsilar ve cok balik tutup tutmadigini sorar.
John: Ha, evet epey balik tuttuk. . Fakat sana soyledigim pijamayi cantaya
koymamissin.
Karisi: Koymustum. Ama Balik olta takim cantasina koymustum.!!!
BİZİM DE DEDEMİZ VAR
Şapka satarak gecinen bir adamin yolu birgun bir ormana duşmuş... bi sure
yurudukten sicaktan ve yorgunluktan bunalmiş, bir agacin altina oturmuş,
Şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş, ve uykuya dalmiş... Birkac saat
sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmiş.. bir de bakmiş ki yanindaki sepet
bomboş, şapkalar gitmiş..!!
Bir de kafasini kaldirip agaca bakmiş ki, agacin dallarinda bi suru maymun,
herburak birinin kafasinda adamin şapkalari.... adam duşunmeye başlamiş:
"Ben şimdi napicam, şapkalari bu maymunlardan nasil alicam...?"..
Duşunceli bi şekilde kafasini kaşirken bi bakmiş maymunlarda adamin
taklidini yapiyolar kafalarini kaşiyolar... adam ellerini havaya kaldirmiş ,
maymunlar da aynisini yapmişlar.. derken adam napicagini bulmuş.. kendi
başindaki şapkasini cikartip yere atmiş, tabi maymunlar da kafalarindaki
şapkalari hemen yere atmişlar..adam boylece butun şapkalari toplayip sepetine
koymuş...
Aradan 50 yil gecmiş... artik adamin bir torunu varmiş, o da dedesi gibi
şapka saticisi olmuş... gunlerden birgun onun da yolu ayni ormana duşmuş. hava
yine cok sicakmiş ve genc adam bir agacin altina oturmuş, şapkalarla dolu
sepetini yanina koymuş ve uykuya dalmiş.... bir saat sonra uyanmiş bir de bakmiş
sepetin icinde şapkalar yok?!?!.. derken tuhaf sesler duymuş bir de kafasini
kaldirmiş ki agacin ustunde bi suru maymun, hepsinin kafasinda birer şapka....
adam duşunmuş:
"Dedem yillar once bana bir hikaye anlatmişti... napicagimi cok iyi
biliyorum....
"Adam kafasini kaşimaya başlamış, maymunlar da aynisini yapmişlar... adam
ellerini havaya kaldirmiş, maymunlar da ellerini kaldirmiş.... ve adam
gulumseyerek kendi başindaki şapkayi cikarmiş yere firlatmiş. o anda
maymunlardan biri agactan inmiş , adamin yere attigi şapkayi kapmiş, adama da bi
tokat atmişve :
"Sadece senin mi deden var lan !..??"
HEDİYE
Bir koylu dere kenarinda elide baltası agac budamaya gidiyormus.Baharin
etkisiylemidir, nedir elinden baltasini dereye dusurmus.
"Ah, eyvah simdi ben ne yapacagim"
derken, Tanri gorunmus aniden.
" Ne oldu ne var, neden sizlaniyorsun." diye sormus adama. Adam da:
" Aman tanrim, ben simdi ne yapacagim, baltami dereye dusurdum, yenibir
balta alacak param da yok, agaclari nasil budayacagim?."
Tanri :
" Dur bakalim." diyerek dereye gitmiş. Elinde bir altin balta ile donmus."
Soyle bakalim senin baltan bu mu ?."
Adam:
" Hayir tanrim " demis. Tanri yine dereye. Elinde gumus bir balta ile
donmus.
Sormus: " Senin baltan bu mu ?"
Adam : "Hayir Tanrim " demis. Tanri yine dereye gitmis. Elinde eski bir
demir balta ile donmus.
Sormus: " Senin baltan bu mu ?"
Adam sevincle: "Evet Tanrim" demis.
Tanri: " Oglum sen cok durust bir insansin, bu baltalarin her ucunu de sana
veriyorum, gule gule kullan " demis.
Adam mutlu, tanri mutlu ayrilmislar.
Aradan bir sure gecmis. Bizim adam dere kiyisinda karisi ile birlikte
yuruyorlarmis. Birden nasil olduysa olmus, kadin dereye dusmus, gozden
kaybolmus. Adam yazik feryat, figan. O sirada Tanri gelmis. Sormus ne oldugunu
adama.
Adam: " Ah Tanrim, kırk yillik karim, can yoldasim derede kayboldu. Ben
onsuz ne yapacagim simdi." demis.
Tanri dereye gitmis. Yaninda Jeniffer Lopez ile donmus." Senin karin bu mu
?" demis.
Adam atilmis. " Evet, evet...." Tanrinin kaslari catilmis.
" Sen bana yalan soyledin. Bu senin karin degil..."
Adam boynunu bukmus:
" Haklisin Tanrim. Ancak, ben fakir bir adamim. Degil desem, sen bu sefer
Demet Sener' i getireceksin. Ve sonunda ucunude bana hediye edeceksin.Ben bu
fakir halimle ucune birden nasil bakarim."
DANISMAN
Amerika-da, evlilik ve seks danismanlari vardir.. Isler iyi gitmemeye
basladi mi, bosanmak icin avukatlardan once, bu danismanlara basvurulur, belki
son bir umut icin..
Amerikali Temel ile esi, son zamanlarda seks yasamlarinin eskisi gibi
olmadigi fark etmisler.. Kalkmis danismana gitmisler..
Danisman onlari uzun uzun dinlemis..
- Seks yasaminiza biraz renk katmaniz gerekir- demis.. -Hep ayni pozisyon,
seksi monotonlastirir.. Hayalinizi kullanin.. Degisik sekiller deneyin!..-
- Nasil yani- demis, Temel..
- Mesela demis, danisman.. El arabasi pozisyonunu deneyin..
- O nasil oluyor demis, Temel!..
- Basit demis, danisman.
-Esin yuzukoyun uzanacak. Sen iki ayagini tutup kaldiracaksin. Esin elleri
uzerinde kalkacak.. Bir yandan yuruyeceksiniz.. Bir yandan da... Yani tam el
arabasi gibi birlesip gideceksiniz.. Anladin mi?..
Eve donmusler.. Temel seslenmis..
-Hadi bakalim.. El arabasina hazir ol!..
-Tamam olurum, ama iki sartla demis, karisi..
-Birincisi, acitirsa hemen birakacaksin. Ikincisi.. Annemlerin evinin
onunden gecmeyecegiz!
PLAJ
Koca, doktora telefon etti:
- Doktor bey, karıma plaj tavsiye etmiştiniz. "Hem sağlığı açısından
yararlı, hem çocuğu olması için..." demiştiniz. Bütün bir yazı plajda geçirip
döndük. İkimiz de bir yararını görmedik.
Doktor:
- Görmezsiniz elbet. Ben plaja birlikte gidin demedim ki, karınızın plaja
yalnız gitmesini tavsiye ettim!
Bi ayna varmis karsisina gecip yalan söylediginde yok oluyormussun, esmer
hatun gecmis aynanin karsisina ve demiski;
-"I think I have the most beautiful eyes in the world." (Dünyadaki en güzel
gözlere sahip olduğumu düşünüyorum)
Poff yok olmus..
kızıl hatun gelmis ve demiski,
-"I think I have the most beautiful hair in the world" demis, (Dünyadaki en
güzel saçlara sahip olduğumu düşünüyorum)
Pofff ... o da yok olmus..
Sonra sira sarisin hatuna gelmis, gecmis aynanin karsisina
-"I think.. " POFFFFF!...........
(düşünüyorum)
REKLAM YAPMA
Genç ve güzel sekreter son günlerde iyice açik saçik giyinmeye baslamis.
Özellikle yürüdügü zaman ortaya çikan görüntü genç patronun aklini çelecek
duruma gelmis. Bir gün yine bu ortam olusunca kapiyi kilitlemis ve sekretere
karsisindaki koltuga oturmasini söylemis.
Sekreter koltuga bir oturmus ki, genç patronun gözleri yuvasindan oynamis.
Sekreterin dizlerinin üzerine elini koyarak sormus;
- Bu satilik mi?
Sekreter, bir tokat indirmis ve buz gibi öfke dolu bir sesle;
- Elbette, hayir. Siz beni ne saniyorsunuz?
Patron hiç istifini bozmamis;
- Eger satmayi düsünmüyorsan reklamini da yapma...
NEREDEN BAŞLASAK
Tatlim, gozluklerimi cikarayimmi, yoksa kalsinmi?
- Cikar hayatim.
- Bluzumu?
- Cikar hayatim.
- Etegimi?
- Cikar hayatim.
- Sutyenimi?
- Cikar hayatim.
- Kulotumu
- Cikar hayatim.
- Tamponumu?
- tu kahretsin, oradan baslasaydin ya konusmaya!...
İZİN
Zorunlu askerligini yapmakta olan genc babaannesine koli icerisinde bir el
bombasi yollar, pimine yapistirdigi kagitta;
-Babaannecigim, benim acilen izine gelmemi istiyorsan lutfen bu halkayi
yerinden cekip cikar!...
BAŞIN AĞRIYOR MU?
Kari koca oturmus televizyon izlerken, erkegin cani sevismek ister.
Gider mutfaktan bir bardak su ile iki Aspirin getirir, karisina uzatir;
-Al karicigim sana su ve Aspirin getirdim!.
- ???!!! Neden hayatim?, basim agrimiyorki?.
- Allaha sukur!.
DENİZCİLER
Iki denizci oturmus sohbet ediyorlar;
- Sana iki haberim var, biri iyi, digeri kotu.
- Once kotusunu soyle.
- Biz seninle zamanimizin cogunlugunu seferde gecirirken karilarimizin
dostlugu cigrindan cikti, ikiside lezbiyen oldu!.
- Vay canina!, Peki iyi haberin nedir?.
- Senden hoslaniyorum!...
İÇ ÇAMAŞIR
Ivan bir haftaligina Paris’e gitmeye hazirlanmaktadir, karisi;
- Kocacigim, oradan bana bir Fransiz sutyeni alirmisin?.
Ivan karisina ters ters bakar ve;
- Karicigim sanki sende gogusmu varki, oradan sana sutyen getireyim?!.
- Kocacigim senin kulotlarini herzaman benim satin aldigimi unutuyorsun
ama!..
BEŞ PARA ETMEZ
Adam durdurdugu taksi soforune sorar:
- Genclik parkina kadar kaca goturursun?.
- Yuz Ruble.
- Peki yanima karimida alsam?.
-??? Yuz Ruble...
Adam karisina doner:
- Bak sana bes para etmezsin diye bosuna demiyormusum!.
AT KENDİNİ
Öbür dünyaya gelenler sıraya sokuluyor, uygun adım yürüyüşle Sırat köprüsü
başına sevkediliyordu. Baş melek Saint Pierre, gelen bir grup erkeğe "Durr!!"
buyruğunu verdikten sonra:
- Karısını aldatanlar kendilerini buradan aşağıya, cehenneme atsınlar!!
Gelenlerin hepsi kendini attı, bir kişi kaldı. Saint Pierre ona döndü:
- Hey sen! Sağır numarası yapma! At kendini sen de!
SÜPER BENZİN
İki deli, yolda giderken bir direksiyon bulunca çok sevindiler. O sevinçle
"saatte 160'la" uzunca bir süre yol aldıktan sonra benzincinin önünde durdular.
"Arabayı süren":
- Onbin liralık, dedi, süper olsun.
Benzinci ikisini de tepeden tırnağa süzdükten sonra:
- Gidin işinize be! diye bağırdı, sizin civatalarınız gevşek!
İkincisi, "araba kullanana" döndü:
- Gördün mü! Araba masraf kapısı açtı bile!
Bir hanımefendi, yıllık kontrol için doktora gitmiş. "Doktor..." demiş.
"Ben son derece sağlıklı bir kadınım. Bir tek kusurum var. Gaz kaçırıyorum.
Durmadan gaz kaçırıyorum. Evde, işte, otobüste, asansörde, süper markette.
Durmadan kaçırıyorum. Ama fazla da şikayetim yok. Kendime hiç sorun yapmıyorum
bunu. Çünkü benim kaçırdığım gazın ne kokusu var, ne de sesi çıkıyor."
Doktor, bir hap yazmış kadının reçetesine. "Bu haplardan günde üç tane al,
haftaya gel, gene beni gör." demiş.
Kadın, ertesi hafta hışımla girmiş doktorun muayenehanesine. "Doktor..."
demiş. "Hey doktor... Geçen hafta verdiğin haplardan sonra, kaçırdığım gazlar
leş gibi kokmaya başladı..."
Doktor, "Güzel..." demiş.
"Çok güzel... Sinüslerinizi tedavi ettik demek. Şimdi sıra geldi,
kulâklarınız üzerinde çalışmaya..."
KARDEŞİN
Genc adam sevgilisiyle birlikte koşa koşa eve gelmiş:
"Anneeee babaaaa işte karşinizda dunyanin en guzel kizi ve biz
evleniyoruz..!!!"
Annesiyle babasi cok heyecanlanmişlar,hep birlikte yemek yenmiş derken
babasi genc adami bir kenara cekmiş ve demiş ki:
"Bak oglum.... annenle ben 30 yildir evliyiz, o harika bir eş ve harika bir
annedir ama yatakta hicbir zaman beni yeterince mutlu etmedi.. benim de başka
kadinlarla birlikte olmaktan başka carem yoktu.. o yuzden.. ne yazik ki gercegi
bilmelisin, bu kizi taniyorum, annesini de.. oglum bu kiz senin kardeşin....."
Adam cok şaşirmiş cok da uzulmuş, ama tabi yapicak bişey yok ve kizla
ayrilmişlar.....
Birkac ay sonra adam yine kizlarla goruşmeye başlamiş, derken 1 sene sonra
yine yaninda guzel bi kizla eve gelmiş:
" Anneeee babaaaaaa işte sonunda hayatimin kadinini buldum.. ve evlenme
teklifimi kabul etti..!!!"
Yine hep birlikte kahveler icilmiş konuşmalar tanişmalar derken babasi yine
genc adami kenara cekmiş...
"Oglum bunu soylemekten nefret ediyorum ama ben bu kizi da tanidim, onun
annesiyle yillar once beraber olmuştum ve o da senin kardeşin..."
Genc adam artik iyice yikilmiş ve olanlari annesine anlatmaya karar vermiş:
"Anne.. iki kez sevgililerimi sizinle taniştirmaya eve getirdim, ve babam
ikisinin de anneleriyle zamaninda işi pişirmiş.. iki kizin da benim kardeşim
oldugunu soyledi.. bilmen gerektigini duşundum..."
Annesi gulmuş:
"Oglum sen onun sozlerini kafana takma, o senin gercek baban diil"
KARIŞTIRDIM
Sarisin ile esmer de, köseyi kolay dönmek için banka soymaya karar
vermisler...
Esmer bütün gece oturup plan yapmis... Sabah masanin üzerine kagitlari
sermis, soygunu tüm ayrintilari ile sarisina anlatmis...
-"Iyi anladin degil mi ?" diye de sormus.
"Burasi küçük bir semt bankasi.. Bir tek güvenlik görevlisi var... İşi üç
dakikada bitirirsin, ben seni arabada bekleyecegim."
Binmisler arabaya, gitmisler bankaya...
Esmer motoru çalisir tutarak direksiyonda beklerken, sarisin bankaya
girmis.
5 dk. geçmis...10 dk. geçmis... 15 dk. geçmis... Esmer korkmaya baslamis...
Tam gaza basip kaçmaya karar vermisken, bankanin kapisi büyük bir
gümbürtüyle sonuna kadar açilmis...
Önde sarisin elinde bir ip... Ipin ucuna kasa baglanmis, sürükleye
sürükleye arabaya kosmaya çalisiyor...
Arkasindan güvenlik görevlisi "DUR" diye bagirarak ates ediyor... Ama
kosamiyor...
Çünkü pantolonu ve iç çamasiri dizlerinden asagiya inmis...
Sarisin arabaya atlamis... Esmer gaza basmis ve öfkeyle seslenmis...
-"Bir de bana plani tam anladigini söylemistin !.. "
-"Anladim tabii..."
-"Ben sana GÜVENLIK GÖREVLISINI BAGLA, KASAYI BOSALT demistim gerzek
MAAŞ AZ
Yaşlı bir adam emekliye ayrılır ve kendine bir lisenin yanında küçük bir ev
alır. Emekliliğinin ilk bir kaç haftasını huzur içinde geçirir ama sonra ders
yılı başlar. Okulların açıldığı ilk gün, dersten çıkan öğrenciler yollarının
üzerindeki her çöp bidonunu tekmelerler, bağırıp, çağırarak. Bu çekilmez gürültü
günler sürer ve yaşlı adam bir önlem almaya karar verir. Ertesi gün çocuklar
gürültüyle evine doğru yaklaşırken, kapısının önüne çıkar, onları durdurur ve,
"Çok tatlı çocuklarsınız, çok da eğleniyorsunuz. Bu neşenizi sürdürmenizi
istiyorum sizden. Ben de sizlerin yaşındayken aynı şekilde gürültüler
çıkarmaktan hoşlanırdım bana gençliğimi hatırlatıyorsunuz. Eğer her gün buradan
geçer ve gürültü yaparsanız size her gün 1 dolar vereceğim..."
der. Bu teklif çocukların çok hoşuna gider ve gürültüyü sürdürürler. Birkaç
gün sonra yaşlı adam yine çocukların önüne çıkar ve onlara şöyle der;
"Çocuklar enflasyon beni de etkilemeye başladı bundan böyle size sadece 50
sent verebilirim."
Çocuklar pek hoşlanmazlar ama yine devam ederler gürültüye. Aradan bir kaç
gün daha geçer ve yaşlı adam yine karşılar onları.
"Bakın" der, "Henüz maaşımı alamadım bu yüzden size günde ancak 25 sent
verebilirim, tamam mı?"
"Olanaksız bayım" der içlerinden biri, "Günde 25 sent için bu işi
yapacağımızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Biz işi bırakıyoruz."
PROJE MÜDÜRÜ
Turistin biri evcil hayvan dükkanına girer ve hayvanlara bakmaya başlar. Bu
arada içeri diğer bir müşteri girer ve tezgahtara bir AutoCAD maymunu istediğini
söyler. Tezgahtar hay hay der ve kafeslerden birine giderek bir maymun çıkarır.
Maymunun tasmasını takarak müşteriye verir ve 5,000 $ der. Müşteri parayı öder
ve maymununu alarak oradan çıkar.
Şaşırmış olan turist tezgahtara giderek "Çok pahalı bir maymunmuş. Bunların
çoğu bir kaç yüz dolar iken o neden o kadar pahalı?" diye sorar. Tezgahtar, "Oh,
o maymun AutoCAD'i çok hızlı kullanır, hiç bir hata yapmaz, değerli bir
maymundur" diye cevap verir.
Turist diğer bir kafesteki maymuna bakar, " Vay bu daha da pahalıymış. O ne
yapıyor?" diye sorar."Ha, o bir dizayn maymunudur. sistem dizayn edebilir,
yerleşim projeleri yapar, çizimler yapar, spesifikasyonlar yazar, hatta bazı
hesaplamaları dahi yapar. Hepsi de gerçekten faydalı şeylerdir" der tezgahtar.
Turist etrafa biraz daha göz gezdirir ve tek başına bir kafeste bir maymun
görür. Boynundaki etikette 50,000$ yazmaktadır. Soluk soluğa tezgahtara gider.
"Ya şu ne yapıyor?" diye sorar. Tezgahtar cevap verir "Ha, onu gerçekte bir şey
yaparken görmedim ama proje müdürü olduğunu söylüyor".
KAVGA SEBEBİ
Karakolun kapisindan iceri bir kucuk oglan girmi$...
"Polis amca, lutfen yardim edin babam sokakta 3 ki$iyle kavga ediyo..."
Ve birlikte sokaga inmi$ler gercekten de cocugun babasi 3 tane adamla tekme
tokat dovu$uyo, polis sormu$:
"Peki hangisi senin baban????"
Cocuk cevap vermi$:
"Bilmiyorum.. zaten bu yuzden kavga ediyolar...."
"T" İLE
Konuşma özürlü çocuk yeni taşındığı mahallesinde okula gitmek için otobüs
bekliyormuş..
Otobüs karşıdan görününce el sallayıp bağırmaya başlamış, "Toför bey, Toför
bey Thur!" diye.. Şoför durağa gelince durmayıp devam etmiş..
Son derece canı sıkılmış çocuğun ve onu evin penceresinden seyreden
annesinin..
Ertesi gün aynı saatte otobüs görününce annesinin eline verdiği bir bez
parçasını sallayarak "Toför bey, Tofoför bey.. Thur.Thur..!" demiş..
Yine durmadan geçmiş şoför..
Üçüncü gün artık yolun ortasında durup ellerini kollarını sallayıp "Toför.
Töför.. Thur. Thur..!" demiş.
Hızla yaklaşan otobüs kırılmadık kemiğini bırakmaksızın çarpmış çocuğa..
Olay yerine gelen polis çocukcağızı ambulansa yerleştirmiş ve şoföre
sormuş,
"Zavallı çocuğu gördüğün halde neden vurdun?" diye..
"Tayanamatım petemenke..!" demiş şoför,
"Tünlertir penle talka getiyor ettoluettek..!"
TEMEL VE AYI
Temel birgün meyhanede dertli dertli içiyormus. Onu gören Dursun :
- Ne bu hal, demis. Temel :
- Bosver, demis. Dursun israr etmis, Temel dayanamamis ve baslamis
anlatmaya:
- Hani ben bir zaman Afrikaya gitmistim ayi avlamaya. Hatirladinmi? Bayagi
da uzun kalmistim hatirlarsan... Avlanmak için günlerce gezindim ve sonunda
buldum avlayacak bi ayi ama tam ates edecekken tüfek bozuldu. Ben de kaçarken
uçurumdan asagi düstüm...
- Eeeee, demis Dursun, Sonra...
- Hertarafim kan revan içinde komaya girmisim. Sonra ayi beni yuvasina
götürdü. Yaralarimi yaladi, balla, sütle besledi beni, iyilestikten sonra da
bana tecavuz etti aylarca...
- Buna mi üzülüyorsun, takma kafani ya bak bu kadar zaman gecti. Çoluk
çocuga karistin, mutlu bir hayatin var, demis Durmus.
Temel :
- Bu da hayat mi be birader... O Afrikada ben burda...
SON YILLARIN EN GÜZEL MASALI
Bir zamanlar uzaklarda bir ülkede çok yakışıklı bir prens yaşarmış....
Ancak prens daha küçükken ülkedeki kötü kalpli cadının lanetine uğramış, ve
üzerindeki bu lanet yüzünden her yıl sadece 1 kelime konuşabiliyormuş....
Mesela prens 2 kelime söyleyeceği zaman bir yıl boyunca susuyor böylece
ertesi yıl da 2 kelime söyleme hakkı oluyormuş...
Bir gün bu yakışıklı ama talihsiz prens dere kenarında otururken, bir de
bakmış karşıda küçük bir kulübe, ve kulübenin bahçesinde muhteşem bir
kız..saçları altından daha sarı, gözleri gökyüzünden daha mavi, dudakları
kirazdan daha kırmızıymış ..
Prens bu güzelliği görünce aklı başından gitmiş, o anda vurulmuş.. ve 2 yıl
boyunca konuşmamaya karar vermiş, 2 yıl sonunda kıza ;çok güzelsiniz; diyebilmek
için....
Ama 2 yılın dolduğu gün prensin içindeki bu ateş daha da büyümüş ve kıza
;size aşık oldum;demek için yanıp tutuşur olmuş...
Böylece ÇOK+GÜZELSİNİZ+SİZE+AŞIK+OLDUM == toplam 5 kelimeyi söyleyebilmek
için, gecen 2 yılın ardından 3 yıl daha konuşmamayı göze almış....
Ve 5 yılın sonunda prens konuşmak için hazır olduğu sırada, birden bu
muhteşem güzel ve zarif kızla evlenmeyi, onu sarayının prensesi yapmayı ne kadar
istediğini fark etmiş...
Böylece ÇOK+GÜZELSİNİZ+SİZE+AŞIK+OLDUM+BENİMLE+EVLENİR MISINIZ toplam 7
kelime söyleyebilmek , için 5 yılın ardından 2 yıl daha sabretmeye karar
vermiş....
Ve prens bu platonik duygularla 7 koskoca yılı tamamladığı gün, artık
dünyanın en heyecanlı ve en mutlu erkeği olarak kızın yaşadığı kulübeye
koşmuş....
Kız yine kulübenin bahçesinde oturuyormuş ve bir kitap okuyormuş....
Prens elindeki bir tek kırmızı gülü kıza uzatmış ve sormuş:
- ÇOK GÜZELSİNİZ, SİZE AŞIK OLDUM, BENİMLE EVLENİR MİSİNİZ?
Kız başını kaldırıp prense bakmış...... Kulaklarını örten altın sarısı
saçlarını geriye atmış...
... ve prense şöyle demiş:
- PARDON?..
İNTİKAM
Nasil yagmur nasil firtina, adam bir taksiye el kaldirir, taksi durur..
Adam gidecegi yeri söyleyince, taksici kizarak
"Ohoo orasi çok yakin alamam seni" der vegazlar gider..
Adam çok bozulur ama sonra bir sekilde evine gitmeyi basarir.. Ertesi gün
şans eseri bir bakar ki, dün geceki taksici, evinin önündeki taksi duragindadir
ve üçüncü siradadir..
Hemen plan yapar ve ilk taksi söförüne yanasir:
- Ataköye kaça götürürsün ?"
- 5 milyon
- Sana 20 milyon veririm ama bir kere verirsin
- Hadi be sapik misin, defol..
Adam bu cevabi alinca ikinci siradaki taksiye yanasir
- Ataköye kaça götürürsün ?
- 5 milyon
- Sana 20 milyon veririm ama bana bir kere verirsin
- Vay sapikkk vayy defol
Sira üçüncü taksiciye yani bizim taksiciye gelmistir.. Adam yanasir:
- Ataköye kaça götürürsün ?
- 5 milyon
- Peki sana 20 milyon veririm ama bir sartim var
- Nedir ?
- Giderken diger taksicilere el salliyacaksin
- Ayibettin abi tabii...
Renkli ki$iligiyle ün yapmi$ bir felsefe hocasi, yilin son sinavini yapmak
uzere sinifa girmi$.. butun ogrenciler cok heyecanli, hepsi merakla sorulari
bekliyolar, felsefe hocasi sinifa $oyle bi bakmi$, derken sandalyesini kaptigi
gibi kürsünün uzerine koymu$..
"I$TE 100 PUANLIK TEK SORU" demi$.. "BANA BU SANDALYENIN VAROLMADIGINI
ISPAT EDIN"
Herkes bir giri$mi$ yazmaya efendim hizli hizli yazanlar haril haril
du$unenler derken, aralarindan biri kagida tek bi cumle yazmi$ sonra kalkmi$
hocasina vermi$, ve sinavi bitirip cikmi$....
Sonuclar aciklandigi zaman bir bakmi$lar koca sinifta 100 uzerinden 100
alan tek ki$i var, o da sinavi 2 dakkada bitirip cikan cocuk..!!!
Peki acaba cocuga 100 puan getiren o tek cumle neymi$????
"HANGİ SANDALYE"
REKLAM
Wilson adinda birinin bir çivi fabrikasi vardir ve reklama ihtiyaci vardir.
Pazarlamaci bir arkadasi ile konusurken arkadasi "Wilson Çivileri"diye bir
reklam ayarlayabilecegini ifade eder.
"Bana bir hafta ver" der arkadasi, "sana bir kasetle dönecegim"
Bir hafta sonra pazarlama uzmani wilsonu görmeye gelir. Kaseti videoya
koyar ve çalistirir.
Romali bir asker Isa'yi Çarmiha çivilemekle mesgul, Yüzünü kamereya çevirir
ve "Wilson çivileri kullanin, onlar herseyi tasirlar" der.
Wilson çilgina döner ve bagirir "Senin problemin ne? Bunu asla TVde
göstermezler, sana ikinci bir sans veriyorum, ama kesinlikle Romalilarin Isa'yi
çarmiha germesi gibi seyler istemiyorum"
Ikinci hafta pazarlamaci elinde baska bir kasetle gelir, Yine kaseti
videoya koyar ve çalistirir. Bu sefer kamera Romanin disindan merkeze dogru
yakinlasir ve çarmiha asili Isa'nin önünde durur. Romali bir asker yukari bakar
ve 'Wilson çivileri, herseyi tasir'.
Wilson kendini tutar bu sefer. "Sen beni anlamiyorsun, Çarmihta bir Isa
istemiyorum. Sana son sans veriyorum bir hafta içinde yayinlanabilecek bir
reklamla gelmeni istiyorum"
Bir hafta daha geçer. Wilson sabirsizca beklemektedir.
Pazarlama uzmani yeni kasetiyle gelir. Saçlari uzamis, çiplak bir adam
nefes nefese kosmaktadir. Bir düzine Romali askerde pesinden kovalamaktadir.
Tepenin basina gelirler ve askerlerden biri kameralardan birine dönerek: 'Keske
Wilson çivileri kullansaydik!'.
KAYSERİLİ
Oğlu kayseriliden para istiyor:
"Baba 500 bin lira verirmisin"
Kayserili:
"400bin mi dedin? naapçan lan 300 bini 200 bin neyine yetmiyor al sana 100
bin yeter..."
Kayserili çıkartıp 50 bin lira verir...
Oğlu:
"eheh.. baba bana zaten 50 bin lazımdı..."
"Bak sen kerataya... demek sahte para vermesem kazıklayacaktın beni..."
KANCA
Bir liman barinda bir denizci ve bir korsan sohbet etmekte ve karsilikli
maceralarini anlatmaktadirlar.
Korsanin tahta bacagini, elindeki kancayi ve bir gözünü kapatan bandi
farkeden denizci sorar:
"Eee, bacagini nasil kaybettin?"
Korsan anlatir:
"Denizin ortasinda firtinaya yakalanmistik. Dev bir dalga beni güverteden
aldi götürdü. Adamlarim beni gemiye çekerken bir grup köpek baligi ortaya çikti
ve aralarindan biri bacagimi kopariverdi.."
"Korkunç..."
diye sizlandi denizci.
"Peki o kanca nedir?" "Aaa...,"
diye devam etti korsan,
"bir ticaret gemisine borda etmistik, tabancalar patliyordu, kiliçlar
sakirdiyordu. O kargasada elim koptu gitti... Kimin yaptigini göremedim bile.."
"Aman Tanrim.. Dehset verici bir sey bu.... Peki gözünün üstündeki bant
nedir?"
"Bir marti geldi ve gözümün üstüne pisledi..."
diye cevap verir korsan.
"Yani gözünü bir kus pisligi mi kör etti?"
diye merakla sorar denizci..
"Ama nasil olur?"
Korsan gayet sakin anlatir:
"Kancayi taktiklari ilk gündü, tamam mi?"
AKILLI ER
Bir albay, bir er, bir yasli kadin ve bir de genc kiz trende ayni
kompartmanda yolculuk etmektedir. Tren bir tunele girip kompartman karardigi
zaman, MUCUK bir öpücük sesi ve ardindan SIIRRRRAAAK ! diye bir tokat sesi
duyulur. Tünelden ciktıktan sonra yasli kadin "Aferin genc kiza Nasil yapistirdi
tokadi" diye düsünmekte ve kafasini sallamaktadir.
Genc kiz da "Zevksiz herif bu morukta ne buldu ki , bi de öpmeye kalkti ama
kadin da iyi yapistirdi " diye dusunmektedir.
Albay ise "Ulan bizim esoglusu er, kizi öptü. Tokadi biz yedik" diye
yanarken er de icinden soyle düsünmektedir:
"Hehe. Aferin lan bana. elimi öpüp nasil yapistirdim tokadi albaya...
SENFONİ ANALİZİ
Bir sanayi şirketinin Genel Müdürü ve aynı zamanda bir Kültür Vakfınca
kurulan Senfoni Orkestrası'nın Yönetim Kurulu Başkanı, o ayın konseri olan
Schubert’in "Bitmemiş Senfonisi'ne gidemediğinden yerine şirketin verimlilik
uzmanını gönderir.
Ertesi hafta, verimlilik uzmanından bir teşekkür ve değerlendirme raporu
alır:
"Sayın Genel Müdürüm"
* 4 Obuacı, konserin önemli bir zaman diliminde boş oturmuşlardır. Bunların
sayısı azaltılmalıdır ve diğerlerinin konsere daha çok katkısı sağlanmalıdır.
* 12 kemancı aynı anda aynı hareketleri yapmakta, aynı notaları
seslendirmektedir. Burada da personel tasarrufu şiddetle tavsiye ediyorum.
* Özellikle 16'lık notaların çalınması oldukça gereksizdir. Çünkü
izleyiciler 8'lik notalarla 16'lık notalar arasındaki farkı anında
hissedememektedirler. Dolayısıyla 8'lik notalarla eser icra edilmeli, yüksek
ücretli keman ustaları yerine stajyerler kullanılarak masraflar düşürülmelidir.
* Yaylı sazlarla işlenen pasajların, nefesli sazlarla tekrarının yol açtığı
gereksiz tekrarlamalar önlenebilir. Böylece 2 saatlik konser de 20 dakikaya
inmiş olur.
* Eğer Schubert bütün bunları bilmiş olsaydı, Bitmemiş Senfoni, bitmiş
olurdu.
Saygılarımla....."
OTELCİNİN KARISI
Temel, seyahate çıkmış. Uzun zaman evinden ayrı kalmış. Bir akşam bir kente
gelip küçük bir otele inmiş. Odasına yerleştikten sonra, aşağıya telefon etmiş.
Telefonu otelin sahibi açmış.
Temel, ne istediğini söylemiş:
"Bana bir fahişe bulup gönderin."
Bunu söyledikten sonra telefonu kapatmış. Otelin sahibi şaşırmış.
Yanında duran karısına dönmüş:
"Demin gelen müşteri kadın istiyor..."
Otelin sahibinin karısı öfkeden deliye dönmüş:
"Terbiyesiz adam, ne zannediyor bizim otelimizi. Hemen git o müşteriye
ağzının payını ver..."
Otel sahibi, müşteriye ağzının payını verme fikrini pek tutmamış:
"Adama ne söyleyeceğim karıcım, bir terbiyesizlik eder, başım derde
girer..."
Kadın çok sinirliymiş:
"Sen gitmezsen, ben gider söylerim..."
Ve, hışımla merdivenleri çıkıp Temel'in ağzının payını vermeye gitmiş.
Kocası da aşağıda bekliyormuş. Yukardan gürültüler gelmeye başlamış.
Onbeş yirmi dakika sonra Temel aşağıya inmiş. Üstü başı yırtılmış, yüzü
tırmıklanmış... Otelcinin yanına gidip bir güzel çıkışmış:
"Ne biçim kadın göndermişsin be. İstemem diye tutturdu. Becerene kadar anam
ağladı"
SARISIN VE RULET
Iki gazino krupyesi canlari sikkin, rulet masasi basinda musteri
bekliyorlardi. Bu sirada cazibeli bir sarisin elinde USD 20.000 lik fisle masaya
dogru yaklasti ve
- "Pardon oynayabilir miyiz?" dedi. "Ben kendimi ciplak olursam daha sansli
hissediyorum" diye ilave etti ve ustundekileri bir cirpida cikardi. Bu sirada da
rulet ¿arki da cevrildi.
- "Hadi bakalim, kazanacagiz, yeni elbiselere ihtiyacim var." dedi sarisin.
Kisa bir aradan sonra bir ciglik duyuldu:
- "Evet, evet kazandim, kazandim." Elbiselerini ve paralari toplayip gozden
kayboldu.
Krupiyeler birbirlerine bakakaldilar. Az sonra biri digerine sordu:
- "Fislerini hangi numaraya koymustu ki?"
- "Bilmiyorum, sen bakiyorsun diye dusunmustum."
BOĞA
Çok güçlü, damizlik bir boga köyündeki tüm ineklerle çiftlesmis. Inekler
yetmeyince diger hayvanlara ve hatta köyün kadinlarina yan gözle bakmaya
baslamis. Bu durumdan rahatsiz olan köy ahalisi ne yapsak diye düsünmeye
baslamis. Köy ihtiyarheyeti toplanmis ve ünü tüm ülkeye yayilan bogayi devlet
üretme çiftligine satmaya karar vermis. Bakicilari devlet üretme çiftligine
satilan bogayi ineklerin arasina salmis, aradan birkaç gün geçmis ancak bogada
hiç bir haraket olmamis. Agacin altinda gevis getiren boganin bakicisi yanina
gitmis ve :
- Boga kardes, köydeyken seni kimse tutamazdi, ne oldu hastamisin?
diye sormus. Boga, bakicisina yavasça dönerek :
- Eeee ne yapalim? Artik devlet memuru olduk, demis...
HASTANEDE TESTLER KARISIR ve ...
Adamin biri karisinin test sonuclarini almak uzere doktora gitmis.
Recepsiyondaki hemsire:
- Kusura bakmayin beyefendi, ama ufak bir problemimiz var. Karinizin
testlerini lab'a gonderdigimizde ayni isimli bir baska bayan da teste gitmis ve
hangisi karinizin hangisi diger bayanin emin olamiyoruz malesef, demis. Acik
olmak gerekirse sonuclardan biri kotu digeri ise dahada kotu!
Adam:
- "Ne demek istiyorsunuz yani?"
Hemsire:
- "Testlerden biri AIDS digeri ise Alzheimer cikti ve hangisi karinizinki
birsey soyleyemiyoruz."
Adam:
- "Korkunc birsey, peki simdi ne yapmaliyim?"
Hemsire:
- "Bence, karinizi sehrin gobeginde en kalabalik noktaya birakin ve eger
evin yolunu bulabilirse de birdaha da onunla yatmayin..."